Yalnızca bir kez, sadece şu dizeyi söylerken nefes almakta zorlandı:
"Öleceğim, ah hayır, bana acımayın!"
Çünkü bu dizenin onun en derin yaşam arzusunu dile getirdiğini hissetti ve insanlar onun kendisini kandırmasına izin vermez, onu yakalar ve uyarıp alıkoyarlar diye korku duydu.
Öldü diye gömülüp toprağın altında, tabutta uyanan, bağırıp çağıran ve duvarları yumruklayan birisi gibi hissediyordu. Gel gör ki yukarıda onu duyan yoktu.İnsanlar rahat adımlarla toprağın üzerinden geçip gidiyorlar, sesi ise yalnızlık içinde boğuluyordu.
Nihayet akşam olmuştu. Fakat burada akşam ne de hüzünlüydü! Havanın kararması değildi onu hüzünlü yapan, her şeyin ortadan kayboluşu, ışığın kararmasaydı.