pdf olarak okumama rağmen hiç sıkılmadım. İlk kez #ihsanoktayanar okudum ve diğer kitaplarını da okumam gerek diye düşünüyorum. Kitap herkesin okuyup anlayacağı bir şekilde yazılmış. Yazarın dilinin hafif ve akıcı olması nedeniyle kitap herkese hitap ediyor. Yazar büyülü bir dünyadan bahsediyor, rüyayla gerçeğin iç içe geçtiği romanlar veya filmler beni her zaman etkilemiştir. Sanki fantastik bir roman okuyormuşum hissine kapıldım. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden sadece Uzun İhsanın oğluna söylediği beni etkileyen bir sözü alıntılıyorum.
*
Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım.
Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. Aynı hatayı senin de yapmana yolaçmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git.
Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun binbir halinden korkma".
(spoiler)
Eleştirime, stefan zweig adlı yazarın bir kitap hariç hiçbir kitabını begenmedigimi belirterek başlamak istiyorum. Sayın zweig'in eserlerinde okuyucuya sanatsal bir tatmin veremediği ve bununla beraber akılda kalıcı bir akış sunamadigi düşüncesindeyim. Benim boyle düşünmemi sağlayan kitaplardan biri de bu kitap oldu. Kitabın ismini aldığı karakter, kumarhane de insanlari izlemekten zevk alan ve bu zevki ile ilgili anısını yıllar sonra ilk defa biriye açma cesareti gösteren bir hanımefendi. Bu derece farklı bir yaşanmışlık, "bir kadının yaşamından 24 saat" denilerek bütün kadınlara mâl edilmiş ve fıtratında her türlü duygu karmaşası bulunan aynı zamanda hayatın gerçekleriyle karşı karşıya olup sadece kendisini değil kendisiyle beraber başka canlıları da düşünmek zorunda olan kadının büyük derdi -tabiri caizse- hayalperest bir kurgu ile ucuzlaştırılmıştır. Dikkat ederseniz yazarımızın neredeyse her kitabının arkasında yazan otobiyografisinde Viyana da varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu yazar. Ve kadının çarpıcı dertlerini görmeyip bir kadının yaşamındaki 24 saatin bütün derdinin, bir erkeğin kumar oynaması olduğunu kurgulanmasında anlaşılabilir varlıklı yaşamının onu gerçeklere karşı körelttiği.
Bunların yanında beni rahatsız eden bir başka hususta kurgunun ilgi çekici bir hale getirilmesi ön plana koyulup dil özelliklerinin düşündürücü, tatmin edici ve en önemlisi yerli yerinde parlamamasıdır.
Kitapta kadın ruhunun sorumluluklarından ötürü derinliklerine işlemiş hüzün betimi arka plana atılmış ve kadının gördüğü adamın alnındaki çizgilerin betimlenmesine daha büyük önem verilmiştir. Son sözüm de şudur ki Stefan zweig'in birçok kitabı gibi bu kitabı benim için wattpad kitaplarinin 19. yüzyıla uyarlanmış halidir
ulanmıyorsa şayet birbirine acılar
sular çekilmeli göz pınarlarından
yaş çekilmeli
baş kesilmeli
sökülmeli yürek göğüs kafesinden
köpeklere verilmeli
ulanmıyorsa şayet birbirine acılar
acılar ah.. oysa ne kadar da yoksunuz
beslendiğiniz memenin damarlarından
durup ağlamalıyız
tutup dağlamalıyız
karavaş ruhların ensesinden
hüzün sağlamalıyız
acılar ah.. ulanmıyorsa birbirine şayet
her şey gölgelerden ibaret ve bir o kadar yok'sunuz!
ulanmıyorsa şayet birbirine acılar
sular çekilmeli göz pınarlarından
yaş çekilmeli
baş kesilmeli
sökülmeli yürek göğüs kafesinden
köpeklere verilmeli
ulanmıyorsa şayet birbirine acılar
acılar ah.. oysa ne kadar da yoksunuz
beslendiğiniz memenin damarlarından
durup ağlamalıyız
tutup dağlamalıyız
karavaş ruhların ensesinden
hüzün sağlamalıyız
acılar ah.. ulanmıyorsa birbirine şayet
her şey gölgelerden ibaret ve bir o kadar yok'sunuz!