Herkes, dünyasını aydınlatabilecek birilerini arar durur. Oysa asıl ihtiyacınız, etrafınızdaki karanlığın en siyah olduğu anlarda bile yanınızda oturabilecek birisidir.
Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi, kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş insanlardır. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar.
Diğer taraftan bir de senin yaptığın gibi bir enstrüman çalma durumu söz konusuysa işte o zaman beyin tam bir karnaval alanına dönüyor. Niye biliyor musun? Çünkü bir müzik aleti çalmak işitsel, görsel, duysal ve motor korteksin hep beraber çalıştığı oldukça etkili bir egzersizdir. Haftada sadece bir saat enstrüman çalmanın bile birkaç ay sonunda beynin hafıza, işitme ve motor işlevlerinden sorumlu bölgelerinde büyüme ve aktivite artışı sağladığını biliyoruz (3). Beynimizde iki yarıküre arasındaki etkileşimi sağlayan ve multitasking dediğimiz eşzamanlı işlerin yapılmasından sorumlu korpus kallosum adında çok önemli bir yapı var ve müzik aleti çalmak bu bölgeyi en fazla geliştiren aktivitelerden birisi. Duyguları işleme, sorunlar karşısında yaratıcı çözümler geliştirme ve yabancı dil öğrenmede olduğu gibi yeni bir görevi gerçekleştirmede daha yüksek bir performansın ortaya çıkmasını sağlıyor. Beyinde bu yeni bağlantıların oluşması yaşlılıkta görülen bunama ve diğer bilişsel bozukluklarla karşılaşma riskini yaklaşık %60 oranında azaltıyor." (4)
Sonunda Türkiye Üçlemesi olarak adlandırılan seriyi (Diriliş-Çanakkale 1915, Şu Çılgın Türkler, Cumhuriyet 1. ve 2. Kitap) büyük bir gurur ve mutlulukla bitirmek nasip oldu. Ben bu seriyi okuması için kızıma vasiyette bulundum. Kızım şu anda 10 yaşında, Ben hayatta olurum yada olmam Allah nasip eder de kızım bu kitapları okuyacak kapasite ve yaşa geldiğinde “babamın bana vasiyetidir” diye bu kitapları okumasını çok isterim. Akabinde bu seriyi Türk olan, TC vatandaşı olan , bu ülke içinde yaşayıp bu ülke için çalışan her insan okumalı ki; bu ülkenin ne kadar zor kurtarıldığını ve Demokrasi ve Cumhuriyetin ne kadar zor kurulduğunu idrak etsin.
Rahmetli Turgut Özakman o kadar ince ve titiz araştırmalar yaparak yazmış ki , okurken en ufak bir kafa karışıklığı yaşamıyorsunuz. 1915 yılından 1938 yılına kadar ki dönemi sanki bir drone ile tepeden izliyorsunuz. Bu süreci Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yanında , berabermişiz hissi ile okudum. Her gün bir film şeridi gibi gözümün önünde canlandı. Doğru Tarihi öğrenmek her Türk çocuğunun hakkı. Onları bundan mahrum bırakmayalım ve lütfen bu seriyi tüm gençlerimize okumaları yönünde telkinde bulunalım… öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk, akabinde silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Biz ve bizim neslimiz hayatta olduğu sürece rahat uyu ATAM