(...) bülbül gibi öten ve arkadaşlarını gammazlayan biri yükselirdi; ama etliye sütlüye karışmadan kendi işini yapanlar yükselemezdi; onun leşini çıkartana kadar "temposunu artırır" ve sonra da yol kenarına atıverirlerdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yani burası baştan aşağı fokur fokur kaynayan bir kıskançlık ve nefret kazanından ibaretti; burada sadakate ve ahlaka yer yoktu, tek bir dolar bile bir adamdan daha önemliydi. Ahlakın olmamasından da fenası, dürüstlükten eser olmayışıydı.
“... ama insanın kendi başının çaresine bakması gerektiğini, sırtınız yere gelirse çığlıklarınızı kimsenin duymayacağını bilecek kadar da görmüş geçirmiş biriydi.. “
Adamların çoğu işlerinden nefret ediyordu. Bu duygunun evrenselliği tuhaf hatta korkunçtu; ama gerçek buydu: İşlerinden nefret ediyorlardı. Patronlardan da, şirket sahiplerinden de nefret ediyorlardı; bütün tesislerden, bütün mahalleden; hatta bütün şehirden; her şeyi kapsayan, acı ve keskin bir nefretle.