Dolayısıyla istese de istemese de,bir insanın yaşamına daimî bir neşenin ve kendi derinliğinden gelen soylu bir mutluluğun dahil olması öyle temel bir zorunluluktur ki,insan ancak bu sayede kendinde bulunan şeylerden keyif duyar ve sahip olduklarından fazlasını istemez.
İnsan hazza üstün geldiği gün, acıya da üstün gelecektir.Ancak bir insan,en sağı solu belli olmayan ve kendini kontrol edemeyen efendilere,yani hazlara ve acılara "KÖLE"olduğunda bu "KÖLE"liğin ne kadar da kötü ve tehlikeli olduğunu görüyorsun.
Dolayısıyla "ÖZGÜRLÜK"e kaçmalıyız!
Bunu mümkün kılan da sadece "TALİH"e kayıtsız kalmaktır.Buradan paha biçilemeyecek olan iyi bir şey doğar:güvenle yükselen zihnin huzuru,yüceliği ve hatalardan sıyrıldıktan sonra "HAKİKÂT"in bilgisinden duyulan büyük ve sarsılmaz sevinç,ruh inceliği ve neşesi.
İyi şeylerden değil,kendi iyiliğinden doğdukları için insan bunlardan hoşlanacaktır.
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"En yüce iyi,şansın getirdiği şeyleri ciddiye almayan bir zihindir ve sadece erdemle mutlu olur" veya İnsanlarla ilişkilerinde ziyadesiyle nezaket ve dikkat gösterirken yenilmemek,tecrübeyle bilgilenmek eylemde serinkanlı olmak zihnin kabiliyetidir.
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu