Elif Koçak

Benim de mücadelem buydu işte. Neyin mücadelesini verdiğimi anlamaya çalışmanın mücadelesi...
Sayfa 137 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Bazıları için ölüm, huzurun ta kendisi olmalıydı.
Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
... Sedyede kıvranan adamla göz göze geliyordum o an. Kuruması için bırakılmış, betondan bir heykele benziyordu yüzü ve de hepimize inat, toz içinde gülümsüyordu. Birkaç dişi eksikti. Şu huzuru çok aradım ben, der gibiydi bakışları. Şu huzuru çok aradım ben hemşiranım, bırakın dinleneyim, beni bırakın, yok-yok arkama yastık koymayın, ne zahmet ettiniz, yok rahatım, yok gerçekten rahatım, beni bırakın hemşiranım... Derken hepsi bitti. Öylece donup kaldı adamın gülümseyişi.
Sayfa 150 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Tecavüze uğrayan çocukların gözleri yere bakıyordu o sırada, ölenlerinkiyse havaya... "Geber ulan Numan Amca" dedim. "Herkes ölüyor, bir sen geber."
Sayfa 43 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
"Mesele mekân değil doktorum, mesele zaman" demişti Murat Hoca bir keresinde, " Otuzundan sonra her yerde boğulabilir insan. Taşraymış metropolmüş, hiç fark etmez."
Sayfa 37 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Reklam