Elif Yağar

Yavuz Bülent Bakiler’in köşe yazısından
Namık Kemal'in çok doğru bir tespiti var. Diyor ki: "Bir insanın zekâsı, bildiği kelime sayısıyla orantılıdır. Yani bir insan ne kadar çok kelime bilirse, aklını da o nispette iyi kullanır. Ne kadar az kelime bilirse aklını kullanmakta zorluk çeker. Önüne konulan bir kitabı okusa bile anlayamaz. Kendisine anlatılanları kavrayamaz. Zayıf bir dile sahip olan insanlar, ancak, günlük basit ihtiyaçlarını giderebilirler. Edebî, ilmî, felsefî eserler veremezler." Namık Kemal, Osmanlı devletinin duraklamasını ve gerilemesini Türkçe'nin yeterli miktarda öğretilmemesine, sevdirilmemesine bağlıyor. Diyor ki: "Balkanlar'da öyle medreselerimiz oldu ki, âlimler, dil ilmini Arapça okur, talebelere Rumca anlatırlardı. Velhasıl dildeki gerilik milletimizin geri kalmasına sebep oldu."
İnsan ve Toplum
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
A'RÂF SÛRESİ
90. Toplumundan inkar eden cumhur cemaat (yani ileri gelen ve göz dolduran seçkinler sınıfı) da, "Yemin ederiz ki eğer Şuayb'a uyarsanız, kuşkusuz o durumda siz kesin bir zarara uğrayacaksınız." dediler. 91. Derken onları o korkunç sarsıntı tutuverdi; derhal vatanlarında çökekaldılar. 92. Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar (var ya) asıl zarara uğrayanlar onlar olmuştu. 93. Şuayb onlardan yüz çevirdi de şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi inkarcı bir millete nasıl acırım."
Âyet-i Kerime meali
A'RÂF SÛRESİ
85. Medyen toplumuna da kardeşleri Şuayb peygamberi (gönderdik); "Ey toplumum, dedi. Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir ilahınız daha yok. İşte size Rabbinizden apaçık bir delil geldi; artık ölçü ve tartıyı tam tutun; insanların sahip oldukları şeylere haksızlık etmeyin; yeryüzünü düzene girmesinden sonra yine bozguna vermeyin. Bana inanırsanız bu söylediklerim sizin için hayırlıdır. 86. Ayrıca öyle tehdit ederek her caddenin başına oturup da Allah'ın yolundan Allah'a iman edenleri çevirmeyin ve o Allah yolunun çarpık olmasını arzu etmeyin. Düşünün ki bir zamanlar siz pek az idiniz. Öyle iken o Allah sizi çoğalttı ve bakın o bozguncuların sonu nasıl oldu!? 87. Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilmiş olan gerçeğe/vahye inanmış, bir kısmı da inanmamış ise Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin; ki O, hakimlerin en hayırlısıdır."
Âyet-i Kerime meali
A'RÂF SÛRESİ
80. Lût peygamberi de (elçi olarak gönderdik). Bir zamanlar toplumuna dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiçbirinin yapmadığı o kötü işi siz mi yapıyorsunuz?! 81. Gerçekten kadınları bırakıp da, şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz?! Ha siz çok aşırı giden bir toplumsunuz." 82. Milletinin ise şöyle demelerinden başka cevabı olmadı: "Çıkarın bunları memleketinizden; çünkü bunlar eteklerini/namuslarını çok temiz tutan insanlar!" 83. Biz de onu ve ailesini kurtardık, ancak hanımı, kalıp yere geçenlerden oldu. 84. Ve üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak suçluların sonu nasıl oldu.
Âyet-i Kerime meali
A'RÂF SÛRESİ
77. Derken o dişi deveyi tepelediler ve Rablerinin emrine karşı azgınlık ettiler ve dediler ki: "Hey Salih, sen gerçek peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte olduğun o azabı getir de görelim!" 78. Bunun üzerine onları "o korkunç sarsıntı" yakaladı da, vatanlarında çökekaldılar. 79. Yüz çevirdi de onlardan Salih, "Ey toplumum, ben size Rabbimin elçi olarak bana verdiği mesajı bütünüyle ilettim ve öğüt verdim, hayrınıza çalıştım. Ve fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz!" dedi.
Âyet-i Kerime meali