Gece Yarısı Treni - Mart Haig
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:08
Kitaplar ruhun aynasıdır. Birinin ruhunu bir an için bile görebilirsen,ona hangi aynanın uyacağını anlarsın. Tek Yön Gece Yarısı Treni Kalkış Saati:00.01,19 Nisan Pazar Hayatının en kötü anını görüp,durdurmak için hiçbir şey yapamamak nasıl bir şey biliyor musun? Wilbur Budd bir gün piyano kursundan eve dönerken bir telefon alıyor. Uzun zamandır duymadığı bir kişinin sesini duyuyor ve çok duygulanıyor. Daha sonra ise Wilbur'un kalbi daha fazla dayanmıyor ve kalp krizi geçiriyor. Ondan sonra ise Wilbur'un gece yarısı treni ile yolculuğu başlıyor. Bu yazarın daha önce Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını okumuştum . O yüzden kalemini sevdiğim için de bu kitabını da çok heyecanlı bir şekilde okudum. Wilbur'un her tren hareket ettiğinde geçmişte bir anısına gitmesi ve o an yaşadığı duygu hissiyatını çok beğendim. Maggie'nin yazmış olduğu mektup çok duygusal ve anlamlıydı. Wilbur her anısında yaptığı hataları ve yapamadığı ya da söylemediği sözlerin pişmanlığını yaşamaya başlıyor. Hayatın yoğunluğundan dolayı çoğu şeyi farkında olmadan gözümüzden kaçıyor. Ve bazı şeyleri fark ettiğimizde ise çok geç olabiliyor. Özellikle de ölüm gibi durumlarda. Hayatta bir şeyleri değiştirmek için bir şans verilseydi değiştirir miydiniz? Şu anki durumuma göre iş anlamında kesinlikle değiştirmek istediğim olaylar olurdu. Kitabın sonu da beni tatmin etti. İkinci şans veya mucize diyebileceğimiz bir olayı görüyoruz. Severek ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Kitap alt metin anlamında dolu yazılmış. Yer yer düşündüren ve yüreğe dokunan sahneler de vardı. Bölümler kısa oldutgu için rahatlıkla okunabilen bir kitap olduğunu düşünüyorum . Kitaba puanım :9/10
1000Kitap
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026306 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 5. kitabı
Gelelim o trajik kitaba..Aslında pekte trajik değil ön yargıyı kırmak gerek sadece.. Adam Silvera Ve Sonunda İkisi de Ölür adlı eseri, isminden itibaren okuyucuyla dürüst bir anlaşma yaparak hikâyenin sonunu bir gizem olmaktan çıkarıyor ve odağı "nasıl öldüğümüzden" ziyade "nasıl yaşadığımıza" dair derinlemesine, varoluşsal bir analize kaydırıyor. Alternatif bir New York atmosferinde, insanlara ölecekleri günü haber veren "Death-Cast"(Ölüm habercisi) adlı kurumun yarattığı deterministik (belirlenimcilik) evrende geçen anlatı, aslında modern insanın teknolojiyle çevrili yalnızlığına ve kaçırılmış fırsatlara tutulan bir ayna niteliği taşıyor. Hikâyenin merkezindeki Mateo ve Rufus, birbirine tamamen zıt iki karakter prototipini temsil etse de "Son Arkadaş" uygulaması üzerinden kesişen yolları, onları 24 saatlik bir zaman dilimine bir ömürlük deneyim sığdırmaya zorluyor; Mateo kendi güvenli duvarlarını yıkarak hayatı ilk kez kucaklarken, Rufus ise geçmişin travmatik öfkesinden sıyrılarak gerçek bir bağ kurmanın huzuruna erişiyor. Yazarın kurgusal dünyayı inşa ederken kullandığı "kelebek etkisi" tekniği, yan karakterlerin hikâyelerini Mateo ve Rufus’un yolculuğuna görünmez iplerle bağlayarak toplumsal bir kolektif bilinci ve her bireyin bir diğerinin kaderindeki kritik rolünü vurguluyor. Silvera’nın yalın ama duygusal yoğunluğu yüksek üslubu, zamanın bir kum saati gibi aktığını hatırlatan saat başı başlıklarıyla birleşince, okuyucu sadece bir gençlik dramı okumuyor; aynı zamanda cesaretin korkunun yokluğu değil, korkuya rağmen adım atmak olduğunu, vedaların aslında yaşanmış bir hayatın en somut kanıtı olduğunu ve asıl trajedinin ölmek değil, yaşamayı ertelemek olduğunu anlatan felsefi bir manifesto ile yüzleşiyor. Bu analiz ışığında kitap, kaçınılmaz sona doğru koşan
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,081 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·888 syf.··
2026 47. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:36
