24.06.26 / 11.12
Seni duydum İçim hüzne boğuldu, nefessiz kaldım Titredim heyebetinden anladım ki çok özledim.
Nadir Şah Nadir Şah Afşar (22 Ekim 1688, Dergez - 19 Haziran 1747, Fethabad), Afşar İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan Türkmen şahtır. Azerbaycan ve İran tarihlerinin en güçlü hükümdarlarından biri kabul edilip, 1736'dan 1747'deki suikastına kadar Afşar İmparatoru ve İran şahı olarak hüküm sürmüştür. Batı Asya, Güney Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya'da birçok seferde savaşmıştır. Askeri dehası nedeniyle, bazı tarihçiler onu İran'ın Napolyonu veya İkinci İskender olarak tanımlamıştır.İran, Azerbaycan, Hindistan'ın kuzeyi ve Orta Asya'nın bir bölümünü içine alan büyük Afşar İmparatorluğunu kurdu. Afganlar, Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu'na karşı zaferler kazandı. Nadir Şah, Asya'nın son büyük fatihiydi. Osmanlılar ve Babür İmparatorluğu arasında Afşarlar'ı yeniden saygın bir yere getirdiği için övülür. Kaynaklarda Nadir Şah'ın, teşkilatçı, cesur, zeki ve çok enerjik bir yapıya sahip olduğu belirtilmiştir. Farsça'yı çok iyi bildiği halde Türkçe'yi (Çağatayca) kullanmayı tercih etmiştir. Hatta Çağatayca Türkçesi ile yazılmış yarlığı mevcuttur. Hindistan'da Karnal Muharebesinden sonra Babürlüler hükümdarı Muhammed Şah'la, Nadir Afşar arasındaki görüşmede iki hükümdar Türkçe konuşmuşlardır. Nadir Şah, Safeviler'in aksine Şia'yı Caferilik ismi altında dört Sünni mezhebin yanında beşinci İslam mezhebi saymak istemiş ve bu amacı onun iç ve dış politikasının temelini oluşturmuştur. Nadir, Horasan'daki Abiverd hudut bölgesinde yaşayan Afşarlar'ın “Kırklu/Kıruklu” obasına mensuptur. Obasının kış için göçü sırasında Dasgird/Dergez köyüne ulaşıldığında doğdu. Babası İmam Kulu Beğ oğluna Nadir Kulu adı verdi. İmam Kulu Beğ hakkında kaynakların bazılarında deriden elbise dikicisi veya kürkçü olduğu, bazılarında da çoban olduğu söylenmiştir. Küçük yaşta babasını
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Esselamu Aleyküm
...AŞURE GÜNÜ... 👉SIKINTI- 👉FAKİRLİK - 👉HASTALIK - 👉AFV VE MAĞFİRET İÇİN BİRÇOK REÇETE 🔮AŞURE GÜNÜ ORUÇ; Her kim muharremin 9-10 unda yada 10-11 inde oruç tutarsa 2 yıl ibadet etmiş olur, her kim bunu duyurursa 80 yıl ibadet etmiş olur... .....Hadisi Şerif Aşure günü de, tek olarak oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya sonrası ile birlikte tutmalıdır. 🔮AŞURE GÜNÜ NİYET VE HAYR İSTEKLERİN KABULÜ İÇİN; 786 besmele-i şerif her ne niyet üzerine okunursa kabul olur... .....Aşure günü akşamla yatsı arası 40 Fatihayı şerif ne niyet üzerine okunursa kabul olur.. 🔮RIZIK BOLLUĞU; Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır "Kim kendinin ve aile efradının nafakasını geniş tutarsa, cenabı Hakta senenin tamamında o kişinin rızkını genişletir".. (Ramüzül ehadis) .....Bazı zatlar "evde ihtiyaç bilhassa gıda maddeleri o gün alınınca evde sene boyunca eksikliği görülmez" demişlerdir.... 🔮AŞURE GÜNÜ NAMAZI; GÜNAHLARIN BAĞIŞLANMASI; .....İbni Abbas tan rivayet ediliyor Kim aşure günü 4, rekat namaz kılar da her rekatında fatiha dan sonra 50, ihlas okursa, Allah ü Teala geçmiş ve gelecek 50 senelik günahlarını bağışlar ve Mele i Ala da cennette onun için nurdan bir kürsü bina eder, Aşure gecelerini ibadetle ihya eden melekler mukarrabin gibi Allaha ibadet etmiş sayılır..
