Şeyhülislâm (rahimehullâh), bu mübarek zatın şöyle dediğini anlatmıştır; "Birisi gençlik döneminde Allah'ı (Celle celalühü) terk ederse, Allah da o kimseyi ihtiyarlığında terk eder ve ona yardımcı da olmaz."
Büyükler ne güzel söylemişlerdir:
اِذَا الْمَرْءُ لَمْ يَلْبَسْ ثِيَابًا مِنَ التُّقَى
تَقَلَّبَ عُرْيَانًا وَاِنْ كَانَ كَاسِيَا
"Eğer bir kişi takva elbisesini giyinmediyse,
Çıplağa dönmüştür o, ne kadar da giyinse."
İşte birçok sistemler hukuk, iktisat ve siyâset sahalarında veya felsefî doktrinler bazı umdelerinde ona muayyen bir nisbette yaklaşırlarsa da hiçbir zaman O'nun insanı mebde ve mead itibariyle ihâta edip, saâdet ve selâmetini iki cihan ufku içinde gerçekleştiren muhteşem fikrî yapısıyla boy ölçüşemezler. Bu yüzden bugünkü muzdarib insanlığın gelecekteki yegâne sistem ve mefkûresi sadece ve sadece İslâm olacaktır! Aksi halde beşere felâh yoktur!..
Sayfa 24 - Sebil yayınevi / Yayın Tarihi: 1994·Kitabı okudu
Şu bilinsin ki; Rasûlüllah (Sallellâhu Te'âlâ Aleyhi ve Sellem)in hakîkatini ancak Allâh-u Te'âlâ takdîr edebilir, nitekim şâir:
"Senin nûr-u cemâlinle bütün âlem zıyâ olmuş,
Ne haddim seni medhetmek ki meddâhın Hüdâ olmuş?!"
dizeleri ile bu hakîkati kısa ve öz bir şekilde ifâde etmiştir.