Merhabalar.Okuduğum kitaplardan kendime notlar alıyorum ki ileride dönüp bakabileyim,meraklılar da bakabilsin. Lütfen kitap mevzusu dışında mesaj atmayınız, mesajlaşmaya ve burada tanışmaya vaktim yok. Saygılarımla.
(2. Kısım)
... kendimi ilk başta içinde bulduğum belirsizce sürüklenme halinden kurtulmayı başarmıştım. Peki bulduğum çözümün, keşfimin canalıcı
noktası neydi? ...
... her yerde "Şunu yapmalıyız, bunu yapmalıyız, daha cesur olmalıyız, komşumuzu daha çok sevmeliyiz, yalanlardan ve ikiyüzlülükten kurtulmalıyız," deniyor. Ama hiçbir yerde "Neyi yapacak gücümüz var?" sorusunu duymuyoruz. Kimsenin sormadığı bu soruya cevap da verilmediği için kendim bir cevap bulmaya çalıştım. Anladım ki çabalayarak yapabileceğim şeyler vardı ama çabalasam da yapamayacağım şeyler de vardı. Mesela "yap"
demekle hareket edebilirdim ama ustalıklı bir şekilde hareket edemezdim; kendimi ne kadar tembel hissedersem hissedeyim kalkıp
tenis oynamaya gidebilirdim ama sırf söylemekle "çift hata" yapmaya
engel olamazdım. Normal şartlar altında aklıma gelen her
şeyi söylemeye ya da hiçbir şey söylememeye kendimi zorlayabilirdim
ama söyleyeceğim şeyin ilginç olmasını zorla sağlayamazdım.
Bazen irademi kullanarak bir duygumu belli etmeyebilirdim
ama zorla kendime bir şey hissettiremezdim.* Doğrudan gayret
göstererek birini sevemez, kendimi mutlu edemezdim. **Peki tamamen
irademin kontrolü altında olan ne vardı?** En azından potansiyel
olarak bu şekilde kontrol edilebilecek tek şey bana dikkat gibi
görünüyordu. Belli bir yöne baktığımda **gördüğüm şeyleri kontrol
edemezdim ama en azından genel olarak ne yöne bakacağımı
kontrol edebilirdim. Aynı zamanda dikkatimle ne yaptığım, gözlemlemeden onu kendi kendine dolanmaya mı bıraktığım** yoksa
hareketsiz ve beklentili mi tuttuğum, duyargalarımı bedenimin
ötesine mi uzattığım yoksa beynimin içinde iğne deliği kadar bir
aydınlık noktaya mı daralttığını da gördüğüm şeyi belirliyordu.
... bencilliğin irade
(Özet- genel bakış niyetine- 1. Kisim)
Bu deneye başlamadan önce, hayatın içinde sorgulamadan
sürüklendiğim zamanlarda hayatımı *olaylarla* ölçerdim. Genelde
"iyi vakit geçirmek" olarak görülen şeye kavuştuğumda
mutlu olduğumu *zannederdim*. Ama her günkü mutluluğun hesabını
tutmaya başladığımda, kendine özel bir niteliği olan bazı anların
farkına vardım, bu nitelik ****etrafımda olup bitenden tümüyle
bağımsızdı**** zira bazen en önemsiz durumlarda ortaya çıkıyordu.
Bu anların özel olmasının sebebi, "güzel vakit geçirmek"ten anladığım şeyin çok ötesinde bir mutluluk hissi vermesi ve gündelik
kayıtlarımdaki diğer bütün kaygıları gölgede bırakmasıydı.
Bu anların
tesadüfen
bir kenara çekilip
kendi deneyimime
***geniş bir odakla baktığım,
hiçbir şey istemediğim ve
her şeye hazır olduğum***
zamanlarda ortaya çıktığı sonucuna vardım zamanla.
Çalışmalarımın geri kalanı bu bakma becerisinin neye bağlı olduğunu
ortaya çıkarma teşebbüsüne dönüştü.
Sadece farklı şeylerden keyif aldığımı değil farklı şeyler istediğimi
de fark ettim. Körlemesine yaşadığım zamanlarda farklı isteklerle
oraya buraya savruluyordum, ama onlara bakmayı bıraktığımda
şamataları dindi ve kendi içimde çok daha derinlerden çıkıp
geliyormuş gibi görünen başka isteklerin farkına vardım.
Hayatta olduğuma emin olduğum kadar
emindim ki mutluluğun *gerekçeye ihtiyacı yoktu**, aynı zamanda
yaptığım şeyin benim için doğru olduğuna dair nihai sınavdı. Ancak
En azından bir kez olsun bildiğin her şeyle -bütün evrenle- tam bir teslimiyet içinde yüzleşemezsen ve "sen olmayan" her şeyin üzerinden aşıp seni yutmasına izin vermezsen kalıcı bir emniyet hissi kazanamazsın.
Ancak yok olmayı kabullenmeye hazırlıklı olabilirse insan, asıl ölüm hali olan o ruhun "yalnız ikameti" hissinden kurtulabilir.
Öyleyse en büyük günah herhangi bir düşünceyi reddetmekti,
çünkü ancak her şeyi incelemekle kör düşüncemi çocuksu
meşgalelerinden uzaklaştırabilir ve gerçek, gündelik sorunlarda
bana yardımcı olmaya yönlendirebilirdim. Bu şekilde bana hizmet
etmesini her sağladığımda, daha önce yük atı gibi gördüğüm, sürülmesi,
kırbaçlanması, araba oklarının arasında isteksizce güdülmesi
gerektiğini zannettiğim düşüncemin belki de aslında Pegasus
olduğunu, hiç bilmediğim yerlerden yanıma uçup geliverdiğini düşünmeye
başladım.