Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
Yazarını daha önce hiç duymamıştım. Instagram'da takip ettiğim bir hesabın kitap analiz etkinliğinde denk gelince, merak edip bu vesileyle aldım. İlk sayfaları okurken 'Ne kadar basit bir roman, hep böyle mi gidecek?' diye düşündüm. Ancak ilerledikçe roman beni yavaş yavaş içine çekmeye başladı. Kitaba olan merakım daha da arttı. ​Bu sırada yazarı yakından tanıyan, sıkı okur bir arkadaşımın 'Bu yazarın kurguları çok güzeldir, özellikle finalleri çok çarpıcı biter' sözleri de beni daha fazla etkiledi ve beni hiç yanıltmadı. Gerçekten de oldukça sade başlayan ama okuyucuyu zor ve derin duygularla baş başa bırakan bir finale sahip, etkileyici bir roman oldu.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,349 okunma
1/10
·236 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:46
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, yazarın üslubu çok çiğ. Sürekli kadınlara bir hakaret durumu var. Sürekli kadınlardan kal*ak, or...pu diye bahsetmesi midemi bulandırdı. Bir kerhaneden bahsederken oraya giden erkekleri çapkınlık ve zevk için gelen adamlar diye değerlendirip kadınlara bu şekilde hitap etmesi mide bulandırıcı… Zaten hep böyle değil midir? Namus sadece kadınadır, erkeğin elinin kirdir. O devirde de aynıymış, bugün de aynı… Kitap konusuna gelecek olursak on yedi yaşındaki Kalyopi'nin nasıl genel eve satıldığı ve sonrasında nasıl kurtarıldığını ele alıyor… Ama şu bir gerçek ki 200 küsur sayfa boyunca aynı sözleri dolandırıp dolandırıp duruyor yazar. Sevmedim, hikâyenin cazibesi kalmadı kadınlara ettiği hakaretlerden sonra. Son ana kadar kızdan şüphe duyarak başka erkekleri kapısına göndermesi de cabası… Kimse felsefe yapmasın, vay en çok eser vermiş yazarlardan falan diye… Hiç de öyle değil. Devrine göre çalkalamış bir adam. Okunur mu? Okunmaz. Sevdim mi? Hayır. Berbat. Üstelik o kadınlar kal*aksa, o kadınlara rağbet gösteren erkekler de bir numaralı pez..nktir bunu söylemeyi unutmuş zat-ı şahaneleri. Okumaya değmez, zaman kaybı.
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,426 okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2026 12. kitabı
Son ana kadar sürükleyen bir kitap oldu. Geçenler de okuduğum bir söz aklıma geldi. Tramvalarımız tetiklendiği zamana göre değil o anı yaşadığımız zamana göre tepki verirmişiz. Ve çoçuklukinsanın en büyük yarası olabilirmiş ah küçük vidar sana sarılmayı çok istedim.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,349 okunma
Puan vermedi·314 syf.··
2026 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:46
Bazı kitaplar vardır, güzel bir hikâye anlatır; bazıları ise sizi bambaşka bir dünyanın içine alır. Pir-i Lezzet benim için ikinci gruptaydı. Daha ilk sayfalardan itibaren kitap resmen kendini okutuyor. Bir süre sonra sadece okuyan kişi olmaktan çıkıyor, kendinizi Aşçıbaşı’nın yanında, onunla birlikte planlar yaparken, sarayın koridorlarında dolaşırken ve o dönemin ruhunu solurken buluyorsunuz. 17. yüzyıl Osmanlı atmosferi öylesine canlı işlenmiş ki, saray mutfağının işleyişinden dönemin insanlarına, geleneklerinden gündelik yaşamına kadar her ayrıntıda büyük bir emeğin izini hissediyorsunuz. Kazanların başında, sofraların etrafında, entrikaların gölgesinde adeta siz de yaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri ise, tarih, gastronomi ve insan ruhunu aynı potada eritmesi oldu. Sadece yemeklerden ya da saray hayatından söz eden bir roman değil; sevgiye, sadakate, tutkulara, insanın kendini bulma yolculuğuna da dokunan, katman katman açılan bir hikâye. Sayfalar ilerledikçe kokuları hissediyor, hiç duymadığınız lezzetleri merak ediyor, karakterlerle birlikte sevinip endişeleniyorsunuz. Masalsı anlatımı, akıcı dili ve merak duygusunu sürekli diri tutması sayesinde kitabı elimden bırakmakta gerçekten zorlandım. Damakta kalan güzel bir tat gibi, kitabı bitirdikten sonra da etkisi uzun süre devam ediyor. Ben bu kitabı inanılmaz sevdim. Özellikle Osmanlı tarihine ilgi duyanlara, tarihi kuru bilgilerle değil; yaşayan, nefes alan karakterlerle okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Pir-i Lezzet, benim için sadece okuduğum bir roman değil; içinde yaşadığım, kokusunu duyduğum ve uzun süre unutamayacağım bir yolculuk oldu. Bazı kitaplar okunur, bazıları yaşanır. Pir-i Lezzet ise bana ikisini birden hissettiren nadir romanlardan biri
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,037 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 251. kitabı
Harika bir kitaptı. Okurken film olması gerektiğini düşündüm sık sık. Kendi çocukluğuna telefon edebilen birinin yaşadığı psikolojik yüzleşmeleri anlatıyor. Müthişti.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,349 okunma
7/10
·416 syf.·
2026 48. kitabı
Kitabımızın konusu anlaşmalı evlilikten çok zorunlu evlilik gibi. Yani bu m@fyaların arasında ittifak bağlamak için yapılan geleneksel düğünlerden biri. Bu tarz kitapları okumağı seviyorum o yüzden bu kitabı da okumağa hemen başladım. Fakat beni o kadar da tatmin etmedi bu kitap. Erkek ana karakterin yani Matteo'nun davranışları öncesinde umursamaz, ne istediğini bilmeyen, aralarındakı yaş farkından( 17 yaş) dolayı kadın karakteri küçümseyen, kötü hissetdiren biri gibi anlatıldığı için çok sevemedim. Ama kadın karakteri yani Sofiya'nı çok beğendim, engelli olmasına rağmen bir çok işte başarılı, öğrenmeye açık biri olduğunu okuyoruz kitapta. Birde ben yaş farkı çok olan bu tarz kitapları okumuşum tabii ki, ama yaş farkı çok olmasına rağmen bu okura çok hissetdirilmemeli bence, yani aralarındakı aşkı okurken biz yaş farkını tamamen unutmalıyız, fakat bu kitapta ben çok arada kalıyordum, onların aşkı tam bana geçmiyordu. Serinin ikinci kitabı Matteo'nun koruması ve en yakın arkadaşı olan Romeo'nun aşkını anlatıyor, türkce çevrildiği an okuyacaklarım listesinde yerini alıcak. Çünkü çok merak ediyorum, Romeo biraz rahat, umursamaz, komik, neşeli,arkadaşcanlısı, Matteo'nu çıldırtmağı seven bir karakter olduğu için onun hikayesi daha ilgi çekici benim için. İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
1000Kitap
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 202688 okunma
Reklam
Reklam