Osman okul okudu, tornaya sokulamadı,fazlalıkları yontulamadı, eksikleri yamalanmadı, okul okurken bile ait olamadı. Okulunu bitirdi bir işe de sahip olamadı, ailesine de aitmiş gibi değildi..Ablaları,abileri vardi oysa...En çok babasına... Bir babanın evladına sevgisini gösteremeyişi mi onu böyle yeryüzünde önce çevresine ve ülkede olanlara, sonra kendine ve kendinde olanlara yabancı kıldı?
28 Şubat'ta öğrenci idi,ama bin yıl süreceği düşünülen şeyin bin yıl sürmediğini bile çok sonra fark etti Osman, bir şeye ait olmak için bir Peygamber Kılıcı aldı evden ayrılırken ama çicek nerde, Osman nerde, hayat ne yana düştü? Osman Leon muydu Küçük Prens mi?
"Küfre yaklaştıkça inancı artardı insanın,eger insansa" dedi de kendine yabancılaşmaktan sıyrılıp bir inanca da yanaşamadı.
Tolstoy'dan farklı olarak "bütün mutsuz ailelerin mutsuzlukları aynıymış gibi geldi ona, Mutlu ailelerin mutlulukları kendilerine özgü ve farklıymış gibi."
"Dünya bir tarlaydı, ekip biçecek,sonra da gidecektik. Ekmedim,dikmedim ama toprağı çok eşeledim" diyordu osman, kuruyan toprağına aldırış eden yoktu kavga etmekten. "Hayal" askerde tanıştığı ve bir ömür yoluna arkadaşlık eden,kendi hayatına vefa gösteremeyen Osman'ın en vefalısı idi. Gezi'ye şahitlik etti Osman, 15Temmuz'a sonra ama kendi kendine edemedi...
Sahiplenmediği seyden vazgeçemedi de,sebep öfkesi miydi?
Yani Güray Süngü okuyun arkadaslar özetle