"Nasıl olacak? Bir türlü durulmayı bilmeyen ruhlar vardır, bilmez misiniz? Sırasıyla hayal ve hareket isterler, en arı tutkular, en azgın zevkler isterler, böylece her çeşit isteğe , her çeşit çılgınlığa atılır insan."
"Evet, ama görünüşte, çünkü insanlar arasındayken yüzüme alaycı bir maske geçirmesini bilirim. Ama birçok kez, ay ışığında bir mezarlık görünce, gidip o uyuyanlara karışmanın daha iyi olup olmadığını düşünmüşümdür..."
Ama o büyük isteklerle, öfkeyle, kinle doluydu. Bu düz pileli elbise, altüst olmuş bir yürek saklıyor ve bu çok terbiyeli dudaklar, içindeki fırtınayı anlatmıyorlardı..
Hep yükseliyordu yüreğinde. En arı duygulardan biriydi bu. Hayatımızda yeri olmayan, sırf az rastlanır türden oldukları için beslenilen, yitirilmelerinin verdiği üzüntü, elde etmenin verdiği zevkten daha güçlü olan duygulardan biri....
Emma ise onu sevip sevmediğini hiç düşünmedi. Ona göre aşk aniden, büyük gürültüler, ışıklar ve şimşeklerle gelen bir şey olmalıydı. Hayatın üstüne düşüp onu altüst eden, her yüreği uçuruma sürükleyen bir gök kasırgası gibi bir şeydi. Fakat oluklar kapalı olunca yağmur sularının damlarda göllendiğini bilmiyordu.