Hûrgilî 1
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 10:05
"min hest pê kir ku trên dê her tim wek alaveke biyanî û bidestneketî bo me bimîne" (170). Weşanxaneya ciwan Pall Weşan, ji roja ewil ta îro karekî pak û paqij kiriye, gelek berhemên bi qîmet çap kiriye. Li gel çîrok, roman, helbest, rojnivîsk û teoriyê îcar dest bi çapkirina xebatên kolektîf kiriye, di bin navê "Hûrgilî"yê da. Heta niha bi vî awayî du heb berhem çap kirine, edîtorê weşanxaneyê wer tîne ziman ku ew dixwazin ji pirtûkên bi vî rengî koleksîyonekî çêbikin, Trêna li Stasyona Xwe Digere berhema ewil a vê koleksîyonê ye. Ji navê xwe jî diyar e, mijara pirtûkê "trên" e. Ji bo vê xebatê 17 nivîskaran zendên xwe badane, her yekî li ser "trên"ê metneke serkeftî amade kiriye. Nivîs giş ne yek cure ne, teorî heye, bîranîn heye, çîrokên hûnandî hene.. û li gel zaravayê kurmancî, bi zaravayê soranî û zazakî jî du metnan di berhemê da cihê xwe girtine. Bi vî awayî hem ji aliyê naverokê ve hem jî ji aliyê teşeyê ve xebateke têr û tije derketiye holê. Heta çûyîna zanîngehê jî min qet ne trên ne jî rêya hesinî dîtibû. Behsa trênê her tim du tişt dianî bîra min: fîlmên Yilmaz Guney û pirtûka Antranik Dzarugyan. Wekî din wateyeke wê tune bû bo min. Lêbelê vê berhemê wisa kir ku ez bi çavekî din li trênê binêrim, bi awayekî cidî li ser vê alava hesinî û li ser hebûna wê ya li welatê xwe bifikirim. Di destpêka berhemê da em bîranîneke Nûredîn Zaza dixwînin ku ew çawa ji trênê reviyaye. Piştre Rohat Alakom ji me ra behsa xeta trênê ya li Kurdistanê dike ku ji aliyê Skandînaviyan ve hatiye çêkirin. Ev nivîs agahiyên balkêş dide mirov, ji bo min metneke sûdwer bû ya rastî. Nivîsa sêyem jî ya mamoste Serdar Şengul e. Ji ber ku ez mamoste nas dikim û xebatên wî ji nêz ve dişopînim, min bi meraq dest pê kir û bi kêfxweşî qedand metna wî û gelekî jê hez kir. Mamoste Serdar behsa
Trêna li Stasyona Xwe DigereKolektif · Pall Weşan · 202410 okunma
Bu değerlendirmeyi sanırım 2024 yılında yazmıştım;))
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 117. kitabı
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır… Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" ~Franz Kafka Bu kitap okumaya zahmet edilebilecek bir kitap mı? Kesinlikle evet. Hepimizin kitap okurken farklı amaçları vardır. Kimimiz güzel bir cümlenin altını çizmek için okur. Kimimiz ise bilgi gereksinimini karşılamak için okur. Kehribar Geçidi bu iki özelliği de içerisinde bulunduruyor. Olay örgüsünü canlı tutarak okuru da canlı tutmuş oluyor. "Öyle ölüler var ki öldüğünün farkında değildir."(sayfa 17) Siz bu sıfat içerisinde yer almamış oluyorsunuz. Kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki okumaya, kelimeleri sanki siz söylüyormuşsunuz gibi geliyor. Bazı cümlelerle ağlıyorsunuz bazı cümleler ile gülüyorsunuz. "Bunları yazarken genellikle gülümsüyorum nadiren ağlıyorum. Bunları okuyacak kişinin benimle aynı yerlerde gülüp ağlamasını temenni ediyorum."(sayfa 86) Temennisini gerçekleştiren Nazan Bekiroğlu ve biz okurlar arasındaki o ince bağı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. "An gelir duyguya da kelimeye de doyduğunu zanneder insan."(sayfa 85) Ama o an bu kitapta yer almıyor. Her zaman yeni bir duyguya, yeni bir kelimeye aç oluyorsunuz. "Acaba" kelimesi yiyor içinizi ve kitabın içinde hapsolmuş bir şekilde buluyorsunuz kendinizi. Bir parça buluyorsunuz kendinizden. Kitabı okudukça keşfediyorsunuz içinizi. Ben kendimi Naso olarak gördüm. Naso okuma yazmaya bilmiyor ama avukat olmak istiyordu. Ve yazıya sürekli sitem ediyordu. Bense matematik yapamıyor lâkin savcı olmak istiyordum. Ve sürekli "Matematik ile hukukun ne alakası var, ne işime yarayacak hayatımda?" gibi sitemlerde bulunuyorum. Naso ve Nisa, ismimiz dahi birbirine çok benziyor. Eğer MS 300'lü yıllarda bulunsaymışım Naso olarak ben
