Al-i İmran Suresi 134. Ayet
O (takva sahipleri) bollukta ve darlıkta infak eden, öfkelerini yutan ve insanları affeden kimselerdir. Allah iyilik edenleri sever.
Sayfa 373 - Cilt 1 Sayfa 373·Kitabı okuyor
Din
Peygamberimizin (s.a.s.) hadislerine baktığımızda konunun ciddiyeti daha da netleşir. Hz. Peygamberin (s.a.s.) bu konudaki bazı sözleri şöyledir: "Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur: ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur." (İbn Hanbel, III, 134) "Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size birşey emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi haramdan çekin. " (Ibn Hanbel, V, 323) Peygamberimizin (s.a.s.) bildirdiğine göre verdiği sözde durmak müminin, sözünde durmamak ise münafığın alametidir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Arkadaş! Şu müşevveş eserlerim ile büyük bir şeyin etrafını kazıyorum. Amma bilmiyorum keşfedebildim mi? Veyahut sonra inkişaf edecektir. Veyahut bilâhare zuhur edecek. Keşfine yol açıp gösteriyorum. " Risale-i Nur - Mesnevi-i Nuriye / s.134
Homo Africanus :) Austrapithecus Garhi gibi :)
Nihayet Roma'da, Kartaca'yı mağlup ederek, Africanus Minor ünvanını almış olan Scipio Aemilianus 134 de Consul seçilmiş ve İspanya valiliği kendisine verilmiştir.
Sayfa 119 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
"Mevcut din eğitiminin temel öncelikleri çoğu zaman mevcut din anlayışının misyonerliğini yapmak üzerine bina edilmiştir. Bu bakımdan din eğitiminin amacı da mevcut dinî düzeni korumakla sınırlı addedilmektedir. Bu bakış, değerin kendisinden ziyade onu elinde tutan paydaşların korunup kollanmasına evrilmiştir. Çünkü belli bir düşünce yapısına sahip insanların eğitim anlayışı bu düşünce yapısıyla uyumlu olmalıdır. Aksi durumda düşüncenin kendini sürdürülebilir kılması imkânsız hâle gelir. Oysa geleceğin din eğitimi, politik ve toplumsal statükoyu beslemekle değil, onu yenilemekle mükelleftir. Bu uğurda içine doğduğu toplumun sahip olduğu her şeyi kutsayan robotlar değil, her şeyin daha iyisinin, daha yenisinin, daha faydalısının mümkün olduğunu düşünen nesiller inşa etmelidir. Daha doğrusu inşa etmemeli, kendini inşa etmesi için ona olanak ve tercih alanı oluşturmalıdır. Bir başka deyişle din eğitimi, bireyin çok yönlü gelişiminin önünü açmalıdır. Bunun için de çocukların ilgi, alaka ve yeteneklerini; öğreticinin ilgi, alaka ve yeteneklerine kurban etme alışkanlığından feragat etmelidir."s.134
Sayfa 134 - Eski Yeni·Kitabı okuyor
"Senin ruhun bütün dünyadır." diye yazıyordu. Herkes belirlediği hedefe ulaşabilir, yeter ki düşünmesini, beklemesini ve oruç tutmasını bilsin. s.67 Pek az kişide vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar. s.77 Uzun zaman Siddhartha dünya yaşamını, hazlar ve zevklerin yaşamını sürdürmüş, ama hiçbir zaman bu yaşamın içinde yer almamıştı. s.79 Adğ Sarsara'ydı bu oyunun, çocukların oynayacağı bir oyundu, belki güzel güzel oynanabilen bir oyun, bir kez, iki kez, on kez güzel -ama durmadan oynamak, durmadan? s.87 Bütün bu ölümlü şeyler elimden uçup gittiğine göre, işte yine küçük bir çocukken olduğu gibi güneşin altında duruyorum, hiçbir şey benim değil, herhangi bir beceriden, maharetten yoksunum, henüz öğrendiğim hiçbir şey yok. s.96 Ama yine de bu yolu izlemem çok iyi oldu, yine de yüreğimde şakıyan kuş ölmedi, yaşıyor. Ama yol da yoldu doğrusu! Yine bir çocuk olup yeniden başlayabilmek için pek çok budalalık ettim, pek çok kötü huy edindim, pek çok hata işledim, pek çok iğrençlik, düş kırıklığı ve umarsızlık yaşadım. Ama iyi oldu böylesi... Yüreğim yaptıklarımı onaylıyor, gözlerim gülümseyerek onaylıyor. Esenliğe kavuşabilmek, Om'un sesini yeniden işitebilmek, yine doğru dürüst uyuyup doğru dürüst uyanabilmek için umutsuzluğa kapılmam, düşlerin en aptalcasına, intihar düşüncesine kafamda yer verecek kadar alçalmam gerekiyordu. s.97-98 Yüreğindeki kuşun şakıdığını işitip peşinden gittin! Hanidir biliyordum bunu ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık! s.99 Kibirden hiçbir şey görmemişti. s.100 Dinlemek, özümsemek ve kibir Dinlemeyi
Sayfa 99 - can·Kitabı okudu
Edebiyat