Bana biraz önce, onu sevdin mi diye sormuştun. Onun yanında çok acı çektim. Fakat onu sevdiğimden eminim ve neden sevdiğimi de biliyorum. Çünkü mahsundu, yalnızdı ve kimse ona yardım edemezdi, ben bile. Fakat bunu anlayana kadar ne çok zaman geçti, ne ıstıraplar yaşandı bir bilsen! Uzun süre beni küçümsediğine, bana tepeden baktığına inandım. Fakat tutumunda bir şey daha vardı. Bu insan kırk yaşında, çöldeki bir münzevi kadar yalnızdı. Büyük şehirde, bolluk içinde yaşıyordu; bir sürü ahbabımız, geniş bir çevremiz vardı. Ve yine de yalnızdık.
Söylediğine göre, her insanın hayatında, gençliğinden tanıdığı bir şahit vardı; bu diğeri daha güçlüydü ve insan kendi içindeki kötülüğü bu sert yargıçtan saklamak için her şeyi yapardı. Şahit, insana inanmazdı. Başkalarının bilmediği şeyi bilirdi. İnsan ister bakan olsun, ister Nobel Ödülü'nü alsın, şahit sadece gülümserdi.
Burjuva,ömrünün sonuna dek kendini onaylamak zorundadır. Aristokratsa daha dünyaya gelirken onaylanmıştır. Burjuva devamlı kendine bir şey katmaya ya da olanı korumaya mecburdur...