Kuzgun Bütün Şiirleri

9,1/10  (13 Oy) · 
48 okunma  · 
10 beğeni  · 
818 gösterim
Morg Sokağı Cinayeti, Usherler'ın Çöküşü, Kızıl Ölümün Maskesi
Kara Kedi, Kuyu ve Sarkaç vb. ürkütücü, ama ürkütürken de düşündüren, karabasanlarla dolu hikayelerindeki karakterler kadar kendi hayatı da huzursuz, mutsuz ve kabuslarla dolu kısa gerilim ve korku hikayeleri yazarların öncüsü ve ilham kaynağı Edgar Allan Poe'nun hikayeleri kadar gizemli şiir dünyasına hoşgeldiniz.

Bilim, Sen eski zamanların ön kızı!
Her şeyi değiştirirsin araştıran gözlerinle.
Neden avladın şairin kalbini böyle,
Kanatları sıkıcı gerçekler olan akbaba?
Seni nasıl sevebilir, seni nasıl akıllı görebilir?
Bırakmıyorsun ki onu, gezinsin aramak için
Mücevherlerle kaplı gökyüzündeki hazineyi
Süzülerek cesur kanatlarıyla
Sen sürüklemedin mi Diana'yı arabasından?
Sen sürmedin mi ağaç perisini ormanından,
Sığınak yapmak için kendine mutlu bir yıldızdan,
Su perisini koparıp almadın mı yağmurdan?
Minik periyi yeşil çimlerden ve beni
Hint humması ağacı altındaki yaz hayalimden?
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786055642464
  • Çeviri:
    Hande Taştekin
  • Yayınevi:
    Bilge Karınca Yayınları
  • Kitabın Türü:
Cavanşir Gadimov 
27 Nis 2015, Kitabı okumadı, Puan vermedi

Kuzgun şiiri çok güzel olmakla birlikte, Poe'nun onu nasıl yazdığının hikayesi daha da ilginç. Poe kuzgunu nasıl yazdığını adım adım neleri uyguladığını bir bir bir anlatıyor. Herkese tavsiye ederim. Bir şiirin nasıl yazıldığının hikayesi bana göre şiirin kendisinden daha ilginç geldi. Tabii ikisi birlikte okunduğunda ortaya çok daha güzel bir anlatım çıkıyor.

fazilet özdiker 
18 Eyl 11:24, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kuzgun yayınlanana kadar komşularının bile farkında olmadığı bir yazar, Kuzgun ile birlikte ciidiye alınmaya sevilmeye başlar.. Kuzgun hem bir şiir hem bir yastır.. Bir kadının ölümü ve kadının güzelliği.. Poe bu şiirde sıradışı.. Asla diyen kuzgun ve bu sayede kaybettiği şeylerin geri gelmeyeceğini anlayan bir sevgili.. Okuyabilecek olanların şiiri Ingilizce okumalarını tavsiye ederim..

Kitaptan 4 Alıntı

Celal Uslu 
02 Eyl 12:42, Kitabı okudu, Puan vermedi

Ne farkeder, dünyalar minik dairelerde dönse,
Bir küçük sisteme bağlı olsa ve bir güneşe.
Bütün aşkım budalalık sayılıyorsa ve kalabalık
Bütün dehşetimi hâlâ şimşek bulutu, fırtına,
Deprem, okyanus gazabı sanıyorsa,
(Ah! Silip atacaklarsa beni öfkeli bir anımda)
Ne çıkar tek güneşi olsa gezegenlerin...

Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 26)Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 26)

Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin
O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,
Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,
Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;
"Bir ziyaretçidir" dedim, "oda kapısını çalan,
Başka kim gelir bu zaman?"

Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi,
Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman,
Işısın istedim şafak çaresini arayarak
Bana kalan o acının kaybolup gitmiş Lenore'dan,
Meleklerin çağırdığı eşsiz, sevgili Lenore'dan,
Adı artık anılmayan.

İpekli, kararsız, hazin hışırtısı mor perdenin
Korkulara saldı beni, daha önce duyulmayan;
Yatışsın diye yüreğim ayağa kalkarak dedim:
"Bir ziyaretçidir mutlak usulca kapıyı çalan,
Gecikmiş bir ziyaretçi usulca kapıyı çalan;
Başka kim olur bu zaman?"

Kan geldi yüzüme birden daha fazla çekinmeden
"Özür diliyorum" dedim, "kimseniz, Bay ya da Bayan
Dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki,
Öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan."
Yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan
Kapıyı açtığım zaman.

Gözlerimi karanlığa dikip başladım bakmaya,
Şaşkınlık ve korku yüklü rüyalar geçti aklımdan;
Sessizlik durgundu ama, kıpırtı yoktu havada,
Fısıltıyla bir kelime, "Lenore" geldi uzaklardan,
Sonra yankıdı fısıltım, geri döndü uzaklardan;
Yalnız bu sözdü duyulan.

