O zaman en önemli soru şu: İşleyişi araca bırakmak. Nasıl bileceğiz işleyişi cana (araca) bırakıp bırakmadığımızı...
"Her şey yolunda, hissinin kaybı ile. Bak, araç Can'dan ilerliyorsa, ana tema 'her şey yolunda'dır. Genel bir iyilik hali hissedersin. Yaşamın getirdiklerine yaradılışınla teslim olmuşsundur. Ne getiriyorsa, o anı kabul edip onunla birleşirsin. Alacağını alır, gerisinin içinden geçer gidersin. Zihne düştüğümüzde ise bu his ortadan kalkar. Bedeninde olumsuz hissetmeye başlarsın. Bak dikkat et bedeninde diyorum, aracında yani. Bir burkulma, bir iç daralması, karnında bir sıkışma, hazımsızlık hissi, kalbinde bir sıkışma, içine oturan bir yumruk gibi gibi. Herkes farklı yaşayabiliyor. Neden bu? Çünkü zihnin aracı kendi istediği şekilde yönetecek diye, sürekli 'Sorun var, eksik var, şunu yap- malıyız, bunu etmeliyiz' kafası üzerinden düşünceler salıyor da salıyor. İşte zihnin verdiği bu düşüncelere inandığında, gerçekte değilsindir artık ve filme gidersin. İşte bedenin de bir nevi 'Yanlış yerdesin ey yolcu, beni de yolumdan çıkartıyorsun ve ben buna razı değilim!' demekte. Dolayısıyla bedeninde olumsuz bir şeyler hissedersin."