• "10 yıl önce telefon diye bir şey yoktu. Ne çabuk da alıştın, bütün hayatın oldu. Bütün vaktini alan futbol takımı 100 yıl önce yoktu, nasıl da her şeyin oldu? Evet o dizi 10 gün önce yoktu, nasıl da müptelası oldun, alıştın? Ve sen 30 yıl önce yoktun, nasıl olur da birden önüne konan dünyaya böyle alışırsın? Neden her şey normalmiş gibi davranıyorsun? Neden olan bitene şaşırtmıyor ve önemli olan bir soruyu kendine sormayı sürekli erteliyorsun? NE İÇİN VARSIN ve NE İÇİN YAŞIYORSUN? Hiç mi merak etmiyorsun bu dünya nasıl meydana geldi? Bu Renkler, kokular, bu evren eden var ve bu suretle bu kadar inanılmazdı bunun bir KAYNAĞI var mıdır? Varsa o nasıl güzeldir merek etmiyor musun HİÇ?
  • Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    1,2. Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü

    3. (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

    4. Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

    5. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

    6. Sen, ona yöneliyorsun.

    7. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

    8,9,10. Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

    11. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

    12. Dileyen ondan öğüt alır.

    13,14,15,16. O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

    17. Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

    18. Allah, onu hangi şeyden yarattı?

    19. Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

    20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

    21. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

    22. Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

    23. Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

    24. Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

    25. Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

    26. Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

    27,28,29,30,31,32. Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

    33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

    38. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,

    39. Gülerler, sevinirler.

    40. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

    41. Onları bir siyahlık bürür.

    42. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
  • Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

    “İsrail oğullarında abraş, kel ve kör olmak üzere üç kişi vardı. Allah-u Teâlâ bunları imtihan etmek istedi de onlara bir melek gönderdi.

    Melek abraşa geldi ve:

    –Sana en sevimli şey nedir? dedi.

    Abraş:

    –Güzel bir renk ve güzel bir ten. Çünkü insanlar beni çirkin görüyor ve benden iğreniyorlar, dedi.

    Bunun üzerine melek abraşın vücudunu sıvazladı. Ondan bu çirkinlik gitti de ona güzel bir renk ve güzel bir ten verildi.

    Melek abraşa:

    –Hangi mal sana daha sevimlidir? dedi.

    Abraşlıktan kurtulan kişi:

    –Deve, dedi ve kendisine doğurması yakın on aylık gebe bir deve verdi.

    Bunun üzerine Melek ona:

    –Allah sana bu devede bereket versin, dedi.

    Buna müteakiben melek kele geldi:

    –Sana en sevimli şey nedir? dedi.

    Kel:

    –Güzel bir saç ve insanların benden iğrendiği şu halin gitmesidir, dedi. Melek onun başını sıvazladı da ondan kellik gitti ve ona güzel bir saç verildi.

    Melek ona:

    –Hangi mal sana daha sevimlidir? dedi.

    Kellikten kurtulan kişi:

    –Sığır, dedi ve ona hamile bir sığır verdi.

    Melek ona:

    –Allah sana bu sığırda bereket versin, dedi.

    Buna müteakiben melek köre geldi:

    –Sana en sevimli şey nedir? dedi.

    Kör:

    –Allah-u Teâlâ bana gözümü geri versin de onunla insanları göreyim, dedi. Melek onu da sıvazladı ve Allah-u Teâlâ ona gözünü geri verdi.

    Melek ona:

    –Hangi mal sana daha sevimlidir? dedi.

    Oda:

    –Koyundur, dedi ve ona da kuzulu bir koyun verdi.

    Bir müddet sonra deve ve sığır sahiplerinin devesi ve sığırı yavruladı. Koyun sahibinin de koyunu kuzuladı. Bu suretle deve isteyen kişinin bir vadi dolusu devesi oldu. Sığır isteyen kişinin de bir vadi dolusu sığırı oldu. Kuyun isteyen köründe bir vadi dolusu koyunu oldu.

    Sonra melek eski sureti ve kılığında abraşa geldi ve ona:

    –Ben fakir bir adamım! Yolculuğumda bütün çarelerim kesildi. Artık bu gün benim için muradıma erişe bilmem ancak evvela Allah’ın yardımıyla sonra senin yardımınladır. Şimdi ben sana güzel bir renk, güzel bir ten ve mal veren Allah için senden bir deve istiyorum! Bu seferimde onunla muradıma erişebileyim! dedi.

