Korkak ve Canavar Perg Efsaneleri 1. Kitap

9,1/10  (8 Oy) · 
14 okunma  · 
4 beğeni  · 
552 gösterim
Eserleri 8 dile çevrilen ve özellikle Çin'de büyük bir ilgi toplayan Barış Müstecaplıoğlu'nun Perg Efsaneleri serisinin ilk romanı Korkak ve Canavar, Türkiye'de fantastik kurgu edebiyatının da ilk romanı. Günümüzde bir klasik olan bu eser, hayal gücü ile insani duyguları buluşturma başarısıyla birçok okulun edebiyat derslerinde okutuluyor.

Bize yeni bir diyarı keşfetmenin tadını yaşatırken, aslında insanın kendini keşfetmesini anlatan Korkak ve Canavar'da, sıradışı kahramanlarımız Leofold ve Guorin'in sürprizlerle dolu yolculuklarına eşlik ediyoruz.

Perg Efsaneleri, bizden farklı olanı, farklı görüneni ve farklı yaşayanı sevebilmek üzerine yazılmış en güzel öykülerden biri...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2013
  • Sayfa Sayısı:
    312
  • ISBN:
    9786053753025
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
kardelen tetiköz 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Türk bir yazardan çıkmış fantastik bir seri.Sanki düş gücünün sadece Avrupalı ve Amerikalı yazarlarda olduğunun sanıldığı şöyle bir dönemde herkese ağzının payını vermiş bir yazar.Karakterler derin,hepsinin ayrı bir hikayesi var.Hikaye sürükleyici.E daha ne olsun.

Ahmet Özaysın 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Korkak ve Canavar Barış Müstecaplıoğlu’nun 2002 yılında yayınlanan fantastik kurgu türündeki romanı. Edebiyatın her türünü seven bir okur olarak fantastik roman olarak okuduğum eser sayısı oldukça az. Hele de bu kitabın yazarı bir Türk ise bu sayı bir elin parmaklarını geçmiyor. Lakin iyi ki de okumuşum bu kitabı.
Barış Müstecaplıoğlu’nun bu eseri ilk Türk fantastik kurgu romanı olarak kabul ediliyor. Aslında bu kitap yazarın Perg Efsaneleri serisinin ilk kitabı. Merdaran’ın Sırrı (2002), Bataklık Ülke (2004) ve Tanrıların Alfabesi (2005) serinin diğer üç kitabı. Eserleri sekiz dile çevrilen yazarın Çin’de büyük ilgi topladığını ise ilginç bir dipnot olarak belirteyim.
Fantastik romanlarda genellikle giriş kısmı çok sıkıcıdır. Yazar yarattığı kurgu dünyayı okuyucunun zihninde inşa etmek için mekânı ve karakterleri uzun uzun betimler. Oradaki evrene özgü gerçeklikler ve kurallar hakkında bilgi verir. Oldukça durağan ve heyecansız bu başlangıçlar okuyucuyu kitaptan soğutur. Hatta olay ve kişilerin birbirine girdiği bu tür kitaplarda okuyucu devam edip etmemekte kararsız kalır. Yazar eserinde bu geleneği bozarak kitaba oldukça haraketli ve merak uyandırıcı bir giriş yapmış. Kitabın ana karakteri Leofold’un geçmişi hakkında bir ön bilgi edinmemizi sağlayan bu kısım, kitaba devam etmemiz gerektiğine bizi ikna ediyor. Yazar kurguladığı dünyayı kitabın tamamına yayarak ve yavaşça sindirerek okuyucuya sunuyor. Bu durum eserin en büyük artılarından biri olmuş bence.
Leofold Kadi’de yaşayan cesur, yakışıklı ve genç bir askerdir. Kitabın giriş kısmında bahsedilen olayın sonrasında ailesini kaybeder. Onu himayesine alan Gurman tarafından oğlu Mirtayek ile birlikte yetiştirilir. Kadi’deki Asuber ve Kozan arasındaki savaşta Leofold can dostu Mirtayek’le beraber Kozan saflarında savaşır. Bu savaşta dostunu yitiren Leofold kaçarken, mazisinde çok kötü anılar barındırdığı bir tünele saklanmak zorunda kalır. Ancak burada başına geleceklerden habersizdir. Tünelden kurtulduğunda o artık eski yakışıklı Leofold değil kabuklu vücudu ve iri pençeleriyle iğrenç, çirkin bir yaratık haline dönüşmüş Canavar’dır.
Diğer ana karakter Guorin ise sakat numarası yaparak Kadi’deki köyünde kalıp savaştan kaçan korkak bir adamdır. Bu şekilde ailesini koruyacağını düşünmektedir. Bir gün Asuber’in askerleri köyü basar ve askerlerin komutanı bir anlık öfke ile Guorin’in hamile eşini öldürür. Sakat numarası yaptığı ortaya çıkan Guorin, eşini öldüren komutan tarafından düelloya davet edilir. Ama o yalnızca kaçmayı tercih eder. Savaştan kaçmanın en büyük onursuzluk olduğu köyüne bir daha dönecek yüzü yoktur. Her şeyini kaybetmiş bir adam olarak ormanda yaşamaya başlar. Bu bölümde Guorin yaptıklarıyla okuyucu olarak bizi kendisinden nefret ettirir. Hiç hoşlanmadığımız Guorin’i ilerleyen sayfalarda çok daha detaylı tanırız. Hakkındaki düşüncelerimiz tümüyle değişir. Yazar kitapta Guorin ile çok sıcak ve hayatın içinden bir karakter portresi çizer. Guorin’in başından geçen her olaydan sonra değişimi ve düşünceleri çok etkileyici anlatılır. Kitabın sevdiğim bir diğer yönü ise Guorin gibi çok başarılı bir tiplemenin yaratılmış olması.
Leofold ormanda Guorin’e saldıran ayıyı öldürerek onun hayatını kurtarır ve böylece tanışırlar. Bu iki kaybedenin tanışmasının ardından üçüncü ana karakterimizin ortaya çıkması uzun sürmez. Ansızın yanlarında bitiveren bu adam da Büyücü Geryan’dır. Bu yaşlı ve bilge büyücü onlara birlikte Perg’i kurtarmayı teklif eder. Uzun zamandır Geryan’ın peşinde olduğu Savaş Tanrısı Tsherman, Asuber’e yaptırdığı kara büyülerle Perg Diyarının her tarafını kana bulamaktadır. Bu tuhaf üçlü Perg Diyarını Tshermon’un lanetli kitabının şerrinden kurtarmak için heyecan dolu bir maceraya atılırlar.
Bu maceradan bahsetmeyeceğim elbette. Korkunç yaratıklar, devasa kanatlı kuşlar, ateş saçan deniz canavarları, metrelerce yükseklikteki ağaçlardan oluşan kadim ormanlar ve çok daha fazlası kitapta sizi bekliyor. Ancak kitapla ilgili söyleyeceklerim bitmedi. Yazarın kurguladığı Perg Diyarının güzelliğinden bahsetmezsek haksızlık olur. Büyüklü küçüklü adalardan oluşan Perg’de insanların yanı sıra Promlar ve çeşitli hayvan ve yaratıklar yaşıyorlar. Genellikle ticaret ve madenciliğin yaygın olduğu bu adalarda denizcilik çok gelişmiş. Çeşitli büyüklüklerde hızlı gemiler ve tabiki acımasız korsanlar etraflarına korku saçıyorlar. Kitabın başında verilen Perg haritası ise okurken size fazlasıyla yardımcı oluyor. Kahramanlarımızın yolculukları esnasında geçmek zorunda kaldıkları diğer âlemde sürekli aç dolaşan gerf kedileri var ki hayran kaldım. Yoğunluklarını ayarlayabilme kabiliyetine sahip bu kediler istediklerinde görünmez olabiliyorlar. Ama bir zaafları var ki görünmez olmadıklarında çok hantallar.
Kitapta dikkati çeken bir diğer özellik ise kahramanların salt iyi ya da kötü olmamaları. Her karakter içinde hem iyiliği hem de kötülüğü barındırıyor. Hepsinin kendilerine göre hataları ve pişmanlıkları var. Yazarın karakter oluştururken ki bu tercihi romanı çok daha fazla okunası hale getiriyor. Hayat da böyle değil midir zaten? Siyah ve beyaz yoktur, gri vardır hep.
Kitabın en eğlenceli yönü ise yazarın sizi hep ters köşeye yatırması. Olaylar ilerledikçe istemsiz olarak yaptığınız tahminler hep boşa çıkıyor ve yazar sizi her defasında şaşırtmayı başarıyor. Tshermon’un tapınağında Masumiyet Tanrısını buldukları anda olduğu gibi.
Bu tür kitaplarda tasvirin dozu çok önemlidir. Eğer gereğinden az olursa okuyucunun fantastik dünya ile bağını koparır. Eğer gereğinden fazla olursa okuyucunun hayal dünyasına ket vurduğu için yine irtibatı koparır. Bana göre yazar genel anlamda bu ölçüyü iyi tutturmuşsa da ben betimlemelerin biraz daha fazla olmasını tercih ederdim. Mesela kitaptaki Promlar çoğu yerde muallakta kalmış. Zihnimizde tam anlamıyla konumlanmıyor. Kont Asuber biraz daha korkunç ve şeytani olarak gösterilebilirdi. Gerf kedileri gibi motiflere daha fazla yer verilse tadından yenmezdi açıkçası. Ama bu eleştiriler sadece kitabın içindeki fantastik âlemde yaptığı seyahatten büyük bir zevk alan okuyucunun serzenişleri olarak görülmeli.
Kitap son derece akıcı. Okurken hikâyenin hemen içine giriveriyorsunuz. Oradaki kahramanlarla birlikte kimi zaman seviniyor, kimi zaman üzülüyor, kimi zaman da geriliyorsunuz. Kitap bittiğinde neden bir üç yüz sayfa daha yazmamış ki diye yazara kızıyorsunuz. Neyse ki bu bir serinin ilk kitabı ve eminim heyecan dolu üç kitap daha okunmayı bekliyor. Şahsen ben şimdiden meraklandım. Serinin devamını en kısa sürede okuyacağım.
Korkak ve Canavar bizden bir yazarın ne kadar özgün ve başarılı bir fantastik kurgu eser ortaya koyabileceğinin ispatı. Bu anlamda Barış Müstecaplıoğlu’nu kutlamak gerek. Benim gibi bu kitabı çok geç keşfeden kitapseverlere de teessüf etmek gerek herhalde. Fantastik Perg Diyarında büyülü ve soluksuz bir macera yaşamak istiyorsanız Korkak ve Canavar’ı mutlaka okuyun.
http://www.kitapvedusunce.com