Duydum vuruşu yeniden, daha hızlı eskisinden,
İçimde yanan ruhumla odama döndüğüm zaman.
İrkilip dedim: "Muhakkak pancurda bir şey olacak;
Gidip bakmalı bir kere, nedir hızlı hızlı vuran;
Yatışsın da şu yüreğim anlayayım nedir vuran;
Başkası değil rüzgârdan..."

Çırpınarak girdi birden o eski kutsal günlerden
Bugüne kalmış bir Kuzgun pancuru açtığım zaman.
Bana aldırmadı bile, pek ince bir hareketle
Süzüldü kapıya doğru hızla uçarak yanımdan,
Kondu Pallas'ın büstüne hızla geçerek yanımdan,
Kaldı orda oynamadan.

Gururlu, sert havasına kara kuşun alışınca
Hiçbir belirti kalmadı o hazin şaşkınlığımdan;
"Gerçi yolunmuş sorgucun" dedim, "ama korkmuyorsun
Gelmekten, kocamış Kuzgun, Gecelerin kıyısından;
Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından?"
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Sözümü anlamasına bu kuşun şaşırdım ama
Hiçbir şey çıkaramadım bana verdiği cevaptan,
İlgisiz bir cevap sanki; şunu kabul etmeli ki
Kapısında böyle bir kuş kolay kolay görmez insan,
Böyle heykelin üstünde kolay kolay görmez insan;
Adı "Hiçbir zaman" olan.

Durgun büstte otururken içini dökmüştü birden
O kelimeleri değil, abanoz kanatlı hayvan.
Sözü bu kadarla kaldı, yerinden kıpırdamadı,
Sustu, sonra ben konuştum: "Dostlarım kaçtı yanımdan
Umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan."
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Birdenbire irkilip de o bozulan sessizlikte
"Anlaşılıyor ki" dedim, "bu sözler aklında kalan;
İnsaf bilmez felâketin kovaladığı sahibin
Sana bunları bırakmış, tekrarlıyorsun durmadan.
Umutlarına yakılmış bir ağıt gibi durmadan:
Hiç -ama hiç- hiçbir zaman."

Çekip gitti beni o gün yaslı kılan garip hüzün;
Bir koltuk çektim kapıya, karşımdaydı artık hayvan,
Sonra gömüldüm mindere, sonra daldım hayallere,
Sonra Kuzgun'u düşündüm, geçmiş yüzyıllardan kalan
Ne demek istediğini böyle kulağımda kalan.
Çatlak çatlak: "Hiçbir zaman."

Oturup düşündüm öyle, söylemeden, tek söz bile
Ateşli gözleri şimdi göğsümün içini yakan
Durup o Kuzgun'a baktım, mindere gömüldü başım,
Kadife kaplı mindere, üzerine ışık vuran,
Elleri Lenore'un artık mor mindere, ışık vuran,
Değmeyecek hiçbir zaman!

Sanki ağırlaştı hava, çınlayan adımlarıyla
Melek geçti, ellerinde görünmeyen bir buhurdan.
"Aptal," dedim, "dön hayata; Tanrın sana acımış da
Meleklerini yollamış kurtul diye o anıdan;
İç bu iksiri de unut, kurtul artık o anıdan."
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

"Geldin bir kere nasılsa, cehennemlerden mi yoksa?
Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
Bu çorak ülkede teksin, yine de çıkıyor sesin,
Korkuların hortladığı evimde, n'olur anlatsan
Acılarımın ilâcı oralarda mı, anlatsan..."
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

"Şu yukarda dönen gökle Tanrı'yı seversen söyle;
Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
Azalt biraz kederimi, söyle ruhum cennette mi
Buluşacak o Lenore'la, adı meleklerce konan,
O sevgili, eşsiz kızla, adı meleklerce konan?"
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Kalkıp haykırdım: "Getirsin ayrılışı bu sözlerin!
Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!
Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Oda kapımın üstünde, Pallas'ın solgun büstünde
Oturmakta, oturmakta Kuzgun hiç kıpırdamadan;
Hayal kuran bir iblisin gözleriyle derin derin
Bakarken yansıyor koyu gölgesi o tahtalardan,
O gölgede yüzen ruhum kurtulup da tahtalardan
Kalkmayacak - hiçbir zaman!

Kuzgun, Edgar Allan PoeKuzgun, Edgar Allan Poe
Celal Uslu 
02 Eyl 13:00, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hepsi son nefesini vermiş, sen hariç, sen bile tamamen değil.
Gözlerindeki ilâhî ışık hariç,
Göğe çevrili gözlerindeki ruh hariç.
Onları gördüm ben, dünyaya bedeldiler benim için
Onları gördüm ben, saatlerce baktım onlara.
Onları gördüm sadece ay batana kadar,
Ne çılgın gönül hikâyeleri yazılı; uzanıyor
Görünür, billur, kutsal gezegenlerde.
Ne karanlık bir ızdırap! Ama nasıl da yüce bir ümit!
Nasıl da sessiz ve dingin bir gurur denizi!
Nasıl da cüretli bir hırs! Ama nasıl da derin,
Nasıl da dipsiz bir hacim aşk için!

Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 91)Kuzgun, Edgar Allan Poe (Sayfa 91)