Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Tanpınar'ın Dünyasıyla Tanışma
8/10
·352 syf.·
2025 92. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar Türk edebiyatında önemli yere sahip yazarlardan biridir. Okuduğum ilk eseri olmasına rağmen, zamanı, belleği, insan ruhunu ve ahvalini; kültürel değerleri ve dönüşümleri incelikli üslubuyla derinlikli şekilde işleyişiyle usta bir kalem olduğunu anlamam uzun sürmedi. Hikâyeler kitabı, tematik zenginliği ile olaylardan çok insanın ruh hallerine odaklanan hikayelerden oluşuyor. Bu öyküler, bireyin iç dünyasıyla geçirdiği dönüşümleri, çoğu zaman sembolik mekânlar, hatıralarla işliyor. Kitap, olay örgüsünden ziyade atmosferi, ruh hâlini ve karakterlerin zihinsel çözülmelerini bilinç akışı aracılığıyla aktarıyor. Bu yönüyle de modernist edebiyatın bir örneğini oluşturuyor. Bilinç akışı, iç monolog, zaman katmanlarının iç içe geçmesi, mekân-ruh hâli paralelliği ve yoğun sembolizm unsurlarını taşıyor. Tanpınar, eşyalara ve mekâna giydirdiği ruh ile insanın ahvalini çiziyor; tabiri caizse insanın dokunduğu ne varsa ruhundan bulaştırıp halinin tezahürünü yansıtıyor. Maddi olan her şey bir anda mana aleminde bütünüyle yer ediniyor. Eşyalar ve mekânlar, doğrudan işlevlerinin ötesinde çağrışımlar yükleniyorlar; bir köşk, bir oda, bir elbise geçmişin kapısını aralayan metaforlar hâline geliyor. Bu sayede Tanpınar, bireyin hem kendi geçmişiyle hem de toplumun belleğiyle kurduğu ilişkileri incelikle yansıtıyor. Öyküler arasında özellikle rüya teması ön plana çıkıyor. “Abdullah Efendi’nin Rüyaları” bilinç akışı tekniğiyle rüya teması üzerine kurulmuş, anlaşılması zor olsa da psikanaliz çıkarımlar yapılabilecek bir metin özelliği taşıyor. Hikayede, rüya ile gerçeklik sınırı siliniyor. Bu hikâyenin işlenişi ve teması Jorge Luis Borges’in rüya hakkındaki yorumunu hatırlattı. Borges, rüyanın semboller ve metaforlarla örülü estetik yanını vurgular. Tanpınar'ın usta kalemiyle psikolojik
Edebiyat
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
Dil Ustası Tanpınar
Puan vermedi·352 syf.·
2025 41. kitabı
Abdullah Efendi'nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru kitaplarıyla birlikte kitaplaştırılmamış dört öyküsünden oluşan Tanpınar’ın Hikâyeler kitabı Yazarın büyük bir roman yazarı olmasının yanı sıra öyküleriyle de güçlü bir kalem olduğunu ispat ediyor. Diliyle ve üslubuyla zincir gibi ördüğü cümlelerinden oluşan dilindeki dinginliği ahengiyle süslüyor. Bu öyküleri kaleme almış olması Türk edebiyatı açısından kesinlikle dili ve oluşturduğu temalarla birlikle çok derin hazineler barındırıyor. Okuduğum Nadide bir kaç hikaye kitabından birisi olabilir. Tanpınar başta Abdullah efendinin rüyaları ve Yaz yağmuru hikayeleri kurgusuyla, konuları ele alışıyla, karakterlerdeki derin tahlillerle birlikle bir kaç kez okunduğunda anlaşılacak ve derinliğiyle dokulu hayat kokan öyküleri var. Çoğunluklu hüzünlü hayatların gündelik konularına konuk ediyor. Arada tebessüm ettirmeyi de unutmuyor. Yazdığı döneme ait sosyolojik tespitleri çok katmanlı yapıyor. Karakterlerin varoluş sorunlarıyla sorgulatıyor. Yalnızlık duygusunu derinden hissettiriyor. Bazı Hikayelerindeki büyünün etkisiyle çarpıcı bir dilin dehlizindeki öykülerin incelikleriyle baş başa bırakıyor. Hikayeler katmanlı öyküleri ve edebi diliyle doyamayacağınız bir eser olacaktır… Kitapta özellikle Abdullah efendinin rüyaları, Yaz yağmuru, Erzurumlu Tahsin, Teslim, Ev sahibi ve Bir Tren Yolculugu öyküleri oldu. Kitabın son öyküsü piyes türündeki son meclis__ Hikâyeler kitabıyla vedalaşırken adeta Tanpınar’ın kurgusal perspektifindeki zengin hazinesiyle veda ettiriyor. Bazı öykülerin roman olacak kadar geniş yelpazeli bir kurgusu var neden roman olmadığını da sorgulatıyor. Diliyle yazarlıkta ustalık sergileyen Tanpınar’la tanışmak için kesinlikle Hikâyeler kitabıyla başlamayı tavsiye ederim. Öyküleriyle de ustalık sergiliyor,
Düşünce
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2022 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2022 01:41
Tanpınar’ın kaleminden çıkan tüm öykülerin tek bir çatı altında toplandığı bu kitap, bir Tanpınar hayranı için maden değeri taşımaktadır. Bu hikayedeki Tanpınar hayranı = benim. Kitap, üç bölümden oluşuyor, ilk iki bölüm, aslında ayrı ayrı iki öykü kitabı. Bu kitaplar, Abdullah Efendi’nin Rüyaları ile Yaz Yağmuru başlıkları altında daha önce başka başka zamanlarda yayınlanmış. Üçüncü bölüm ise ustanın daha önce herhangi bir kitapta yayınlanmamış öykülerini içeriyor. Hatta en sonda bizi bir de “piyes tasavvuru” karşılıyor. “Son Meclis” başlıklı bu eser, Tanpınar’ın kendi deyişiyle, “5 yıllık bir tasavvur” imiş. Vay annesini! Gelelim öykülere. Benim için şu mesele artık açıktır: Tanpınar’ın romanları, öykülerine galebe çalar. Öyküleri kötü olduğu için değil, romanları çok iyi olduğu için. Bir de ben sanırım Tanpınar’ın anlatımındaki o müziğin kesilmeden, uzun bir anlatı olarak akmasını daha çok seviyormuşum. Yani kendisinden talep ettiğim tekicik bir şarkı değil de, iki saatlik bir dj setiymiş. Süregiden anlatıya kapılmak, odaklanmamı da kolaylaştırıyormuş nitekim. Öykülerin içine girebildiğimde yine aynı edebi-transa geçebildim ve fakat bağlamdan kopup kendimi geri taşıdığım anlar da yaşandı. Son söz ise, kurgu metinler hakkında inceleme okumayı sevenler için. Yaratıcı yazarlık hocam, kıymetli Murat Gülsoy’un “602. Gece: Kendini Fark Eden Hikaye” eserinde bir Tanpınar bölümü var ki, Tanpınar’ın kendisini okurken aldığım keyfe benzer bir duygu durumuyla okudum. Hoca esasında Tanpınar’ın öykülerini ameliyat masasına yatırmış ve fakat örnekleri, karşılaştırmaları ve çizilen genel tabloyu tam anlamıyla idrak edebilmek bakımından romanları bilmenin yararı muhakkaktır. İşte böyle. Tanpınar hayran kulübü lokalinden sevgiler!
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
Puan vermedi·348 syf.··
2021 53. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2021 16:09
Tanpınar'ın kurgu dünyasına giriş için harika bir tercih olabilir. Hikâyeler, size Tanpınar evreninden küçük küçük kesitler sunuyor. Bu sayede romanlarını okumaya başladığınızda rüyalar, absürtlükler ve yer yer hayatın olağan çizgisinden çıkışlar sizi bir şoka uğratmaz. Ayrıca romanlarına göre dilinin daha sade olması da önemli bir etken.
