Fakat yazık ki onlar bu dünyada bir türkü bahtiyar olmanın yolunu bulamıyorlar...Ya bir çakır pençe (tuttuğunu koparan) arkadaşa düşüyorlar.Ya akraba ,ahbap şerrine (kötülük) uğruyorlar. Sessizliklerine ,safvetlerine (temizlik) hilm(yumuşak huylu) ve tahammüllerine kurban olup gidiyorlar...
Demin “bu kadar vak’a bu kadar zamana nasıl sığdı?”diye hayret ediyordum.Şimdi de “bu kadar zaman içinde ben nasıl bu kadar değiştim?” diye düşünüyorum.
Sonra onda bir nevi hastalık,hiç durmayan ,onu daima için için yakan bir humma var:Doğruluk ,fedakarlık,manevi temizlik hastalığı...Haksızlığın,yalanın,riyanın ,hasılı bütün ahlaksızların ve zaafların müthiş bir düşmanıdır..