James Joyce’un Ulysses’i, sıradan bir roman değil; sabır isteyen, okuyucuyu zorlayan ama derinlemesine düşünüldüğünde büyük bir anlam dünyası açan bir eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey yalnızca bir romanı tamamlamak değil, uzun ve yorucu bir yolculuğun sonuna ulaşmak gibiydi. Roman, tek bir gün içinde, Dublin sokaklarında geçiyor. Tek bir gün (16 Haziran 1904) anlatılır ama zihinsel zaman binlerce yıla yayılır.Yüzeyde sıradan görünen bir gün anlatılıyor gibi olsa da, aslında insan zihninin karmaşıklığı, yalnızlığı ve iç dünyası gözler önüne seriliyor. Olaylardan çok düşünceler ön planda olduğu için okurken çoğu zaman zorlandım, hatta bazı bölümlerde ilerlemek kolay olmadı. Ama kitabın gücünün yüzeyde değil, alt metninde saklı olduğunu fark ettikçe metnin değeri daha da belirginleşti. Kitabın merkezinde yer alan üç karakter, aslında insanın farklı yönlerini temsil ediyor. Leopold Bloom, sıradan bir insanın dünyadaki yerini arayışını simgeliyor. Günlük hayatın küçük ayrıntıları içinde dolaşırken, hoşgörüyü, sabrı ve insan olmanın kırılganlığını temsil ediyor. Bloom’un yolculuğu, modern insanın yalnızlığını ama aynı zamanda insan kalabilme çabasını gösteriyor. Stephen Dedalus ise zihinsel arayışı, kimlik sorgulamasını ve bireyin kendini bulma çabasını temsil ediyor. Onun düşünceleri daha karmaşık, daha sorgulayıcı ve zaman zaman kopuk bir yapı gösteriyor. Stephen, dünyayı anlamaya çalışan ama aynı zamanda onun içinde yerini bulmakta zorlanan insanın sembolü gibi duruyor. Romanın sonunda söz alan Molly Bloom, insanın en doğal ve filtresiz iç sesini temsil ediyor. Onun kesintisiz düşünceleri, bastırılmamış duyguların ve arzuların açık bir ifadesi gibi. Molly’nin iç monoloğu, hayatın karmaşıklığına rağmen yaşama bağlılığını ve insanın iç dünyasının ne kadar güçlü
UlyssesJames Joyce · İthaki Yayınları · 20231,464 okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 22:49
GECE KÜTÜPHANESİ'NDE AKŞAM YEMEĞİ HİKA HARADA Kütüphanedeyiz ama bu kütüphane diğerlerinden biraz farklı çünkü sadece ölmüş yazarların koleksiyonlarını kabul ediyor ve bu kütüphaneden kitap ödünç almak yasak. Ve de bu kütüphane sabahları değil geceleri açık. 16.00-01.00 arası çalışıyor. Karakterlerimiz kütüphanede çalışanlar. Her birinin farklı bir hikayesi var tabii ama ortak tek bir nokta var o da patronu tanımamaları. İşe alırken online olarak görüşme yapılıyor. Patronumuzu görmüyoruz ve ses efekti nedeniyle sesini de tam almıyoruz. Patron kim ki böyle bir şey yapar? Olaydan ziyade durum romanı. Tabii bu süreçte kütüphaneye gizlice kitap bırakan, anonim olan bir yazarın ölüm haberiyle birlikte bağışlanan kitap koleksiyonu da görüyoruz. Kitabın en sevdiğim yanı şu oldu: O kadar sakin bir kitap ki insanlar birbirine teşekkür ediyor, özür diliyor, destek olmaya çalışıyor falan olması gereken davranışlar aslında ama o kadar uzak kalmışız ki okurken resmen kendimi güvende hissediyorum.
Gece Kütüphanesi'nde Akşam YemeğiHika Harada · Tokyo Manga Yayınları · 202682 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
8/10
·336 syf.··
2025 2. kitabı
00.00 kitabıyla kıyaslayınca beklentinin çok altında kalan bir kitaptı ama ben beğendim. Kitabın ilerleyişi hoşuma gitti ama bazı yerler cidden kafa karıştırıcıydı, hâlâ aklımda kalan sorular var. Karamsar bir kitap olduğu için beğenmeyenler olmuş ama ben karamsar olmasından hoşlandım, yani eğer karamsar kitaplar okumayı sevmiyorsanız muhtemelen sizde sevmezsiniz. Beğendiğim kısımlar kitabın konusu, yazım dili ve genel olaylar oldu. Kızın düşüncelerini okumak çok hoşuma gitti ve güzel alıntılar da vardı. Ama karakterler öyle değildi, kız karakteri de erkek karakteri de pek sevemedim (kız karakteri tercih ederim) yani aklımda kalacak karakterler değiller ama bazı sahneleri etkiledi beni. Bugün adımı sen koy meselesi de çok hoşuma gitti. Bunların dışında söylenecek pek bir şey yok sanırım, herkese hitap edecek mükemmel bir kitap değildi ama ben eğlenerek okudum ve beğendim.
01:01 Bugün Adımı Sen KoyN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20205,8bin okunma