Edebiyat
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
10/10
·348 syf.·
2025 36. kitabı
| Hikâyeler | Ahmet Hamdi Tanpınar Selâmlar Damıtılmış edebiyat nüvesi bir eser okudum; nasıl kımıl kımıl aktı eski, yeni bütün hallerime. Eski ben şöyle cümlelere muhatap olmuştu: “ Zaten Tanpınar bi adamla kafayı bozmuş bi de zamanla..” Bergson mu? “Hayır pli bi şeydi aklımda değil şimdi.” Havada kalmıştı, Tanpınar kütüphanesindeydik, ne olaydı bilemedimdi. Olmuştur bi beş sene.. Eski ben bilemedi ama şimdi Kayıp Zamanın İzinde okumuş birisidir bu kız, Marcel Proust ‘a götüren haleti ruhiyeyi ve edebiyat sembollerini tanıyor, seviyor, arıyor da. Tanpınarda tanımışlığı, sevişi, arayışı bulmaklı oldu. Hikâyelerdeki yaşam; eski bir zaman nehrinde sanki durmuyor orada, akıyor; ona kucak açmış, kitabın sayfasıyla hemhal olana- az da kalbî bakana- akıyor. İstanbul, Bursa, Anadolu mekândır ve insan -insanın gark olduğu haller, hisler, bağlar- ile örülmüş eser Hisler betimlemenince rengi, kokusu, tadı, sesi, mekânı var kılınmış sanki Tanpınarca. Bir iç alem sunuyor da bizim iç alemimiz ; onun sunduğundan sonra aynı kalamıyor ya onu çok sevdim, seviyorum, seveceğim. Tavsiyedir. Kitapla Kalın Ahmet Hamdi Tanpınar Hikâyeler
Edebiyat
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
Puan vermedi
Hayat güzelleşsin diye yazılmalıdır öyküler... Böyle der Tanpınar. Onun için öykünün anlamı budur. Rüyanın masalın korkunun sanatı güzelleştirdigini düşünür ve öykülerini bu ögelere göre belirler. İlk olarak Abdullah Efendi'nin rüyaları ile başlarız kitaba. Burada gerçek ile hayal arasına sıkışmış yaşayan bir adamın sürrealist öyküsünü görürüz. Yaşananların hayal mi gerçek mi olduğunu söylemek zordur. Çok güzel kurgulanmıştır. Benlikten kaçışın bir öyküsüdür aslında. Olaylara sisli bir atmosferden bakarız. Ferdi bunalımlar ve bunların yarattığı trajedi. Aslında hikayede tek kahraman vardır. Diğer kahramanlar dekor vazifesi görür.
Edebiyat
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
6/10
·352 syf.··
2024 15. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2024 20:30
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarını severek okuyan biri olarak hikâyeleri beklentimi karşılamadı. Hikâyelerin birçoğunda doğru düzgün bir olay örgüsü olmaması anlaşılmasını zorlaştırıyor. Tanpınar'ın kaleminden daha güçlü ve akıcı hikâyeler beklerdim. Herkese bol istifadeli okumalar dilerim.
