"Şu dünyada hiçbir işe yaramadığınıza inanırsınız, derken gün gelir sizden imkânsızı isterler. O zaman kanatlanırsınız, her türlü tehlikeyi göze almaya değer, çünkü artık vazgeçilmezsinizdir."
"Bir ömür bitebilir, diyordu. İnsan ölebilir, çıldırabilir. Bir enkaz, bir çöp, bir iskelet, bir cife olabilir. Fakat yalansız yaşayamaz. Ölüm bile arkasından dayanacağı bir yalan olmazsa tahammülsüz bir şey olur."
"Hiçbir tılsım, onu yumuşatamazdı. Bütün hayaller, içinde ufak bir zembereği kımıldatmadan, bir kayanın üzerinden aşan dalgalar gibi beyhude ve kendisine yabancı akıp gittiler."
"Sanki zaman volkanından fışkırmış küllerin kapladığı bir diyardaydı; sanki süreklilik dediğimiz, yıldızlardan örülmüş zincir birdenbire kopmuş, kuyruğunu yiyip kendi kendinden doğan büyük ve ebedi yılan, ayaklarının ucuna cansız ve upuzun yıkılmıştı. Abdullah sanki bir ölüye basmamak ister gibi dikkatle, yavaş yavaş, adeta çok koyu, çok karanlık bir mayide yüzer gibi yürüyordu. N'olur, n'olur diyordu, bu zifiri karanlık bir taraftan delinse, güneş, ay, yıldız ışığı, ecinni gözü her ne olursa olsun biraz ışık gelse, tanıdığım, tanımadığım bir şeyler görsem."