X

X
@0kursavar
Theistic Anarchy
İnsan yayınları baskısında sanki çevirisinde sıkıntı var. Kavramlar oturtulamamış, cümleler değişik bir devrik halde yazılmış. Kısacası daha kolay bir çeviri ile anlaşılması mümken çevirmen çok o taraflı olmamış
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ahlaki kanun, insanın asli varlığının yapısal kanunundan yabancılaştığından dolayı, sadece kanun olarak deneyimlenir. Bu kanun ona aittir. Onun doğasıdır ve insan onu ihlal etmeye çalışmasaydı, o hiçbir zaman emredici bir kanun olmayacaktı. Ancak, insan ondan yabancılaşırsa, kendi varlığında ona karşı çıkarsa, o onun için kanun olur. Ve bütün insanların bu kötü durumu paylaşmasından dolayı, onların tamamı kanun altında durmaktadırlar. Ve sevgi bile onlar için kanun olur. Sevmelisin! Sevgi varlığımızı belirleseydi, birlik olduğumuz yapısal bir kanun olsaydı, emreden bir kanun ya da ahlaki buyruğun bir ifadesi olmazdı. O, kendisine karşıt durulan değil, onunla birlik olan varlığımızın bir ifadesi olurdu.
Peygamberliğin hikmeti
5- «Medeni ahkâm tesis buyurulmuştur.» Şöyle ki: Insanlar tab'an medenîdirler. Aralarında bir takım medeni muamelât cereyan eder. Binaenaleyh bu hususta birçok ahkâm be kavaide lüzum vardır ki, medenî hayatın güzelce devamı kabil olabilsin. İşte Peygamberani zîşan hazerati tarafından bu ahkâm ve kavaid tesîs buyurulmuştur. Bu ahkâma ittiba eden akvam arasında birer medeniyeti fâzıla vücuda gelmiş, bu medeniyetin şaşaa' nisâr eserlerinden yeryüzünün muhtelif aksamı müstefit olmuştur.
Peyhamberliğin hikmeti
3- «Bir takım ef'al ve eşyanın hüsn-ü kubhü temyiz buyurulmuştur.» Zöyle ki: Insanlar bâzı ef'al ve eşyanın hüsn-ü kubhünü, yâni bir kemal sıfatı olup olmadığını veya tab'a, gareze mülâyım bulunup bulunmadığını kendi akıllariyle idråk edebilirler. Lâkin bazan olur ki bir şeyin hüsn-ü kubhünü mücerret akıl ile anlamak kabil olmaz, insan hayrette kalır, bir akıl sahibinin hasen gördüğünü diğer biri kabih görür. Bâhusus bir kısım ef'al ve eşyanın - dünyada medh ve zemmi, ahirette sevap ve ikabı müstelzim olup olmamak itibariyle olan hüsn-ü kubhünü temyiz hususunda ukul-i beşeriye kifayet etmez. İşte bu gibi şeylerin hüsn-ü kubhü enbiyayı ızamın tebliğ ettikleri emirler ve nehiyler sayesinde anlaşılmış, anların emrettikleri şeylerin hasen olduğu ve bilâkis nehyettikleri şeylerin kabîh bulunduğu taayyün eylemiştir
Dini İslâm yalnız ruhani, yalnız cismani bir din olmadığından bu dini mübine mensub olanların uhdelerine terettüb eden vezaif de yalnız ruhani, yalnız cismanî değildir. Şeriati İslâmiye hem ruhaniyeti, hem de cismaniyeti daire-i kudsiyetine alarak irtikaya mazhar etmek ister. Bu hikmete mebnidir ki ibadata, vicdaniyata ait vazifelerimizi bize talim ve telkin ettiği gibi idarî, içtimai, iktisadi, siyasi vezafimizi de irae ve tâyin etmiştir. Binaenaleyh bâzı kimselerin «Din yalnız vicdaniyata aittir» demeleri İslâmiyetin hakayıkına ådemi vukuftan neş'et etmektedir.