10/10
·640 syf.··
2026 69. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:24
Cambaz Hayal kurmak tehlikeliydi, umut etmekse zayıflık. Oyunbaz serisinin üçüncü kitabını da bitirdim hala aynı düşüncedeyim. Çok iyi bir seri. Ölüm karakteri o kadar ince işlenmiş ki nefret etmekle etmemek arasında gidip geliyorsunuz. Karakterlerin gelişimleri o kadar iyi işleniyor ki her kitapta herkese hak verirken buluyoruz kendimizi. İlk kitapta çok göze batan Çağrı bile ılımlı , nazik hatta kibar birine dönüşüyor. Gökhan ise bu kitabın bana kalırsa başrolüydü . Sürekli kitaplarda bir şey bulabilme umuduyla araştırması , detayları aslında en başından beri izlemesi unutmaması ve sonda tabloyu yorumlaması... O gerilim mükemmeldi cidden. Normal bir şekilde okurken NE NE NE diye bir anda kendime gelip tekrar okudum . İkinci kitabın sonunda hatırlarsanız Afra intihara kalkışmıştı ve diğer tutsaklara uyarı yapılıp onun yanına gitmeleri istenmişti. Diğer tutsaklar onu kanlar içinde görmüştü. Bu kitabımızın başında Afra'nın Ölüm tarafından tutsak edildiğini burada tek başına olduğu bir odada tedavi edildiğini öğrenerek başlıyoruz. Afra odada Doktor Sanem'in yardımıyla iyileşmeye çalışıyor ancak Sanem'in Afra'ya kötü tavırlarından dolayı Afra'nın yanında Sanem öldürülüyor. Daha sonrasında Afra'nın yanına psikolog geliyor bu kişi Daire 13'ü gözetleyen kişi ve yıllar öncesinde Ölüm daha Kıyı iken ona psikologluk yapan kişi. Afra bir fırsat bulup odadan kaçıyor ve başarılı da oluyor . Afra Daire 13'e döndüğünde tabi ki herkes şok oluyor çünkü Ölüm Afra intihar ettikten sonra evdekilere hiçbir bilgilendirme yaptığından öldüğünü düşünüyorlardı. Afra başından geçenleri anlatıyor. Tabi ki Gökhan'la bir süre araları limoni oluyor . Çünkü ona umut aşılayan kişi Afra iken , Afra'sız hem umutsuz hem kimsesiz kalmıştı . Ölüm bu sırada acımasız görevlerine hız kesmeden
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025306 okunma
Bazı Vedalar Sessiz Yaşanır
Puan vermedi
9/10 ️️️️️ Bazı kitaplar sessizce gelir ve bittiğinde geride derin bir iz bırakır. Turnalar Güneye Uçarken benim için böyle bir kitaptı. Lisa Ridzén, yaşlılık, yalnızlık, sevgi ve vedalaşma üzerine oldukça dokunaklı bir hikâye anlatıyor. Bo karakteriyle birlikte geçmişe dönüyor, pişmanlıklara, söylenemeyen sözlere ve insanın hayatının son döneminde yaptığı iç hesaplaşmalara tanık oluyoruz. Özellikle köpeği Sixten ile olan bağı ve Alzheimer hastası eşine duyduğu sevgi beni çok etkiledi. Kitabı okurken sık sık durup düşündüm. Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini, sevdiklerimizin bir gün yanımızda olmayabileceğini ve çoğu zaman duygularımızı ifade etmek için geç kaldığımızı hatırlattı bana. Yazar bunu büyük olaylarla değil, sade ama güçlü bir anlatımla başarıyor. Bu kitapta yüksek tempo ya da şaşırtıcı olaylar arayanlar aradığını bulamayabilir. Ancak insan ruhuna dokunan, karakterlerin duygularını hissettiren ve okuduktan sonra uzun süre akılda kalan hikâyeleri sevenler için çok özel bir eser. Kitabı bitirdiğimde içimde hem bir hüzün hem de garip bir huzur vardı. Tıpkı gökyüzünde güneye doğru süzülen turnaları izliyormuşum gibi... Sessiz, sakin ama unutulmaz bir yolculuktu
Edebiyat
Turnalar Güneye UçarkenLisa Ridzén · Timaş Yayınları · 2025317 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öz'ünü aşmaq üçün
10/10
·372 syf.·
2026 10. kitabı
Kitab Ağalar Məmmədovun çoxsaylı məqalələrinin ümumi toplusundan ibarətdir və açığı, nə bu kitabdan, nə də Ağalar Məmmədovdan xəbərim var idi. Açığı, kitabın kontentindən çox daşıdığı mənəvi dəyəri nəzərə alaraq, 10/10 verməyim qaçınılmaz idi, çünki maraq dairəmə uyğun olaraq hədiyyə olunmuşdu, yəni ki, mənə uyğun və uğurlu hədiyyə idi deyə 10/10 düşür. Əsasən fəlsəfi mövzular əhatəsində qələmə alınıb, ən çox diqqətimi çəkənlər din/islam, ekzistensializm və siyasət mövzuları oldu. İllər əvvəl qələmə alınmış məqalələrin günümüz problemləri ilə səsləşdiyi məqamların çox olması məyus edici idi. Cəmiyyətimizin (müşahidələrimə əsasən) əvvəlki dövrlərə nisbətən daha tolerant olduğunu düşünürəm və bu bir qədər yeni generasiyanın yeni ailə modeli yaratması ilə bağlıdır. "Köhnə düşüncəli azərbaycan kişisi/qadını" yeni generasiyalarla əvəzlənir, zəncirlər qırılır, insanların fərqindəliyi artır. Kitab və filosof barəsində araşdırarkən qarşıma o qədər bir-birinə zidd örnəklər çıxdı ki. Filosofa qarşı münasibət də bir-biri ilə ziddiyyət təşkil edir, ya fikirləri bəyənilir və sevilir, ya da lənətlənir. Düşünürəm ki, bu sırf səsləndirdiyi fikirlərin özü ilə bağlıdır, çünki onlara qarşı neytral qalmaq mümkün deyil və hər insanın həyatının bir dönəmində düşündüyü və ya düşünməli olduğu fikirlərdir. Məsələn, ölüm məqaləsi – məni dərindən sarsan bir məqalə oldu. Ağalar Qut qeyd edir: "Ölüm individualdır, hər kəs özü təcrübə etməlidir." Bildiyin bir faktı kimsə yenidən xatırladanda gözünün önündəki bir şeyi görə bilirsən, gözün açılır. Ölüm üzərinə düşünməkdən qaçırıq, bəzən ölümü xatırladan dindən də qaçırıq, dinə yalnız çarəsizlik anlarında və ya yenə başqa birinin ölümü vasitəsilə üz tutub yada salırıq. Kim öləcəyini xatırladan bir vasitəni həyatının mərkəzinə qoymaq istəyər ki?
AşmaAğalar Məmmədov · Qanun Nəşriyyatı · 201228 okunma
8/10
·180 syf.··
2026 67. kitabı
Türkiye’nin tarihi boyunca yakaladığı en büyük fırsat ve yaşattığı büyük hayal kırıklığı. 10 yılda yapılan inanılmaz işlere rağmen kapatılmıştır. Ancak bu gün hala devam etseydi nasıl olurdu acaba diye konuşuyoruz. Derslerin yarısı beceriye dayalı diğer yarısı kültürel ve akademik. Hem tarım ve hayvanlık var hem de tiyatro. Hem yapı demir işleri var hem de müzik. Çok kanatlı bir kuş. Bunu kapatanların elimiz yakalarındadır. Ülkemizde okuyamayan her kızın oğlanın vebali bunların boynundadır. Kendisi köy enstitülerinde okumuş sonra da kendisi buralarda öğretmenlik yapmış Fakir Baykurt’un kaleminden okuyoruz köy enstitülerini
Unutulmaz Köy EnstitüleriFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2016789 okunma
Tolstoy anlam krizini anlamak
Puan vermedi·104 syf.··
2026 14. kitabı
Tolstoy ,itiraflarim kitabında "bir büyücü gelse ne istiyorsun dese cevap veremem "der .. çünkü sokratdan gorkiden şekspirden daha ünlü olunca ne olacağım ki, ne olur elime ne geçer diye sorar ..inancsizlik onu varoluşsal bir boşluğa itmistir. Sonlu olan biri sonsuz bir yaratıciya bulamayınca anlam krizi yaşar ..ama Sonlu:sonsuz olunca o zaman hayatı anlamlasir ve yaraticiyla uzlaşarak bir hayat sürer ..Ve ölünce end olmayacağını inanırsa hayat motivasyonu artar ve İntiharı aklından geçirmez ve hayata sıkkı iplerle tutunur ..Tolstoy, sık sık şu pasajı dile getirir "cahil ve bilgisiz insanları çok kıskandığım olmuştur "Çünkü Bilgelik kişiyi acıya itmistir şayet bilgeliği ulvi bir yaraticiğa hizmet etmiyorsa ..Tolstoy da inanmak istemiştir ama içindeki sorulara kilise cevap verememiştir .. 80 yaşlarında evde bi sabah ansızın kaçıp bir tren garında düşüp yaralanır ünlü yazarı biri evine alır vee Tolstoy eve gelen karısını istemez 10 gün sonra ise yarasından ölür ..
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Kaldı Ki, Burası Dünya, Burada Her Şey Yarım Kalır
9/10
·208 syf.·
2026 51. kitabı
Öyle bir kitap okudum ki, çok duygulandım ve heyecanlandım. Çünkü binlerce kitap okumuş birisi olarak benim için en özel isim Cengiz Aytmatov’dur. O, 10 Haziran 2008'de vefat etti. O süreçte Türkiye Türkçesine çevrilmiş pek çok eseri vardı. Ancak vefatından sonra da bazı eserleri Türkiye Türkçesine çevrildi ve her seferinde ben büyük bir heyecan duydum. 2017'de Baydamtal Irmağı'nda Türkiye Türkçesine çevrilmişti. Ardından 2023’te Bulgar Kızı-Talas’ın Kıyısında gibi eserleri yine Türkiye Türkçesine çevrildi. Biz bitti zannediyorduk fakat bitmemiş. İki eseri daha Türkiye Türkçesine çevrilmiş durumda: Altın ve Kar ile Toprak ve Flüt… Bu iki eserin ortak bir özelliği daha var. İkisi de yarım kalmış. Rahmetli Aytmatov bu eserleri yazmaya başlamış ancak yarıda kalmış. Altın ve Kar ile başlayayım. Bu, Rusların povest dedikleri, bir uzun hikaye gibi görünüyor. Altın ve Kar'ın adını ben ilk defa duymadım; ta 1998 yılında duymuştum. O zaman Cengiz Aytmatov okumaya başladığım ilk dönemlerdi. Bir dergide röportajı yayınlanmıştı. Aralık 1998'di. Zaten doğumunun 70. yılıydı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti onu onore etmişti. Ankara'da misafir etmişlerdi. Orada Aytmatov etkinlikleri düzenlenmişti. O süreçte bir röportajdı ve bir müjdeden bahsediyordu. Üzerinde çalıştığı bir eserden söz ediyordu. İsmi Altın ve Kar'dı. Fakat yarıda kalmış. Sonrasında hiçbir ses çıkmadı tabii. O röportajdan on sene sonra aramızdan ayrıldı. Şimdi Altın ve Kar'dan söz edeceğim ama önce yayıneviyle ilgili bir şey söyleyeyim. Eser hiçbir şekilde duyurulmamış. Halbuki çok önemli bir çalışma; benim bile tesadüfen haberim oldu. Bir de ön söz yazdırılmış. Lakin ön sözü yazan kişinin Aytmatov yetkinliği olduğunu pek zannetmiyorum. Ayrıca keşke bunu son söz olarak yazsaymış. Her ne kadar uyarsa da, ipucu
Altın ve Kar & Toprak ve FlütCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20264 okunma