• Elimdeki bu kitap 2. baskı olup Ülkü tamer çevirisiyle kaleme alınmıştır. Can yayınları gençlik dizisinin içinde yer alan kitabın konusu adından da belli olduğu üzere Hiroşima ve insanlarını anlatmaktadır. Kitap savaş dönemi değil sonrasında Hiroşima'daki insanları ve hayatlarını,duygu durumlarını,ilerleyen süreçteki bu bombanın etkilerini anlatması açısından üzerine düşünülesi bir kitaptır. Sonraki basımları var mı incelemedim ama bu basımdaki kitapta bir sürü yerel kültür Japonca sözcük yer almaktadır. Çoğunun sesleniş,hitap kelimeleri olduğu anlaşılmasına rağmen dipnot şeklinde bunların ne anlama geldiği verilseydi duyguları anlama adına çok etkili olabilirdi diye düşünüyorum. Kitabı okurken bu durum biraz beni yavaşlattı . Sıradan bir gidişatı var gibi duran kitapta bazı paragraflar ve sona doğru akış gerçekten yaşanmış bir felaketin etkilerini bir nebze düşünmemizi gerektiyor. Ne yazıkki 1945'ten bugüne acılar dinmediği gibi farklı coğrafyalarda katlanarak devam ediyor. Kitap bu bakımdan acıların o insanların hayatına etkisini bize hatırlatması, empati kurulabilmesi ve bugüne bu gözlerle bakabilmemiz için lise çağından itibaren okutulacak bir kitap.
  • Bir lahza uzaktan seni görmem,
    Hasretle yanan bağrıma bir damla su oldu.

    Sensiz geçerek ruhu karartan koca bir yıl,
    Hissiz ve hayatsız bir ölüm uykusu oldu.

    Ömrümdeki en korkulu endişe ve duygu,
    Sensiz yaşamak korkusu oldu
    Hüseyin Nihal Atsız-5 Mayıs 1945
  • "Ne soykırım, ne katliam ne de başka herhangi bir kelime "Holokost" sözcüğünün yerine kullanılmamalıdır (s5)". Ayrıca "1933 yılında Nazilerin Almanya'da iktidara gelmesiyle başlayan ve 1945 yılında Nazi Almanya'sının teslim olmasıyla sona eren " bir dönemi ve yaşananları anlatıyor bu kelime.

    Önsözde kitabın yazılma/yayımlanma amacı kısaca anlatılıyor. Bu kitabın 1997 yılında yayımlandığı da unutulmasın. Ve o zaman daha internetin adını bile bilinmiyor veya internetin üniversiteler arası ya da devlet kurumları arası bir araç yani bir
    çeşit 'iç ağ' gibi çalıştığını düşünürsek, bu kitabın o zaman dilimi içinde 'hepsi bir arada' tarzında yazılmış bir içeriğe sahip olduğu unutulmasın. Önsözde belirtildiği gibi Türkçe fazla kaynak olmaması üzerine 'Encyclopedia Judaica'nın 'Holokost' bölümümün tercüme edilmesiyle ortaya çıkmıştır.

    'Holokost' Yahudi dilinde 'Holokost'tur. Yani başka bir kelime ile karşılanmayan, kendine has özelliği olan ve sadece 'kendi' olan bir kelimedir.

    Yine önsözde belirildiği gibi 'ne soykırım, ne katliam ve ne de başka bir kelime' bu kelimenin yerine kullanılabilir. Acının tarifi yok ya da nev-i şahsına münhasır bir kelimeden bahsediliyor.

    Ama biz bu kelimeden ne anlıyoruz: Almanların, Yahudilere yaptığı soykırımı; Almanya = Yahudi Soykırımı diye biliyoruz. Çoğu zaman acının tarifi olmaz. Çekilen ızdırapların,
    kayıpların, katliamların, insanlık dışı muamelelerin tarifi yapılamaz ve Holokost'ta bu anlatılırken tek karşılık olarak bu kelimenin hapsedilmesini de istemiyor.

