Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş.
Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş.
Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir.
Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış.
Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor.
Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkması ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye, yazarin