Aşure Günü
MEB kitaplarının toplanması ne kadar doğru?
Elbette ki geri dönüşüm önemli ama lise öğrencisinin en temel kaynağı olan kitabını neden alırsın ki elinden? İlkokulu anlarım, ne yapacaklar zaten kitapla; ortaokulu anlarım, zaten LGS'de 8. sınıftan çıkan sorular var ama lise öğrencisi tam olarak dört yıldan sorumlu: 9, 10, 11, 12... Ve sen onun en temel kaynağı olan kitabını alıyorsun. Evet, PDF var ama göz için ne kadar zararlı olduğunu yazmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. ​Her neyse, kusura bakmayın ama stresten zaten mahvoluyoruz; bir de sizin saçma sapan kurallarınız yüzünden işimiz zorlaşıyor. "Duyar kasma" yorumlarını görmek istemiyorum; 4 yıldan bahsediyorum, az uz bir şey değil ki! Ayrıca girdiğin AYT/TYT senin ömrünün nasıl geçeceğini belirliyor. ​Stresten saçları dökülen, bruksizm yüzünden doğru dürüst uyku uyuyamayan öğrencilerin; tatil adı altında, kendileri sanki hiç öğrenci olmamış gibi davranan gaddar hocaların verdiği yüzlerce sayfa ödevi saymıyorum bile. Yaptığı ödevlerin ve sözlülerin sadece hocaların insafına bağlı olduğu bir sistemde, her neyse... Teşekkürler; bizi telefona muhtaç yaptınız, kaydırmaya zorladınız ve şimdi de sırf bu yüzden ebeveynlerimizden azar yiyoruz. Bizi o saçma küçük dopamin tuzaklarına siz ittiniz ve mükemmel bir şekilde "masum" ayağına yatıyorsunuz. Tebrikler, bir nesli daha mahvettiniz ve işin içinden; oyunları, dizileri sanki tek problemmiş gibi göstererek sıyrıldınız. Sonra da "Gençlik bitmiş." Eyvallah.
Pandora'nın Kutusu Kısa bir dönemdir kitap okumalarımda gerideydim. Fakat en sevdiğim yazar Osamu Dazai sayesinde bir kez daha kısa bir zamanda bir kitap bitirme şansım oldu. Genelde kitaplarda alıntılama yapmayı ya da altını çizmeyi pek sevmem, fakat bu kitapta beni bunlara çeken bir şeyler oldu. Hiç umudu olmayan bir hayatı kısa sürede aydınlığa taşıyan Tarlakuşu'nun hikayesi bir kez daha Dazai'nin kalemine hayran kalmamı sağladı. Beni etkileyen birkaç alıntıyı paylaşmak isterim; "Kaygı, toplanan kara bulutlar gibi yüreğimin derinliklerine yapışıp orada kaldı. Bu şekilde yaşamaya devam edersem gelecekte nasıl biri olacağımı merak ediyorum." "Hiçbir yol yokmuş gibi sanki, hiçbir şey. Benim böyle umarsızca yaşamamın sadece insanları rahatsız ettiğini ve tamamen anlamsız olduğunu düşününce daha da katlanılmaz geliyor." "Benim yaşıyor olmam insanlara rahatsızlık veriyor. Ben lüzumsuz bir adamım, farkındalığı kadar acı veren bir düşünce yok." (s.11) "Ölümle bir arada yaşayanlar için bir çiçeğin gülümsemesi, ölüm-yaşam meselesinden daha çok yüreklerine işler. Şimdi bizler, tabiri caizse, hafif çiçek kokularına kapılıp ne olduğunu bilmediğimiz büyük bir gemiye bindirildik ve kendinizi onun göklerdeki rotasının insafına bırakarak ilerliyoruz." "Ölmenin ya da yaşamanın, bir insanın mutluluğuna ya da üzüntüsünü belirleyen kilit nokta olmadığını anlamaya başladım." (s.42) "Hiç bilmiyorum. Ama güneşe doğru büyüyorum." (s.142)
Alıntı
11:51
insan, değer verdiği kişi tarafından aptal yerine konduğunu anladığı anda kandırılmaktan çok kalbini bu kadar ucuza emanet etmiş olmaktan utanır.