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,578 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Selamünaleyküm Rahmatullahi ve Bereketühü
10/10
·765 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
103 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 19:59
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den başlayıp Ubeyde Bin umeyr'e kadar devam eden 61 bölüm vardır hem hadis-i şerifler hem de rivayetli sözler bulunmaktadır. Aşağıya kimlerin sözlerinin olduğu kimlerin geçtiğini de yazacağım inşâAllah. Kitap boyunca gözüm hep Zeyd Bin harise'yi aradı çünkü Zeyd Bin Harise Peygamber efendimizin peygamberlikten önce de yanında bulunduğu çocuklardan biridir. Ve Zeyd Bin Harise'nin çocukluğu Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yanında geçmiştir. Ama kitapta Zeyd Bin hariseye ait ne bir söz ne de başka bir şeye denk gelmedim. Onun haricinde diğer peygamberlerimizin sözüne ve sahabelerin sözüne yer verilmiş çok hoşuma gitti daha önce hiç duymadığım şeyler okudum ve insanı düşündüren şeylerdi bunlar. Okumanızı öneriyorum isterseniz okuyun tabii. Kitabın isimlere ayrılmış bölümleri bu şekilde: 1. RASULULLAH (S.A.V) 2. YUNUS (AS) 3. SÜLEYMAN (A.S) 4. EYYUB (A.S) 5. ADEM (A.S) 6. LOKMAN (AS) 7. NUH (A.S) 8. İSA (A.S) 9. MUSA (A.S) 10. DAVUD (A.S) 11.MUSA (A.S) 12.ÍSA (A.S) 13. İBRAHİM (A.S) 14. YUSUF (A.S) 15. EYYUB (A.S) 16. SÜLEYMAN (A.S) 17.İSA (A.S) 18. DAVUD (A.S) 19. EBU BEKR ES-SIDDIK 20. ÖMER B. HATTAB 21.OSMAN B. AFFAN 22.ALI B. EBİ TALİB 23. EBÛ'D-DERDA
Kitabu'z ZühdAhmed Bin Hanbel · Neda Yayınları · 2020125 okunma
5/10
·56 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:33
Mutluluğun özü: 1- iyi ruh hali (eudaimonia) 2- sağlıklı beden 3-iç huzur 4- dış faktörler Kurallar: 1. Gelecek kaygısı veya gerçekleşmesi imkansız hayaller, şu anki huzurumuzu yok eder. Mutluluğu, dış koşullarda değil, iç dünyamızdaki sükûnette aramalıyız. 2. Kıskançlıktan kaçın. 3. Kendini tanı, yeteneklerini keşfet: deneyim ve dış faktörlerden elde ettiğin bilgilerden sonra edinilmiş karakterini oluştur. ( ampirik birey) 4. İsteklerimizin peşinden giderken çaba göstermeliyiz. Eylemsizlik memnuniyetsizliği arttırır. (İstiyorsan harekete geç.) 5. Mutluluk ve acı görecelidir, isteklerimiz sürekli değişir. Önemli olan dengeyi bulmak. 6. İsteklerden ziyade, yaşayabileceğimiz gibi yaşamak pragmatik ve bilinçli bir yaklaşım gerektirir. 7. Bir işe başlamadan önce düşün planla. Sonuç kötü olursa kötü bir rastlantıydı de ve ilerle. 8. Az ile yetin. Beklentileri düşür, minimalist yaşamı seç. Sadelik mutluluk verir. 9. Anlık hazlar yerine uzun süreli huzuru seç. 10. Her şeyi aklının kontrolünde yap. Akıl ve duyguları dengele. 11. Geçmişteki talihsizlikleri düşünüp kendine işkence etme. 12. Hiç kimse duyduğunu kendine saklamaz. ( Güven) 13. Neşeli insanın neşeli olmak için her zaman nedeni vardır ki o da neşeli olmasıdır. (Neşeye kapılarını aç) 14. Anda çok takılma geleceği de çok kafaya takma. Dengede tut. 15. Sıkıntılar hayatın parçasıdır. Sakin kal ve ilerle. 16. En şanslı kişi hayatını acısız geçiren kişidir. Hayatını tamamla ve atlamaya bak. 17. Hayallerini dizginle çok uçarsan gerçeklikten koparsın. 18. İçindeki bulduğumuz an bir gün geçmiş olacak; anı yaşa, onu kaçırma. 19. Nefretini sözle değil eylemle göster ki küçük düşmeyesin. 20. Her meseleyi ona ait olan zamanda düşün. 21. Elinden kaçan şeyler için yas tutma. 22. Hayat belirsizliklerle dolu planlarımız
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Dikkat ! Baya Baya Spoiler içerir !!!!
