Körfez Savaşı'ndan beri ambargo altında ve tecrit edilmiş durumda olan Irak'a karşı 20 Mart 2003 yılında İngiltere başta olmak üzere, Koalisyon Güçleri olarak isimlendirilen ordular askeri saldırılar başlattılar. İlk başlarda Koalisyon güçleriyle düzenli Irak ordusu birlikleri arasında çarpışmalar yaşandı. 9 Nisan'da Bağdat düştü ve Saddam Hüseyin'in dev heykelinin devrilmesiyle de, rejimin çöktüğü sembolik olarak da olsa ifade edildi. Şehirde yağmalar başladı. 22 Mayıs tarihinde BM Güvenlik Konseyi, Irak'taki BM yaptırımlarını oybirliğiyle kaldırdı, ABD'nin ülkedeki petrol kaynaklarını kullanmasını resmen kabul etti. Irak'ta 13 yıldır süren söz konusu BM yaptırımları nedeniyle o vakte kadar yaklaşık bir milyon insan hayatını kaybetmişti.
Sayfa 139
1946'da, King David Hotel'deki İngiliz Genel Karargahı dinamitlenip en az 90 kişinin ölmesi ve onlarca kişinin yaralanması üzerine İngiltere bu bölgeden çıkmaya iyiden iyiye karar verdi. Bu amaçla 2 Nisan 1947 tarihinde sorunu Birleşmiş Milletlere götürdü. BM Genel Kurulu, iki haftalık müzakerelerden sonra, Filistin meselesine bir çözüm bulması için özel bir komisyon kurdu. Ancak İngiltere'nin bu girişiminin ardından, Mısır ve Irak 21 Nisan'da, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan ise 22 Nisan'da Birleşmiş Milletler'e başvurarak, Genel Kurul gündemine, "Filistin'in bağımsızlığının ilanı" maddesinin konulmasını istediler. Filistin Komisyonu, 16 Haziran-24 Temmuz tarihleri arasında Filistin'de yaptığ incelemelerden sonra, Ağustos ayında raporunu yayınladı. Bu raporda komisyon, oy birliğiyle, Filistin'in bağımsızlığını teklif ediyordu. Ancak bağımsızlığın ne şekilde olacağı yönünde iki farklı görüş vardı. Kanada, Çekoslovakya, Guatemala, Hollanda, Peru, İsveç ve Uruguay'ın desteklediği çoğunluk teklifine göre, Filistin Araplarla Yahudiler arasında taksim edilmeli ve iki ayrı bağımsız devlet kurulmalı, Kudüs şehri ise milletlerarası statüye sahip olmalıydı. Hindistan, Yugoslavya ve İran tarafından desteklenen azınlık teklifine göreyse, Filistin, Yahudi ve Arap devletlerinden meydana gelen "federal" bir devlet olmalıydı. Yahudiler çoğunluk planını, Araplar ise azınlık planını tuttular. Çünkü Araplara göre, azınlık planı veya teklifi, Filistin'in toprak bütünlüğünü korumaktaydı. 27 Kasım 1947'de, Filistin Komisyonu'nun çoğunluk teklifi benimsendi ve 13 aleyhe ve 10 çekimsere karşı, 33 oyla Filistin'in Araplarla Yahudiler arasında taksimine karar verildi. Fakat karara göre, Filistin'de kurulacak Yahudi ve Arap devletleri arasında bir ekonomik birlik kurulacak ve Kutsal Kudüs
Sayfa 113
Reklam
Mütarekenin en önemli maddesi, İtilaf Devletleri'ne Osmanlı topraklarının stratejik noktalarını işgal hakkını veren 7. maddesiydi. Bu maddeye dayanarak Fransızlar; 7 Aralık 1918'de Antakya'yı ve İskenderun'u, 20 Aralık'da Adana'yı, 29 Aralık'da Tarsus'u işgal ettiler. İngilizler; 13 Ocak 1919'da Kilis, 15 Ocak'da Antep, daha sonra da Urfa ve Maraş bölgelerini işgal ettiler ve bu bölgeleri Fransızlar'a bıraktılar. İtalyanlar ise; 22 Mart 1919'da Antalya ve Burdur, 11 Mayıs'da Bodrum, 12 Mayıs'da Fethiye ve Marmaris'i işgal ettiler. Sonunda Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal ederek ilk iki gün içinde 2000 civarında Türk'ü öldürdüler. İtilaf Devletleri'nin bu işgal faaliyetleri devam ederek çok geçmeden tüm ülke geneline yayıldı.
