Zeynep Girişen

Puan vermedi·
“Sen yokken…” Her şey bu cümleyle başlıyor. Sanki yokluk, anlatılması gereken bir hikâyeye dönüşüyor. Geri Verilen Kız, klasik bir roman gibi ilerlemiyor. Daha çok bir eksikliğin, bir boşluğun ve ait olamamanın hikâyesi. Bir kızın, kendi hayatına bile sonradan eklenmiş gibi hissetmesinin ağır ama bir o kadar da gerçek anlatımı. Yazarın dili sade ama etkisi derin. Cümleler uzun uzun anlatmıyor; kısa ama vurucu. Her satırda bir kırgınlık, her paragrafta bir yalnızlık hissediliyor. Okurken insan sadece hikâyeyi değil, karakterin içindeki boşluğu da hissediyor. “Sen yokken…” diye başlayan anlatım ise kitabın en etkileyici tarafıydı. Sanki biri yokluğuna alışmaya çalışırken, bir yandan da onu unutamıyor gibi… Bu tekrar eden ifade, hikâyeye ayrı bir duygusal derinlik katıyor. Bu kitap aksiyon arayanlara göre değil. Ama iç dünyası güçlü, duyguların satır aralarında saklı olduğu hikâyeleri sevenler için oldukça etkileyici. Bazı hikâyeler bağırmaz… Sessizce içimize işler.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,106 okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 13:36
“Perdeleri her zaman açık olan bir evde cinayet işlenebileceğini kimse düşünmez.” Kitabın kapağını ve adını ilk gördüğümde, beni doğaüstü olayların yaşandığı, gizemli ve hatta hayaletli bir ev hikâyesinin beklediğini düşünmüştüm. Karanlık, ürkütücü ve olağanüstü bir atmosfer beklentisiyle başladım. Ancak sayfalar ilerledikçe anladım ki bu kitapta tuhaf olan şey evin kendisi değil, içinde yaşanan olaylardı. Yazar, okuyucuyu yormayan, akıcı ve sade bir anlatım tercih etmiş. Ne ağır bir dili var ne de karmaşık olay örgüsüyle zihni zorlayan bir yapısı. Bu yönüyle kitap oldukça rahat okunuyor. Hikâye ilerledikçe merak duygusu canlı kalıyor ve insan bir sonraki sayfada ne olacağını öğrenmek istiyor. Ancak benim için kitabın en zorlayıcı tarafı karakter isimleri oldu. İsimlerin fazlalığı ve yabancılığı zaman zaman kafa karışıklığı yarattı ve hikâyeye tam anlamıyla ısınmamı biraz zorlaştırdı. Bu da kitapla aramda küçük bir mesafe oluşmasına neden oldu. Genel olarak bakıldığında, beklentimin dışında bir hikâyeyle karşılaşsam da sürükleyici yapısı sayesinde kendini okutan bir kitap oldu. Gizem unsuru doğaüstü olaylardan değil, insan ilişkilerinden ve yaşanan olayların iç yüzünden geliyor. Bu da kitaba farklı bir tat katıyor.
Tuhaf EvUketsu · Nox Yayınları · 2026894 okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2026 4. kitabı
Bazı kitaplar insanın içini sessizce parçalar… Sakar da tam olarak böyle bir kitap. Gürültülü bir dram değil, aksine sessiz, derin ve rahatsız edici bir gerçeklik sunuyor. Kitap, küçük bir çocuğun yaşadığı ihmal ve şiddeti farklı bakış açılarıyla anlatırken insanın içini sızlatıyor. En acısı da şu: herkes bir şeylerin yanlış olduğunu fark ediyor ama kimse gerçekten müdahale etmiyor. İşte tam burada insanın içine işleyen o duygu ortaya çıkıyor… “Hiçbir şeyin yolunda gitmediği apaçıkken, ‘Her şey yolunda’ demeye çalışan o yorgun yüz…” Bu cümle, kitabın ruhunu özetliyor. Görmezden gelinen acılar, üstü örtülen gerçekler ve konuşulmayan travmalar… Çocuğun yaşadığı çaresizlik kadar, yetişkinlerin suskunluğu da insanı derinden etkiliyor. Yazarın dili sade ama vurucu. Abartıya kaçmadan, olduğu gibi anlatıyor ve belki de bu yüzden daha sarsıcı oluyor. Okurken sadece üzülmüyorsun, aynı zamanda öfkeleniyorsun… Çünkü bu hikaye kurgu gibi dursa da, aslında hayatın içinden. Sakar, bittikten sonra da insanın zihninde kalmaya devam eden, rahatsız eden ama mutlaka okunması gereken bir kitap. Çünkü bazı gerçekler görmezden gelindikçe daha da ağırlaşıyor.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 09:28
Bazı kitaplar vardır, sadece okunmaz… hissedilir, yaşanır ve insanın içinde bir yere dokunur. Onu Sevdiğim Zamanlar benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kenan’ın içe attığı acı, konuşamaması ama her satırda o suskunluğun çığlık gibi hissedilmesi beni derinden etkiledi. Onun yaşadığı kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve iç dünyasındaki yalnızlık o kadar gerçekti ki okurken sanki onunla birlikte susuyormuşum gibi hissettim. Bir yanda bu ağır acı varken, diğer yanda kadının merhameti… İşte bu denge kitabı bu kadar özel yapan şeydi. Merhamet, sevgiden daha güçlü bir bağ gibi işlendi ve insanın içini yumuşatan bir etki bıraktı. Yazarın anlatımı ise inanılmaz akıcı ve sürükleyiciydi. Her sayfada “şimdi ne olacak?” duygusu hiç bitmedi. Duygular sade ama çok derin bir şekilde aktarılmış. Özellikle bazı cümleler var ki insanın zihnine kazınıyor. En çok da şu söz beni çok etkiledi: “Dünyanın kuralı böyleydi, geç anlamıştım: Kimileri neşeyle gülüp eğlenir, kimileri de hayallerinin bedelini öderdi.” Bu cümle aslında kitabın özeti gibi… Hayatın adaletsizliğini, insanların farklı kaderlerini ve bazı hayallerin ağır bedelleri olduğunu çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Bu kitap bana şunu hissettirdi: Herkesin içinde görünmeyen bir savaş var. Kimi bunu gülerek saklıyor, kimi susarak… Eğer duygusal derinliği olan, insanın içine işleyen ve okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir kitap arıyorsanız, kesinlikle okunması gereken bir eser.
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,884 okunma