    Ben bu kitabı yayımlandığı yıl (1997) o zaman Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarı 'Gözlem Gazetecilik' standından almıştım. O zaman okumuştum ama aradan o kadar zaman geçince (21 sene geçmiş) ve site içinde 1.ve 2.dünya Savaşı kitap okuma etkinliği olunca da tekrar arşivimden çıkarıp, bu sefer notlar alarak okudum. Notlar alırken de geçmişe gittim (Tepebaşı Tüyap 2 katlıydı ve stand alt katta diye hatırlıyorum, sonra arkadaşları ve özellikle bu sene kaybettiğim ve 1990 yılından beri fuarlara beraber gittiğimiz o arkadaşı hatırlamadan da geçemedim. )

    Holokost, Almanya'da ve Polonya'da yaşayan milyonlarca 'Yahudinin' bilinçli ve düzenli bir şekilde devlet tarafından kitlesel katliama tabi tutulması olarak da okunabilir.

    Nazilerin iktidarda oldukları süre boyunca hem Almanya hem de Nazi kontrolü altında bulunan topraklarda yaptıkları katliamların sebeplerini anlatmaya çalışıyor.

    Holokost'u iki ayrı dönem olarak değerlendiren çalışma bunu 'savaş öncesi' ve 'savaş dönemi' olarak adlandırıyor.


    30 Ocak 1933'te Adolf Hitler'in Şansölye (Başbakan) olarak atanmasıyla Naziler iktidara gelir. Gelir ama Hitler'in Mein Kampf (Kavgam) da belirttiği gibi, düzenin, hayatın, ekonomideki yaşanan sıkıntıların sebebi olarak gösterdiği unsurlardan biri olan Yahudiler içinde zorlu bir süreç başlar.

    1.Dünya Savaşı sonrası ve 2.Dünya Savaşı öncesi bölgede (yani Almanya, Polonya, Çekoslavakya, Macaristan vd.) yaşayan Yahudilerin, ikili anlaşmalarla korunan hakları ve daha sonra meydana gelen çeşitli olaylar neticesinde yaşanan sıkıntıların tarihsel gelişimi hakkında kısa bilgi veriliyor.

    Nazilerin iktidara gelmesiyle Yahudiler için hem Almanya hem de yakın bölgelerde yaşayan Yahudiler için sıkıntılar baş göstermiş ve Nazilerin 'Temel siyaseti' olan 'Yahudilerden
    arındırılmış yurt' fikri, Yahudilerin zorla yaşadıkları yerlerden atılmasına yol açmıştır. 15 Kasım 1938 de Yahudi çocukların devlet okullarına alınmamasına başlandı (s13)' Rejim buna sebep olarak 'Alman kanının ve şerefinin korunmasını' ileri sürer ve bunu da 15 Eylül 1935'te çıkarılan Nürnberg Yasası'na dayandırır.

    Naziler, Yahudiler haricinde farklı unsurları da örneğin, komünist, çingene gibi yapıları da planlı bir şekilde yok etmeye çalışır. Ama Yahudilerden kadın, erkek, çocuk, yaşlı
    demeden imha etme eylemine girilirken diğer unsurlardan ise sadece sınırlı nitelikte bir eyleme girişilir.

    Almanya haricinde tüm Orta Avrupa ülkelerinde Yahudilere karşı ayrımcı işlemler yapılmış olsa da özellikle Almanya ve Polonya'da bunlar imha süreciyle sonuçlanmış, diğer
    devletlerde ise mallarına el koyma, sürgün gibi işlemler yapılmıştır.

    En korkunç katliamlar Almanya dışında Polonya'da yaşanmış ve Polonya'da 'ölüm merkezleri'nin adları kitapta belirtilmiştir.

    Kitabı okurken 40.sayfada 'Müslüman olarak anılan' diye bir cümleyle karşılaştım ve bir an duraksadım. 'Diğer kamplara nakledilen ve toplama kampı argosunda Müslümanlar
    olarak anılan hasta ve sakat mahkumlar burada öldürülür ve tıbbi deneyler burada yapılırdı'. Kelimenin kökeni ise 221.sayfada geçiyordu. 'Muselman': Nazi kamplarında ölüm halindeki tutsaklar için kullanılan deyim.

    Okurken şunu düşünmeden duramıyor insan: O bölgede oturan insanlar bu Yahudilere yardım etmediler mi? Kitap burada şunu ifade ediyor: "kaçan Yahudiler çok büyük
    tehlikeyi göze almaktaydılar" ve "onların çağrılarına kulak verilmemesi nasıl bir dünyaya çağrıda bulunduklarını çok iyi anlatmaktadır (s82)".

