Defne

Ayağa kalktım. "Sohbetine doyum olmuyor ama gitmem gerek, İhtiyar." Gidip şu Cebonayan'ın liderine araştıralım bakalım. Kafasını yavaşça sallamakla yetindi. Arkamı döndüm, yağmur daha da şiddetlenirken rüzgar saçlarımı yüzüme savurdu. Bir daha dönmedim arkama, dönersem yine o güne dönecektim. Hızlı adımlarla uzaklaştım olay yerinden, yeni bir olay yoktu. Olay on yıl önce gerçekleşmişti, bir kız çocuğu ölmüştü. Yutkundum. Aşkın arkasını dönüp İhtiyar'ın gözlerine bakmak istedi, İhtiyar da bunu bekledi. Ancak V dönmedi, V asla arkasına dönmezdi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Kimsin sen?" diye sordu aynı o günkü gibi ve ben yine aynı cevabı verdim: "Katilim." Aynı o günkü gibi Güler gibi oldu ama gülmedi. Her şey aynıydı, İhtiyar'ın yaşlanan yüzü dışında. "Öyle mi? Kaç kişiyi öldürdün?" Üç demek istedim, O gün dediğim gibi. Diyemezdim. Kaç olmuştu? Yüz üç mü? Bin üç mü? O günden sonra hiç saymamıştım, hep üçte kalmıştı saydığım sayı. Sayamazdım, sayarsam delirirdim. "Çok." "Ne kadar çok? Gökyüzündeki yıldızlar kadar mı yoksa tüm plajdaki kum taneleri kadar mı?" "Hitler değilim. Soykırım yapmıyorum." Güldü İhtiyar, yavaşça yanıma oturdu dizlerini bükerek. "Düşünüyorum, seni öldürüyor muyum diye düşünüyorum." dedi İhtiyar. Yüzü ıslanmıyordu, sarı yağmurluğu onu koruyordu. Koyu gözlerini denize dikmişti benim gibi. Ben doğduğumda başlamıştım ölmeye, her cinayetinde biraz daha ölmüştüm. Aşkın ölüyordu, V hayat buluyordu. "Beni sen öldürmüyorsun." "Belki öldürmüyorum ama yardımcı oluyorum. Aşkın'ı çok seviyorum ama hep V'yi seçiyorum."
"Seni tekrar gördüğümde dünya duracak gibi hissedeceğim, Balkan Kızı."
"Sana sözüm var. Seni bir kez daha görmeden ölmeyeceğim, Balkan Kızı."
Sen benim kahramanımsın. Bu basit cümle yüreğime işledi; tüm acıları, tüm yaraları iyileştiren bir merhem gibiydi.