Martin Heidegger'in 1927'de yayımlanan başyapıtı Varlık ve Zaman (Sein und Zeit), 20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en zorlu metinlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Bana kalırsa James Joyce'un Finnegan Uyanması'na eşdeğer bir zorluğa sahip yapısı var. Kitabı kavrayabilmek için ileri düzeyde mantık, metafizik veya ontoloji, etik ve fenomenoloji felsefesi hakkında daha önceden okumalar yapmış olmanız gerekiyor.
O halde kitabın ne anlattığını temel kavramlar üzerinden, anlaşılır bir dille özetlemeye çalışayım.
Bu arada Kaan H. Ökten'in Varlık ve Zaman kitabını okumadım.
Heidegger, kitabına çok temel bir soruyla başlıyor: "Varlık'ın anlamı nedir?"
Gündelik hayatta sürekli "vardır", "masadır", "insandır" gibi ifadeler kullanırız. Peki bir şeyin "olması", "var olması" ne demektir? Heidegger'e göre Batı felsefesi, Platon (Eflatun) ve Aristoteles 'ten bu yana bu en temel soruyu unutmuş, Varlık'ı sıradan bir "şey" gibi ele alarak üstünü örtmüştür. Varlık ve Zaman'ın bütün amacı, unutulmuş olan bu soruyu yeniden canlandırmak ve Varlık'ın anlamını araştırmaktır.
Peki, Heidegger bu soruya nasıl bir yanıt getirmiş? Bu soruyu cevaplamak için doğrudan "Varlık nedir?" diye sormak yerine, Varlık'ı anlayan ve kendi varlığını dert edinen tek var olanı, yani insanı analiz ederek işe başlamış.
Dasein (Orada-Varlık):
Heidegger, "insan" kelimesi yerine felsefi bir terim olan Dasein'ı kullanır. Bu kelime Almancada "varoluş" anlamına gelse de, Heidegger için özel bir anlamı vardır: "orada-varlık" (Da-sein).
Dasein kimdir? Dasein, bizleriz.
Dasein'ın özelliği nedir? Diğer varlıklardan (taş, ağaç, hayvan) farklı olarak Dasein, kendi varlığının farkındadır, kendi varlığı üzerine düşünen, onu dert edinen ve onunla bir ilişki içinde olan bir varlıktır. Bir taş kendi varlığını sorgulamaz ama insan "Ben kimim?", "Neden varım?"
Martin Heidegger'in 1927'de yayımlanan başyapıtı Varlık ve Zaman (Sein und Zeit), 20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en zorlu metinlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Bana kalırsa James Joyce'un Finnegan Uyanması'na eşdeğer bir zorluğa sahip yapısı var. Kitabı kavrayabilmek için ileri düzeyde mantık, metafizik veya ontoloji, etik ve fenomenoloji felsefesi hakkında daha önceden okumalar yapmış olmanız gerekiyor.
O halde kitabın ne anlattığını temel kavramlar üzerinden, anlaşılır bir dille özetlemeye çalışayım.
Bu arada Kaan H. Ökten'in Varlık ve Zaman kitabını okumadım.
Heidegger, kitabına çok temel bir soruyla başlıyor: "Varlık'ın anlamı nedir?"
Gündelik hayatta sürekli "vardır", "masadır", "insandır" gibi ifadeler kullanırız. Peki bir şeyin "olması", "var olması" ne demektir? Heidegger'e göre Batı felsefesi, Platon (Eflatun) ve Aristoteles 'ten bu yana bu en temel soruyu unutmuş, Varlık'ı sıradan bir "şey" gibi ele alarak üstünü örtmüştür. Varlık ve Zaman'ın bütün amacı, unutulmuş olan bu soruyu yeniden canlandırmak ve Varlık'ın anlamını araştırmaktır.
Peki, Heidegger bu soruya nasıl bir yanıt getirmiş? Bu soruyu cevaplamak için doğrudan "Varlık nedir?" diye sormak yerine, Varlık'ı anlayan ve kendi varlığını dert edinen tek var olanı, yani insanı analiz ederek işe başlamış.
Dasein (Orada-Varlık):
Heidegger, "insan" kelimesi yerine felsefi bir terim olan Dasein'ı kullanır. Bu kelime Almancada "varoluş" anlamına gelse de, Heidegger için özel bir anlamı vardır: "orada-varlık" (Da-sein).
Dasein kimdir? Dasein, bizleriz.
Dasein'ın özelliği nedir? Diğer varlıklardan (taş, ağaç, hayvan) farklı olarak Dasein, kendi varlığının farkındadır, kendi varlığı üzerine düşünen, onu dert edinen ve onunla bir ilişki içinde olan bir varlıktır. Bir taş kendi varlığını sorgulamaz ama insan "Ben kimim?", "Neden varım?"
Transhümanizmin posthümanı "kusursuz" işleyen makinedir. Posthüman genetik, robotik, nano, biyo, info, teknolojilerle üretilen kodlardan, süper akıllı makineler ve "ruhlu" makinelerden oluşan devrelerdir ve dolayısıyla moda onun için ne olabilir.