Sibel

Sibel
@Pagesoul
A soul that feels at home between pages
Omsorg, sundhed og pædagogik
Danmark
İstanbul, 6 Ekim
31 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Onca uzaklığındaki ben; Geçiyormuyum belli belirsiz, Gözlerinin ic denizlerinden. Edip Cansever
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben seni çok benimsemişim. Çok katmışım kendime farkinda olmadan. Benim ki hiç biz olmayan bir şeyi sahiplenmekmis. Ben ne yaptığımı bilmeden, çok uçsuz bucaksiz sevmişim seni. Didem MADAK
Şiir
Ait Olamamanın Sessiz Çığlığı
Puan vermedi
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise bir hayatın kırılganlığını sessizce avuçlarınıza bırakır. Persepolis, çocukluğun masumiyeti ile savaşın acımasızlığı arasında sıkışıp kalan bir ruhun hikâyesi. Marjane Satrapi'nin çizgileri siyah ve beyaz olsa da anlattığı duyguların tonları sayısız. Bu kitapta yalnızlık, sadece tek başına kalmak değil; ait olduğu yeri, dili ve hatta kendini ararken yavaş yavaş uzaklaşmaktır. Son sayfa kapandığında geriye bir hikâyeden çok, uzun süre insanın içinde kalan bir his kalıyor.
Edebiyat
PersepolisMarjane Satrapi · Panama Yayıncılık · 20172,650 okunma
"Bazı aşklar iyileştirmez; bazıları iz bırakır "
Puan vermedi
Emily Brontë’nin tek romanı olan Uğultulu Tepeler, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında tutku, sınıf ayrımı, intikam ve insan doğasının karanlık yönleri üzerine yazılmış güçlü bir gotik romandır. Romanın merkezinde Heathcliff ve Catherine arasındaki yoğun bağ yer alır. Ancak bu ilişki romantik bir masaldan çok, saplantı ve yıkımın hikâyesidir. Brontë, karakterlerini tamamen iyi ya da kötü olarak çizmez. Özellikle Heathcliff, hem mağdur hem de zalim bir karakter olarak edebiyatın en karmaşık figürlerinden biridir. Catherine’in sosyal statüyü aşkın önüne koyması, yıllarca sürecek bir intikam döngüsünü başlatır. Romanın atmosferi de en az karakterleri kadar etkileyicidir. İngiltere’nin sert ve rüzgârlı fundalıkları, karakterlerin iç dünyalarındaki fırtınaları yansıtır. Doğa, romanda yalnızca bir arka plan değil, adeta yaşayan bir karakter gibidir. Bence Uğultulu Tepeler, aşkı idealize etmek yerine onun insanı nasıl dönüştürebileceğini ve hatta yok edebileceğini gösteren sıra dışı bir klasik. Okuması zaman zaman zorlayıcı olsa da, psikolojik derinliği ve unutulmaz karakterleri sayesinde etkisini uzun süre koruyor. Bu nedenle dünya edebiyatının en çarpıcı eserlerinden biri olarak kabul ediyor.
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Yason Yayıncılık · 201557,8bin okunma
Bir Ayrılış Hikayesi
Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl?
Şiir