Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever. Âl-i imrân Suresi 134. Ayet
Din
O takvâ sahipleri, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcar, öfkelerini yutar ve insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyilik ve ihsân sahiplerini sever Âl-i İmrân Sûresi 134. Ayet Tefsiri
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Kur'ân-ı Kerîm'de, takvâ sahibi mü'minlerin vasıfları sayılırken; “...*Onlar öfkelerini yutarlar ve insanları affederler*...” buyrulur. (Âl-i İmrân, 134)
"O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar.Öfkelerini yener ve insanları affederler.Allah iyilik edenleri sever." ~ Ali İmran 134~
Din
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 🔺Melekler şöyle der: “Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve vazîfesi vardır.” 164 “O’nun emrini alıp yerine getirmek için bizler saf saf dizilmiş beklemekteyiz.” 165 “Biz, Allah’ın her türlü eksiklik ve ortaktan uzak olduğunu sürekli ikrar ve ilan etmekteyiz.” 166 #Tefsir: 📖 📖 Sûrenin girişinde Allah’ın huzurunda saf saf duran, O’nun emrini bekleyen ve aldığı emri yerine getiren meleklerden bahsedilmişti. Burada meleklerin dilinden bu hususa tekrar yer verilir. Maksat, müşriklerin önceki âyetlerde bahsedilen meleklerle alakalı düşüncelerinin yanlışlığını haber verip, meleklerle Allah arasında bir nesep bağı değil Rab-kul münâsebeti bulunduğunu beyân etmektir. Melekler ilâh değil, tek ilâh olan Allah’ın kullarıdır. O’na itaat eder, O’ndan emir almadan konuşmazlar ve yalnızca O’nun emri ile hareket ederler. (bk. Enbiyâ 21/27) Her bir meleğin Allah katında belli bir makamı, hizmet ettiği belli bir yeri vardır; onu da aşıp ileri gidemezler. Rivayete göre Miraç gecesi Sidre-i Müntehâ’da iken Cebrâil biraz geri durunca, Efendimiz (s.a.s.): “Burada benden ayrılacak mısın?” diye sormuştu. O da: “Bulunduğum bu noktadan daha ileri gidemem”, diye cevap vermiş, Yüce Allah da meleklerin söylediği bir sö­zü nakletmek üzere: “Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve vazifesi vardır” (Saffât 37/164) âyetlerini indirmiştir. (Kurtubî, el-Câmi‘, XV, 90) Melekler hizmet ve ibâdet menzillerinde taat için saf saf dururlar. Allah’ı tesbih eder, O’nu noksan sıfatlardan tenzih ederler. Nitekim Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Gökte üze­rinde secde eden yahut ayakta ibâdet eden bir meleğin bulunmadı­ğı bir ayak basacak kadar bir yer dahi yoktur.” (Heysemî, Mecme‘u’z-zevâid, X, 358) “Gerçekten ben sizin görmediklerinizi görüyor,
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 💯 Şüphesiz #Lût da peygamberlerimizden biriydi. 133 Biz onu ve kendisine inanan bütün ailesini kurtardık. 134 Ancak gerideki inkârcılar arasında bulunan yaşlı bir kadın hariç! 135 Sonra geride kalan o inkârcıları helâk ettik. 136 Siz, yolculuğunuz esnâsında sabahları yıkılmış şehirlerinin harâbelerine uğruyorsunuz. 137 Geceleri de. Hâlâ aklınızı kullanıp bunlardan ibret almayacak mısınız? 138 #Tefsir: 📖 📖 Hz. Lût’un ibretli kıssası Kur’an’da çok tekrar edilir. O, Sodom ve Gomore’ye peygamber olarak vazifelendirildi. Büyük bir cehd ve gayretle çalışmasına rağmen halk bir türlü alıştıkları günah ve taşkınlıkları bırakmadılar. Sonunda büyük bir felaket ile helak edildiler. Ancak kendisi ve ona iman eden bir avuç insan kurtuldu. Hatta yaşlı hanımı bile helak edilenler arasında kaldı. Araplar, ticaretleri vesilesiyle bazan sabah bazan akşam uğradıkları Sodom ve Gomore’de Lut kavminin helak kalıntılarını görürlerdi. İşte bunlardan ibret alıp, akıllarını çalıştırmaları ve Resûlullah Efendimiz (s.a.s.)’e inanmaları istenmektedir. (bk. A‘râf 7/80-84; Hûd 11/77-83; Hicr 15/58-77) Bununla birlikte, Peygamberimiz (s.a.s.)’in ve mü’minlerin, Allah’ın dinini tebliğ edip bu hususta gerekli sabır, sebat ve tahammülü göstermelerini ve aslâ aceleci davranmamalarını hatırlatma bakımından gerçekten ibrete şayân bir kıssa olarak buyruluyor ki: