Sartre böyle diyordu.
Ama yine aynı Sartre söyle de diyor: "Her secis bir vazgeçiștir."
Yani aslında biz seçtiklerimizden ziyade seçmediklerimizin yani vazgeçtiklerimizin toplamı olmuyor muyuz böylece?!
Bir fikrimiz olmalı. Hayatımızı onun etrafında yaşadığımız, onun üzerine ilmek ilmek işlediğimiz bir fikir. Tüm benliğimizi, gündelik işlerimizi devam ettirirken dahi, onun bizzatihi kendisine verebileceğimiz bir fikir. Şu sözü düzeltelim: "Parasız insan gereksiz insan" HAYIR asıl gereksiz insan fikirsiz insandır. İnsanın ne olduğuna dair tarihte birçok filozof bir tanım ortaya attılar:
Thales, insanın araştıran bir hayvan olduğunu; Sokrates, sorgulayan bir hayvan olduğunu; Locke, deneyen bir hayvan olduğunu; Camus, itiraz eden bir hayvan olduğunu dile getirir. Hepsi doğru ama hepsi yanlış/eksik...
Aslında bunların toplamını kapsayan tanım bir bakıma Kant'tan gelmiştir diyebiliriz: "İnsan Kritik eden bir Hayvandır." Kritik etmek kompleks bir eylem olduğu için bu tanımların hepsini kapsayıcı bir tanım olarak düşünebiliriz. KRİTİK etme sonucunda da bir ürün elimize geçer; soyut, elle tutulmayan, gözle görülemeyen ama kullanıldığında somut hale gelen bir ürün: FİKİR.
1. Dünya savaşı Varoluşculuğu ortaya çıkardı, 2. Dünya savaşı ise Mantıksal Pozitivizmi...
Düşünmek hep bir kaos ortamı ister. Rehavat ise insanı uyuşukluğa sürükler.
Felsefe okumalarına başlamak biraz zor ve sancılı süreçtir. Eğer sizin düşünce dünyanıza ve seviyenize göre bir şekilde bu sürece girmezseniz bir süre sonra sıkılırsınız -gerçi bu her konuda böyle değil midir? -
- Önce iyi bir felsefe tarihi kitabı ile başlamak lazım: Burada amaç neye ilgimiz olduğu hakkında bir fikir edinmek. Bilgi felsefesi mi yoksa varlık felsefesi mi? Etik mi yoksa estetik mi? Postmodernism mi yoksa Varoluşçuluk mu? Bla bla bla...
- Bu konuya açıklık getirdiniz ama "Bütün bir felsefe tarihinin sadece bir filozofun dipnotlardan ibaret olduğunu"* unutmadan, hemen o filozofun eserlerini elimize alıyoruz ve okumalara başlıyoruz.
-bu okumalar ile birlikte devam eden süreçte bircok kez Platon'a bir geri dönüş yapacaksınız. Mesela nominalism konusu hakkında bir şeyler okurken ya da kavram realismi ile ilgili bir konuya gözünüz ilişince Platon mutlaka aklınıza gelecek.
-Aristoteles'in eserleri ampirizm konusunda en erken tarihli ele alınan eserlerdir. Aristo okumaları ile devam.
-Bunlardan önce veya sonra Ilkcag filozoflarını bilmek size büyük bir fayda sağlayacaktır.
- Ortaçağ felsefesinde ise Augustinus, Ockhamlı William(ki bana göre Ortaçağ'ın en aykırı düşüncelere sahip filozofu) okumaları önemli. İsterseniz Anselmus, Roger Bacon ve de Aquina'lı Thomas'a da göz atabilirsiniz.
... Bundan 15-20 yıl önce okuyan insana gıpta ile bakılırdı. Üniversite okuyan insana daha bir hürmet gösterilirdi. Şimdi kimin parası varsa o değer görüyor. Parasız insan gereksiz insan kalıbı iyice bu çürümüş yapıya işledi.