selman metli 
24 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Barış Müstecaplıoğlu Fantazya konusunda ne kadar usta olduğunu daha ilk sayfalarda belli ediyor. Serinin devamı ise çıtayı her kitapta yükseltiyor ve insanda müthiş bir evreni tanıma şansı sunuyor. Bu hayal gücü karşısında şapka çıkarıyorum...

çiğdem 
17 Eki 10:40, Kitabı yarım bıraktı, 7/10 puan

Düşünce ve hikaye güzel ama yazarın anlatımı bana çok basit geldi. Sadece yazarın dilinden dolayı devam edemedim kitaba. Tabii ki bu kitabın kötü olduğunu göstermez sadece kişisel bir tercih. Kurgudan dolayı 7 puan veriyorum.

Kitaptan 7 Alıntı

"Bir kahramanı değerli yapan, tek eliyle on kişiyi yere yıkması değildir. bunu sıradan bir ayı da yapabilir. Onu özel kılan şey, bu gücü kazanmak için çektiği acılar ve harcadığı yıllardır."
"Ve tabii en önemlisi, bu gücü isteme sebebidir."

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu

"Fakat gücün iki boyutu vardır,"... "İsteklerinden vazgeçebilmek ve istemediklerine katlanabilmek. Sen arzularını geride bırakabildin. Peki acaba daha fazlasını da yapabilir misin?"

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu

“Hepimiz bir gün öleceğiz. Belki genç belki yaşlı. Belki acıyla belki de huzurlu. Ama bir gün mutlaka yokluğa karışacağız. Bundan kaçamayız. Bununla savaşamayız. Fakat tümden çaresiz de değiliz. Onurumuzu koruyarak ölmek elimizde.”

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu

"Basit bir insan gibi düşünüyorsun. Bunun için seni suçlamayacağım.Güç deyince aklına sadece şiddet geliyor. Ama güç, istediğin şeye ulaşmanı sağlayan bir yetenektir. Ve diyarlardaki en büyük güç masumiyettir."

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu

"Sizler bizleri tanrılaştırdınız. Adımızı taşıyan tapınaklar, gösterişli heykeller yaptınız. Çünkü tanrılarla yüz yüze konuşabiliyor olmak gururunuzu okşayacaktı. Buna inanmak hoşunuza gidecekti. Maalesef bizim de hoşumuza gitti. Tanrı rolünü hepimiz çok sevdik. Fakat siz bununla da yetinmediniz. Takipçisi olduğunuz tanrının en büyük tanrı olduğuna inanmak istediniz. Biz bunu da memnuniyetle kabul ettik. Bu uğurda yüzyıllarca sürecek savaşlar başlattınız. Savaşan sizdiniz, ama adına tanrılar savaşı dediniz.”

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu

“Tanrıların siz insanlara verdiği bu güç hep ilgimi çekmiştir. Çoğu zaman basit, bencil, korkak yaratılarsınız. Hayvanları çoğunuza tercih ederim. Ama bazen öyle şeyler yapıyorsunuz ki, tanrıların sizi hayvanlardan üstün tutmasını anlayabiliyorum. Peki, senin ruhun ne kadar güçlü Leofold? Yüreğinin sınırları nedir? Perg’de yaşayanlar ya da lanetli köyün için ne kadar fedakârlık yapabilirsin? Nereye kadar gidebilirsin?”

Korkak ve Canavar, Barış MüstecaplıoğluKorkak ve Canavar, Barış Müstecaplıoğlu