Sayfa 87
Düşman birlikleri 13 Mayıs sabahında Cerbe Adası'nın önlerinde Osmanlı donanmasını görünce telaşlandılar. Cerbe Adası'ndan 7-8 mil açıkta bulunan düşman donanmasıyla Osmanlı donanması arasında tarihteki ünlü Cerbe Deniz Savaşı başladı. (14 Mayıs 1560) 3 gün 3 gece süren bu savaşta, planlanan savaş taktiği başarıyla uygulanarak Haçlı donanması büyük bir hezimete uğratıldı. Haçlı birliklerinin 20 bin askeri yok edildi. 60 büyük gemisi batırıldı. Amiral Andrea Doria, yaralı olarak bir kayıkla savaş meydanından güçlükle kaçarak kurtulabildi. Bu deniz zaferinden sonra Osmanlı kuvvetleri Cerbe kalesini kuşattılar. Osmanlıların Trablus eyaletinin, Trablus, Kay revan, Sfenks gibi şehirlerinin piyade ve süvari kuvvetlerinden oluşan ordusuna Turgut Reis'in de bizzat katılmasıyla, 80 gün sonunda 31 Temmuz 1604'da kale ele geçirildi. Üç aya yakın bir süre sonra düşman birliklerinin kumandanı Don Alvaro bir gemiye atlayarak kaçmak üzereyken Turgut Reis tarafından yakalanıp esir alındı. Türk denizcilik tarihinin şanlı zaferlerinden birinin kazanıldığı Cerbe'deki savaşta Türk ordusunun kaybı, Preveze Deniz Savaşı'nda olduğu gibi şaşılacak derecede az olmuştu. Birkaç Türk gemisi batmış, bin kadar asker yitirilmişti. Bu zaferle Osmanlı'nın Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki Türk hakimiyeti kesinleşti. Cerbe Adası'nın idaresi Turgut Paşa'ya verildi. Kaptan-ı Derya Piyale Paşa ise İstanbul'a geri döndü.
Sayfa 50
Türkiye 1977 yılına İstanbul Üniversitesi'ndeki silahlı baskınla başlar. Ülkücüler; Hukuk ve Mühendislik fakültelerinde saldırı düzenlerler. Aynı gün Gaziantep Lisesi'ndeki çatışmada ise 6 polis ve 20 öğrenci yaralanır. 13 Şubat'ta lstanbul-lzmir seferini yapan bir yolcu uçağı Polis Koleji öğrencisi tarafından 51 yolcusuyla birlikte kaçırılır. Ertesi gün, Hasan Tan'ın ODTÜ Rektörlüğü'ne atanması üzerine başlayan boykot üzerine, 23 Şubat'ta rektör üniversiteyi tatil eder ve ODTÜ yurtlarını boşaltır. 19 Mart'ta Diyarbakır-Ankara seferini yapan uçak Beyrut'a kaçırılır. 26 Nisan'da CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e Niksar'da suikast girişiminde bulunulur. 1 Mayıs 1977'deki olaylarda 37 kişi yaşamını yitirir. 24 Mayıs'ta Başbakan Süleyman Demirel Uşak'ın Sivaslı ilçesinde saldırıya uğrar. 29 Mayıs'ta lzmir Çiğli Havaalanı'nda Ecevit'e tekrar suikast girişiminde bulunulur. Aynı gün MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan da Mardin Midyat'ta saldırıya uğrar. 15 Haziran'da Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi'nden Orhan Yavuz bıçaklanır.
Öğren, Tekrarla, Çalış / 19 Mayıs
"işte bu yüzden filozoflar sadece öğrenmekle yetinmememiz, işin içine tekrarı ve çalışmayı da katmamız konusunda bizi uyarmaktadır. Çünkü zaman geçtikçe öğrendiklerimizi unutur ve aksi ne varsa yapmaya, aksi ne kadar fikir varsa edinmeye başlarız." Epiktetos, Makaleler, 2.9.13-14 Çok az insan sadece bir eğitim videosu izledikten ya da kendisine bir şey bir kez anlatıldıktan sonra baştan sona kadar neyi nasıl yapması gerektiğini anlamış olur. Gerçekten öğrenebilmek için insanların bir işi yapması gerekir. Savaş sanatlarının, askeri eğitimin ya da hemen her türlü spor eğitiminin en önemli özelliklerinden biri saatler süren ve sürekli tekrar edilen idmanlardır. Profesyonel bir atlet sadece birkaç saniye sürecek hareketler için yıllarca çalışır. İster iki dakikalık bir tatbikat ister tutsak kalınan bir yerden kurtulmak isterse de engelli koşuyu ilk bitirmek olsun. Bir şeyleri sadece bilmemiz yeterli değildir. Bildiklerimiz kaslarımız ve bedenimiz tarafından özümsenmelidir. Bizim bir parçamız olmalıdır. Aksi halde stres ya da zorluk hissettiğimiz ilk anda her şeyi kaybetme riskine gireriz. Aynı şey felsefi ilkeler için de geçerlidir. Bir kere duyduğumuz bir şeyi hayatımız buna bağlıyken ya da etrafımızdaki her şey kötü giderken de hatırlama ihtimalimiz sence nedir? Unutma, Marcus Aurelius "notlarını" başkaları için yazmıyordu. Düzenli olarak kendisi için düşünüyordu. Başarılı, bilge ve deneyimli bir adam olmasına rağmen son günlerine kadar doğru şeyi yapabilmek üzere çalışmaya ve kendini eğitmeye devam etti. Tıpkı siyah kuşaklı bir karateci ya da profesyonel bir sporcunun yapacağı gibi, başkaları bunu gereksiz olarak görse de o her gün egzersiz yapmaya devam etti.
Sayfa 161 - 7X·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam