Bir an için yapışan, yuvarlaklığı, ağırlığı, derinliği olan bir şeyin tamamlandığı gibi bir yanılsamaya kapılıyorum. Bu, şu an için, hayatımmış gibi geliyor. Eğer elimde olsaydı onu tamamen size verirdim. Bir salkım üzümü koparır gibi koparırdım onu. Şöyle derdim, 'Alın. Bu benim hayatım.'
Günün koşuşturması, kederi, dinlemeleri, beklemeleri ve şüphelerini geride bıraktıktan sonra yanında oturacağım birini istiyorum. Tartışıp barıştıktan sonra mahremiyet istiyorum; seninle yalnız kalıp bu karmaşayı düzene sokmak istiyorum.
"İmzamı attım," dedi Louis, "şimdiden yirmi kez. Ben, yine ben, yine ben. İşte orada duruyor adım, temiz, kesin ve anlaşılır. Ben de düzgün ve anlaşılırım. Yine de içimde engin bir bilgi birikimi gizli. Binlerce yıl yaşadım. Çok yaşlı bir meşe ağacının içini kemirerek kendine yol açan bir kurtçuk gibiyim. Ama şimdi bütünüm; bu hoş sabahta toparlandım.