İlk bölümünü okuduğumda 'oo bu kitap bitmez,sevmedim' diye düşünmüştüm. Fakat ilerleyince bir tık hoşuma gitti. Bayıldığımı söyleyemem ama yine de güzeldi. Hikaye,bir şirkette çalışan üst düzey 11 kişiden oluşan bireylerin,toplantı odasında şirket hakkındaki tartışmalı sohbetleri çerçevesinde dönüyor. Anlatılan kişilerin tek tek iç sesleri. 2 saatlik bir toplantının içindeyken 9 kişi nefret denizinde,1 kişi araçta ne yapacağını kesinleştiremeyen ve 1 kişi de herşeyin güllük gülistanlık olduğu daha doğrusu yaşadığı ölümle burun buruna olan tecrübesinden sonra gerçeklik perdesini aralayıp artık hayattan zevk almaya, insanlardan nefret etmemeye,elindeki var olanların kıymetini bilmeye yönelmiş bir persona bürünmüş. İnsanların kısa sürede içlerindeki duyguları, yaşadıkları problemleri, dağ gibi güçlü görünseler de endişelerine şahit oluyorsunuz. Kitap 11 bölümden oluşuyor. 11 kişinin tek tek beyinlerindeki düşüncelere giriyorsunuz. Bölümlerin hiçbirinde nokta yok, cümleler hep virgülle ayrılmış. Sanırım düşüncelerimiz sürekli ve durdurulamaz olduğundan dolayı bu şekilde hikayeyi daha somutlaştırmak istemiş diye yorumladım. Tavsiye ederim.
Kitabın yazarının amcam olmasını bir kenara bırakarak objektif şekilde yorum yapmak istiyorum. Gerçekten birçok yılların yazarlarından daha güzel anlatım,tasvirleme ve hikayeleştirmeye sahip bir yetenek. Amcamla genel olarak sohbet ettiğinde de akıcı ve açıklayıcı bir üslubu vardır. Romantiklikten olarak bu kadar güzel yazabileceğini düşünmemiştim. Hikaye,kurgulama,betimlemeler,olayında örgüsü ve akışı o kadar güzel ki su gibi okuyorsunuz. Acı bir hikayeydi ve bazı yerlerde gözyaşlarımı tutamadım. Bence herkesin okuması gereken kitaplar arasında. Çünkü bazı yerler resmen ders verir nitelikteydi. Çok beğendim,tavsiye ederim.