PROMETHEUS

PROMETHEUS
Bilge kendi kendisiyle yetinir. (Seneca)
Keşke...
(Irazca) gülüm balım bir köy düşünüyor. Sarım morum bir köy. Yağmurlar yağıyor. Duruca duruca seller, biraz akıp diniyor. Yedi renkli ebemkuşağının altından çocuklar geçiyor. Her muradı gerçek oluyor çocukların. Kuzular çayırlara yayılmış geniişçe! Güneş tatlı tatlı ısıtıyor. Kızlar bahçelerde çiçek çapıyor. Saksılarda ak karanfil, hatmi, sardunya, begonyalar, cam önlerini doldurmuş. Damların saçağına kumrular, güvercinler konup kalkıyor. Ekmekler sıcacık. Elmalar kütür kütür. Elmalar her köye yetiyor. Cevizler koyu gölgeli. Yeni gelinler hiç duyulmamış ninnilerle beşik başında. Analar çocuklarını dövmüyor. Kocalarını üzmüyor. Kocakarılar tengerenkleri alıp ağaç altına gidiyor. Ölülere gülden kefen örtülüyor. Mezarlıklar gül gülistan. Kinsiz, gamsız gümansız, delice bayramlar oluyor her yıl. Varsıllar, yoksulları ezmiyor, ezemiyor. Yoksulluk, varsıllık diye bir şey yok. Köyde kimsesizleri boğmuyorlar. Kimsesizlik diye bir şey yok. Aynı Karataş güneşinin altında, insanlar, kör topal, yeşil gözlü, kara gözlü, hepsi birbirinin kimsesi. Herkes birbirinin elinden tutuyor. Köyler, tarlalar herkesin, hem de herkese yetiyor. Dünya herkese yetiyor. Senlik benlik kalmamış! Gurbet yolları kapalı. Köyler cümbüş içinde. Akşamlar düğün şenliği. İşler imece. Dileyen günde geziyor, dileyen gölgede. Hastanın çorbası, yenidoğanın pabbası, küçük kızın cepli entarisi var. Sofralar bolluklu. Etler kebap olmuş. Meyveler, bostanlar tütüyor. Karataş'a aç gelen, tok gidiyor. Köyler, köylerle at koşturuyor. Köyler, danaları düveleri yarıştırıyor. Karataş'ın danaları birinci! Birinci olmuş danaları, gülleyip pullayıp diziyorlar. Çevresinde bir halay, bir horan! İki çocuk dövüşürse ayırıyorlar. Kavgalar kızışmıyor. İnsanların seyirlik oyunları var. Dünya böyle bir düş. Bir masal bazen böyle...
Sayfa 193 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Dünyanın işleri aynı bir cenk kitabı gibi. Dünyada herkes Seyit Battal Gazi Efendimiz olmak istiyor. Onun için çok bela zuhur ediyor. O olmaz olası belalar da geliyorken: 'Ben varıyom, suyunu selini doldur' deye habar vermiyor... Ben diyorum da kimse inanmıyor. Bu dünyada erkek misin, deliganlı olup evlenene kadar... Gadın mısın, gızlığını yaşayıp gelin olana gadar... Ondan sonra çekip gideceksin. Derdin belanın içine iyice dalmadan, çoluğu çocuğu gırların ortasına doldurmadan sıvışacaksın. Bunun da çaresi ölümdür gızım, kendi gönlünle ölüm...
Sayfa 181 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Yıkılası dünya, körpecik çocuklara zehir oluyor. Gül fidanı gibi yavrular, ufacık ufacık yaşlarında sararıp soluyorlar…
Sayfa 181 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
"Dünyanın tadı tuzu kalmadı. Köy bozuldu. Bildiğimiz dirlik düzenlik uçup gitti. İnsanlar kıcığa kardı. Yoksulun, düşkünün elinden tutan yok artık! Kadılar kaymakamlar, bildiğim padişahlar, valiler, banka müdürleri, onbaşılar, büyük paşalar hep varsıllara arka çıkıyor. Malı, parası, gözel avradı olan yıkılmıyor. Hep varsılın dediği oluyor!... Sen istersen inleye inleye öl şurda; dönüp de, 'Ne oldun? Neyin var?' diyen bulunmuyor yoksul isen!..."
Sayfa 181 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Bazı zamanlar böyle olur. Masal gibi gider dünya. Bazı zaman adam gibi olur hökümet. Bazı zaman helal süt emmiş biri olur. Bazı zamanlar tam yerinde bir gün doğar; o gün yoksulun günüdür. Sırtı ısınır, karnı doyar, canı güvenliğe kavuşur o güzel günde! Sonradan ibneler, puştlar o güzel günü kapar o başka !
Sayfa 134 - Literatür yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam