Dünyayı verelim çocuklara
Hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim
Oynasınlar, türküler söyleyerek
Şarkılarla, yıldızlarla süsleyerek
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim
Sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Dünyayı çocuklara verelim
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler.
Nazım Hikmet Ran
Nafile; insan dediğin kendi yangınına doğar
Daha ilk nefeste içine düşer köz gibi hayat.
Sevmek mi? Bir yara açar kaburgaların ardında
Gülmek dediğin çoğu zaman iyi saklanmış bir feryat.
Zulüm uzak değil, yanı başında büyür sessizce
Bir bakarsın en tanıdık yüzlerde kök salar.
Mertlik dediğin ince bir çizgi, kırılgan bir cam
Bir darbe alır ve insanın omzunda ömür boyu yaşar...
Nafile, can bu ezelden mahir olur
Böyle zulümü cihanda nerde görür
Mertliği dertlenir ama kambur olur
Beyhude böyle bir ömüre dert edinir
Vakti gelir de bi’ gün bu borç ödenir
Aklı selim bu diyardan ne götürür
İnsan, kendinden sakladığı bir odayla yaşar.
Kapısını hiç açmadığı,
ama içeriden gelen sesi her gece duyduğu bir oda…
Bilir orada biri var
adı konmamış, susturulmuş,
yarım bırakılmış bir “kendisi”.
Gün ışığında inkâr eder,
kalabalıkta unutur gibi yapar;
ama gece olunca o kapı usulca aralanır içinden.
Ve insan anlar aslında
kaçtığı şey karanlık değil,
en çıplak hâlidir.
(Gece gece gelen ilham diyelim🤗)