Sana az önce de söylediğim gibi, karşılaştığın kişiler, sana iyi gelen yerler, seni yaralayan eleştiriler karşısında kalbinin sana verdiği sinyallere dikkat et; bu sinyallerin mesajları dinle ve onları ciddiye al. Kendinden çok daha büyük bir amaca hizmet ettiğini ve bütünün bir parçası olduğunu anladığında meydana çıkanın, evrenin matrisine senin ektiklerinin bir meyvesi olduğunu bilirsin.
Başarısızlık yalnız egonun dünyasında vardır, zira ego yargılar. Oysa hayatta öğrenmemizi ve gelişmemizi sağlayan sey, deneyimlerimizdir. Hayallerimize ancak zorlukları kabul ettiğimizde erişebiliriz. Sence bebekliğimizde bin kere düşmüş olmasaydık bugün yürüyor olur muyduk? Ancak defalarca düştükten sonra dengemizi bulmayı öğrenebiliriz. Bu başarısızlık değil, doğal bir öğrenim sürecidir.
...Titreşim frekansın, içinde bulunduğun an nasıl hissettiğinle eşdeğerdir. Kendinle ne kadar uyum içinde ve başkalarıyla bağlantı halindeysen ürettiğin sevgi o kadar güçlü ve titreşim frekansın da o kadar yüksek olur. Bütüne ulaştığında ise bu en üst seviyeye çıkar. Ve işte o an her şey mümkün hâle gelir. Sınırsız olasılıklar alanına girmiş olursunuz.
...Egonun silahı çok güçlüydü: Sorun daima diğerleriydi! Kurban rolüne bürünerek suçu önüne ilk gelen kişiye atıyordu: "Mutsuzsam bu onun yüzünden...", "Onunla karşılaşmadan önce, o bana... demeden veya yapmadan önce her şey gayet iyiydi..."