Edebiyat
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2023 18:37
Ne zaman Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserini okumaya başlasam kendimi uzun bir okuma yolculuğunda buluyorum. Hele ki konu rüyalar olunca artık gerisini siz düşünün :) Zira oluşturduğu dünya öylesine derin öylesine karışık ki tam manasıyla anlayabilmek için yahut o dünyanın bir parçası olabilmek için günlerimi verdim. Yavaş yavaş okuyarak kitabı öyle sonlandırmak istedim. Nitekim kitapta bazı yerlere geldiğimde durup düşündüğüm çok oldu. Hatta şu kısmı çok sevdim. "Karşı sahilde akşam dağlarının o ten rengi kırmızılığı vardı. Birkaç evin penceresi kırmızı atlas gerilmiş gibi parlıyordu. Bunlar hangi daüssılanın aynalarıydı. Bir vapur düdüğü uzun uzun öttü. Hafif bir rüzgâr esti, başı ucunda büyük çınar hışıldadı. Sabri dalından ayrılan bir yaprağı gözleriyle yarı yolda yakaladı. Onunla beraber, ağır bir oyunla yere kadar indi. Ne garip inişti bu. Geniş ve buruşuk yaprak âdeta ölümle alay eder gibi yavaş yavaş inmiş, sonra yumuşak bir öpüş gibi toprağa konmuştu." Bu satırları ilk okuduğumda aklıma sinematografik anlatım geldi. Zira bir film sahnesi gibiydi ve zihnimde kolaylıkla canlandırmış oldum... Kitabın içeriğine gelecek olursam: Hikâyeler, Tanpınar'ın daha önce yayımlanmış olan "Yaz Yağmuru" ve "Abdullah Efendi'nin Rüyaları" isimli hikâye kitapları ile dergilerde yayımlanmış fakat kitaplarına girmemiş hikâyelerinden oluşuyor. İlk bölümde "Abdullah Efendi'nin Rüyaları" adı altında beş hikâye yer alıyor. Fakat bunlara hikayemi yoksa küçük romanlar mı denilmeli biraz orada karasız kaldım. Zira kendi fikrime göre her biri roman gibiydi. Beni ise en çok etkileyen hikayeler; "Abdullah Efendi'nin rüyaları", "Geçmiş Zaman Elbiseleri", "Evin Sahibi" oldu. Özellikle "Evin Sahibi" korku filmi gibiydi. Sanki kurgu değil de gerçek... Bunların haricinde ise "Yaz Yağmuru" ve
1000Kitap
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
Sevip sevmediğimden emin değilim...
5/10
·348 syf.··
2025 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 20:38
Bu kitap Tanpınar'ın yayımlamış olduğu "Abdullah Efendi'nin Rüyaları" ile "Yaz Yağmuru" isimli öykü kitaplarının ve onların dışında dergilerde yayımlanan öykülerinin bir araya getirilmiş hali. Öykülerin konularını anlatmayacağım ama yazarın her birinde ayrıntılı olarak karakterlerin iç dünyalarını irdelediğini söyleyebilirim. Puanlarımdan da göreceğiniz üzere Abdullah Efendi'nin Rüyaları'nı epey beğenerek okudum, bu benim yazardan okuduğum ilk kitap ve ilk öyküleri okurken yazım dilini beğendim. Nitekim Yaz Yağmuru'nda işler ters gitti, öykülerin çoğunda sıkıldım nedense; gereksiz uzattığını düşündüklerim, anlamsız bulduklarım, kendini iyice karakterlerin psikolojisine verdiğini düşündüğüm (bunu yaparken olaylardan kopuyor gibi hissetmiştim) çok oldu. Yaz Yağmuru kesinlikle bana göre değildi hatta Emirgân'da Akşam Saati hikayesi Yaz Yağmuru hikayesinin taslağı mahiyetinde olmasına rağmen onu çok daha fazla beğendim. Tanpınar'ın kendini geliştirmiş haliyle yazdığı hikayeler benim gibi başka kişilere de hitap etmeyebilir ama daha fazla kitabını okumayı düşündüğüm bir yazar oldu. İyi ki tanıştık
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Bambaşka, büyülü atmosferlere davet eden hikayeler. Bazıları uzun sürüyor roman tadında. Muhakkak ki kendi dünyanızdan bi parça bişeyler katacaksınız okurken, ürperebilrisiniz, hayret edebilirisiniz. Felsefî alanda düşüneceksiniz, fantastik diyebileceğiniz hikayeler. İnsan doğasında bulunan ikililiği vurgulayan kahramanların zihninde bunu felsefik anlamda çarpıştıran yaşanmışlık, kanaatim odur ki kendi biyografisinden kurguladığı bir anı iki farklı hikayede farklı temalarda anlatmış. Bir hikayesi var ki yarım kalan, düşünmeden edemiyorsunuz acaba sonra ne oldu? Farklı olaylar cereyan oldu zihnimde fakat ne çare.
1000Kitap
HikâyelerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20181,575 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.