Biliyorum, mezarlar da ölüler de insanları beklemez. Bekleyen sadece biziz, ölüme çok derin anlamlar yükleyen, başımıza gelen her haltı şiirsellikle süsleyen biziz. Kaybolup gitmeyi kabullenemeyen, hayır-hayır-biz-yok-olamayız diye deliren, direnen, yine biziz. Biz... Biz zavallılarız. Halbuki ölüm de, terlik, bardak ya da gazoz gibi, sadece bir kelime en nihayetinde. Hayatta ince bir detay, zamanda küçük bir leke... Ama olmuyor işte, insan bir şekilde avunmak istiyor; yine de, küçük de olsa, bir masala tutunmak istiyor.
"Acı olan ölüm değil, yarım kalmak doktorum" diyordu Murat Hoca üç numara gözlüklerinin ardından. "Emin ol, bir ölüden daha hüzünlüdür, arkasında bıraktığı ütülü pantolonlar."
"Ne faşizm, ne kapitalizm, ne terörizm, insanlığı konformizm bitirecek" dedim dilim döndüğünce, tam burada elimi havaya kaldırdım, " Ve hepimiz bu suça ortağız."