    Bu istek üzerine eski abraş:

    –İyi ama hak sahipleri çoktur, dedi. (Yani piyasada fakir çoktur, her dilenciye bir deve vermek olmaz!)

    Bunun üzerine melek ona:

    –Ben seni tanır gibiyim. Sen insanların iğrendiği abraş kimse değil misin? Hani sen fakirdin de bu malı sana Allah verdi, dedi.

    Eski abraş meleğe:

    –Allah’a yemin olsun ki ben bu mala, atadan ataya geçerek varis oldum, dedi.

    Melek de ona:

    –Eğer yalancı isen, Allah seni eski haline çevirsin! dedi.

    Sonra melek eski sureti ve kılığında kele geldi ve abraşa dediği gibi onda söyledi. Kelde, abraşın reddettiği gibi reddetti.

    Melek de ona:

    –Eğer yalancı isen, Allah seni eski haline çevirsin! dedi.

    Sonra melek eski suretinde köre geldi ve:

    –Ben fakir bir adamım! Yolculuğumda bütün çarelerim kesildi. Artık bu gün benim için muradıma erişe bilmem ancak evvela Allah’ın yardımıyla sonra senin yardımınladır. Şimdi ben sana gözlerini geri veren Allah için sende bir kuyun istiyorum! Bu seferimde onunla muradıma erişebileyim! dedi.

    Bu istek üzerine eski kör:

    –Allah’a yemin olsun ki ben kör idim. Allah bana gözümü geri verdi. Fakir idim ve Allah’a yemin olsun ki Allah beni zengin yaptı. Şimdi dilediğin kadar al! Allah’a yemin ederim ki bugün Allah için aldığın bir şeyde sana zorluk çıkartmam, dedi.

    Bunun üzerine melek:

    –Malını muhafaza et! Allah sizleri imtihan etti. Allah’a yemin olsun ki Allah senden razı oldu! İki arkadaşın da (Abraş ve Kel) gazaba uğradılar, dedi.”

    Buhari 7/3274, Müslim 2964/10
  • Bertrand Russell’ın özgür düşünce için önerdiği on maddelik mini manifesto:

    1. Hiç bir şeyi mutlak kesinlikle bildiğinizi düşünmeyin.

    2. Delilleri saklamakla bir şey elde edemeyeceğinizi bilin; deliller sonunda muhakkak ortaya çıkar.

    3. Asla düşünmekten soğutmaya teşebbüs etmeyin, çünkü muhakkak başarırsınız.

    4. İtirazla karşılaştığınızda, eşinizden veya çocuğunuzdan bile geliyor olsa, otoritenizle değil akıl yürütmeyle karşılık verin. Otoriteye dayanan bir zafer gerçek dışı ve zahiridir.

    5. Başkalarının otoritelerine saygı duymayın, çünkü her zaman karşı fikirdeki otoriteler de bulunur.


    6. Sinsi olduğunu düşündüğünüz kanaatleri zorbalıkla bastırmayın, yoksa o kanaatler gün gelir sizi bastırır.

    7. Tuhaf ve aşırı kanaatlere sahip olmaktan korkmayın. Şimdi kabul gören her kanaat eskiden aşırı idi.

    8. Akıllıca uyuşmazlığı sessiz uyumluluğa tercih edin, çünkü eğer akla kıymet veriyorsanız, birincisi ikincisinden daha derin bir uyuşma demektir.

    9. Rahatsız edici olsa bile hakikati söylemeyi prensip edinin, çünkü örtbas etmeye çalışmak çok daha rahatsız edicidir.

    10. Aptal cennetinde yaşayanların mutluluğuna imrenmeyin, çünkü sadece aptallar bunun mutluluk olduğunu düşünür
  • "Dostoyevski'yi okudum,o gün bugündür huzurum yok."
  • Son şiirinin yayımlandığı Yeni Yaprak dergisi ölümünden iki gün önce eline ulaşmıştır şairin:
    Ölüyorum tanrım
    Bu da oldu işte
    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum tanrım
    Ama ayrıca aldığın şu hayat
    Fena değildir
    Üstü kalsın ...
  • Ölüyorum tanrım
    Bu da oldu işte
    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum tanrım
    Ama ayrıca aldığın şu hayat
    Fena değildir
    Üstü kalsın...