10/10
·248 syf.·
2026 28. kitabı
En detaylı incelemem bu kitap :) Biraz akıllanmam gerek :) Okurken irkildiğim bir kitap oldu .Açikcası günahlarla hatalarlara yüzleşmek biraz ağır geliyor insan nefsine .Günlük hayatta gerek farkında olarak gerek farkında olmayarak küçük büyük günahlar işliyoruz.İnsanlardan uzak durmak için elimden geleni yapıyorum sırf günaha bulaşmamak için ,olmassa susmayı tercih ediyorum artık.Elbette hatalar yapabiliriz ancak hatalarımızdan ders alabiliriz. Hatalarımızı azaltabiliriz tekrar tekrar aynı hataya da düşebiliriz Bunlar çok normal çünkü neticesinde insanız böyle yaratıldık. Mesele şu, onları elimizden geldiğince azaltmaya çabalamak,ısrar etmemek . Birisi bana başına ne geliyorsa bu sivri dilinin yüzünden geliyor demişti. Evet gerçekten de insanın başına ne geliyorsa dilinden geliyor dil diğer organlarımıza nazaran en önemli işleve sahip iletişim organı. Konuşulduğu zaman hayırlı konuşmanın daha güzel olduğunu şayet öyle olmayacaksa susmanın daha faziletli olduğundan girişte bahsediliyor. İmam Gazali de bize dil ile ilgili 20 afetten bahsediyor .Bu afetler, üzerimizdeki olumsuz etkileri , afetlerin sonuçları , bu tür etkilerden sakınmak için gerekli tavsiyeler, hadisler İbretlik olaylar içeriyor . **Kısaca dilimizden sorumlu olduğumuzun dilimizi yerinde konuşmaya, bize fayda sağlamayan gereksiz sözcüklerklerden arındırmaya,ölçülü konuşmaya özen göstermek için kullanmamız gerektiğinden bahsediyor.Dilimizle Söylediğimiz her kelime kaydediliyor. Dili gereksiz kelimelerden arındırıp bize fayda sağlamayan sözcüklere yer vermeyerek daha çok susmanın ön planda olduğu bir şekilde kullanmamız gerekiyor . Kendi bakış açımdan anlatmak istiyorum bir konuyu defalarca sürekli anlatmak karşı tarafa hiçbir fayda sağlamayacak zaman israfına girer, bir konuyu ayrıntılarıyla
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 02:58
2 küçük, birbirinden bağımsız hikayeden oluşuyor kitabımız.ikisindede işlenen ortak tema aşk olgusu ve yanlizlik hissi ..... 1)Beyaz geceler..Biliyorsunuz Kuzey kutup dairesine yakın yerlerde yazın gökyüzünde ışık oyunları görülür ve kısa süre sonra kaybolur bu görsel olaya BEYAZ GECELER adı verilir.İste bu hikayede yazarımız (anlaticimiz) 4 gün gibi kısa sürede yaşadığı olayları bize anlatır .Hikaye Saint Petersburg da geçer .26 yaşında insanlardan uzak yaşıyan,çekingen , konuşması ve âhlaki düzgün ANLATİCİMİZ ;17 yaşında büyük annesi ile birlikte yaşayan ve yalnızlığı anlaticimizla aynı durumda olan NASTENKA'nin tesadüf üzere bir gece liman kıyısında karşılaşması ve birbirlerine hayatlarını kısaca anlatması ile başlar herşey ,ama NASTENKA'nin bir sevdiği vardır ........ 2)Uysal kız...41 yaşında haketmedigi şekilde rütbeleri sökülüp ordudan ayrılan sonra sefillik çekip daha sonra rehincilik yapan YÜZBAŞI (ANLATİCİMİZ) ile ,iki teyzesi ile birlikte yaşıyan 16 yaşında uysal,hayatı pek tanımiyan ,teyzelerini sevmeyen genç bir bayanın aşk hikayesi ile başlayıp(başlangıçta yüzbaşının tek taraflı aşkı) evlilik ile devam eden öyküsüdür..ikisininde ortak iki yönü vardır ,GURUR ve KETUM olmaları .öykünün başında bir kadının intiharı ile başlar ve geriye doğru yaşanmış olaylar anlatıcı tarafından bize nakledilir. Her iki öyküde güzeldi.Ama ben Beyaz geceleri daha çok sevdim.Her iki oykudede karakter sayısının azlığı ve akıcılığı sayesinde hızlıca okuyacaginiz bir eser .Her iki oykudede karekter analizleri çok güzel yapılmış.
1000Kitap
Beyaz Geceler - Uysal KızFyodor Dostoyevski · Cumhuriyet Yayınları · 1999884 okunma