Çöl rüzgârı, kumdaki ayak izlerimizi çoktan sildi. Ama ben, yaşamımın her anında, aramızda geçenleri düşünüyorum ve sen hâlâ düşlerimde ve gerçeğimde yürümeyi sürdürüyorsun. Yoluma çıktığın için teşekkür ederim.
Senin ve benim duyduğumuz acı hiç geçmeyecek, ama çalışmak bizim bu acıya katlanmamıza yardımcı olacak. Acı, yorgun bir bedeni öldürmeye yetecek kadar güçlü değildir.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağıya sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.