Mete

Mete
@0meaning
Somewhere
122 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Epikuros bilindiği üzere ölümün ölen kişi için kötü olmadığını, çünkü kişi var olduğu sürece ölmüş olmadığını ve ölüm geldiğinde ise kişinin artık var olmadığını savunmuştur. Yani, benim ölü olmam (ölüyor olmamın aksine) tecrübe edebileceğim bir durum değildir. İçinde olabilecegim bir koşul da değildir. Bu doğrultuda, ölümüm benim için kötü bir şey olamaz. Epikuros'un öğrencisi Epiküryen Lucretius, ölümün zararlı olduğuna karşı daha kapsamlı bir iddiada bulundu. Var olmadan önceki varolmayışımız için üzülmüyorsak, varoluşumuzdan sonraki varolmayış dönemi için de üzülmememiz gerektiğini öne sürdü.
Evet, her gecenin bir sabahı vardır fakat kendimizi aldatmaktan kaçınmak istiyorsak, bazen üzerinde durmamız gereken, sabah değil de gecedir. Depresif insanların kendi hayatlarını algılayış şekli neşe saçan iyimserlerinkinden çok daha gerçekçidir.
Sakatlığın hayatı yaşanmaz kılacak kadar kötü olduğuna dair yargıya, sakatlığın hayatı başlamaya değmez kılma yargısından çok daha yüksek bir eşikte varılıyor. Bir başka deyişle, eğer hayat devam etmeye değer değilse, öncelikle başlatılmaya değer olmuyor. Her nasılsa, hayat devam etmeye değerse, başlatılmaya da değerdir ya da başlatılmaya değer değilse, sürdürmeye de değer değildir önermeleri doğru kabul edilmiyor. Örneğin çoğu insan, uzuv eksikliğinin, hayatı sonlandırmayı gerektirecek kadar kötü bir hale getirdiğini düşünmezken, çoğu da (aynı insanların) uzuv eksikliği olan kişinin dünyaya getirilmemesinin daha iyi olacağı kanaatindeler.
Bazı toplumlarda, bebek yapma konusunda hattâ bazen mümkün olduğunca çok sayıda bebek yapma konusunda kaydadeğer boyutta akran baskısı ve sosyal baskı var. Bu durum, ebeveynler, yaptıkları çok sayıda çocuğun bakımını üstlenemediğinde dahi geçerli olabilir." Bu baskılar her zaman gayriresmi de değil. Hükümetler özellikle fakat sadece bu koşullarda da değil doğum oranları düştüğünde, sıklıkla bebek yapılmasını teşvik etmek için müdahalelerde bulunurlar. Bu taban nüfusun zaten yüksek olması ve doğum oranının ölüm oranının altına düşeceği endişesinin bulunması durumunda dahi geçerlidir. Burada esas endişe, yaşlanan nüfusu destekleyecek çalışma yaşında, yani vergi ödeyen daha az insan olmasıdır.
Herhangi bir kişinin dünyaya gelmesinin ne kadar olasılık dışı olduğu, var olmanın her zaman bir zarar olduğu fikriyle birleştiğinde kişinin dünyaya gelmesinin ne kadar büyük bir şanssızlık olduğunu anlamamız kolaylaşıyor. Kişi, az da olsa zarar gördüğünde bu yeterince kötü bir durum. Fakat olasılık bu kadar düşük olduğunda daha da kötü.