    Toplama kampları, Yahudileri imha etmek için kurulmasa da uygulamada tüm muhaliflerin yanında Yahudiler de burada tutulmuşlardır.

    Peki, Hitler'in Yahudi düşmanlığına iten sebepler neler? Niçin bu kadar düşman? Bunun esas araştırılmasında fayda var. Bir kişi bir anda bir şeye düşman olmaz ya da olursa neler yaşandığının bilinmesinde yarar var. Hitler'in anti-semitik düşünceye sahip olmasının arkasındaki düşünce neydi?

    Hitler'in düşünce yapısında etkili olan ve onun önderi olan kimlerdi? Bu da esasen araştırılıp, incelenmesi gereken bir konu ve kitap bu konuda bazı ipuçları da veriyor.

    Kısaca, 2.Dünya Savaşı öncesinde başlayan ve sistemli bir şekilde 'nihai çözüm -endlösung-, olarak nitelendirilen bir kapsamda Almanya ve Polonya'da bulunan Yahudilerin
    kitlesel olarak yok edilmesinin hikayesi anlatılıyor.

    Ezcümle: Tavsiye edilir.

    Notlar:

    + Kitabın satışı yok sadece sahaflarda bulabilirsiniz.
    + 1997 yılı için iddialı bir kağıt yani beyaz kağıt ve kitap sırtı dikişli olarak basılmış. Bu sayede kitap okununca dağılmıyor. Yeni basılan kitaplarda yaşanan -Avrupa kağıt-, sararma, soluklaşma bunda yok.
    + Kitap 2 ana kısım ve 14 alt bölümden oluşmaktadır.1.kısım savaş ve savaş döneminde yapılanları kapsarken, 2.kısımda ise savaş suçları davaları, Sovyet Rusya, Arapların Holokost'a karşı tutumları, Yahudi bilinci ve kaynakça içerir.
    + Kitabın arka sayfalarında yer alan sözlük çok yeterli değil. Şimdi internet sayesinde daha öz/ya da ayrıntılı bilgiye sahip olunabiliyor. Ama yazıldığı dönem için çok sıkıntılıydı.
    + İncelemeyi kasım ayında bitirmeyi özellikle istedim, çünkü 1997 kasımında Tüyap Tepebaşı Kitap Fuarından almıştım ve yine bir fuar zamanı olan kasım 2018'de ise yazıyı yazdım
    + Bazı kelimelerin dipnot şeklinde çevirisi olmadığı için geçmiş zamanda ansiklopedilerden yardım alırdık. Şimdi ise kolay, basit ve hızlı bir şekilde tek tuşla internet sayesinde
    kelimenin ne anlama geldiğini öğrenebiliyoruz.
    + Bu kitap 5-9 /Eylül/ 2018 tarihleri arasında notlar alınarak okunmuş ve 13/Kasım/2018 tarihinde düzenleme yapılıp siteye eklenmiştir.
  • "Holokost."

    Ne soykırım, ne katliam ne de başka herhangi bir kelime "Holokost" sözcüğünün yerine kullanılmamalıdır. "Holokost" 1933 yılında Nazilerin Almanya’da iktidara gelmeleriyle başlayan ve 1945 yılında şartsız teslim olmalarına kadar geçen on bir yılı aşkın dönemde 6 MİLYON Yahudi’nin, 6 MİLYON erkek, kadın; çocuk, yetişkin; genç, ihtiyar; sağlam, özürlünün sadece dinlerinden dolayı öldürülmeleriyle oluşan çağdaş insanlık tarihinin hiç kuşkusuz en trajik olayı, en büyük katliamıdır.
  • 1945'te her şey değişti. Nükleer silahlar millet meselesini şirazeden çıkardı. Hiroşima'nın ardından insanlar, alışılageldik bir savaşa neden olur diye değil, nükleer savaşa yol açar diye korkmaya başladı milliyetçilikten. Kitlesel imha korkusu insanların zihnini açıverdi ve büyük ölçüde atom bombası yüzünden imkansız bir şey gerçekleşti: Milliyetçilik cini kısmen de olsa çıktığı lambaya geri sokuldu
  • Başlangiçta liberal anlatı esasen ortasınıf Avrupalı erkeklerin özgürlükleri ve ayrıcalıklarını umursuyordu ve işçi sınıfı, kadınlar, azınlıklar ve Batılı olmayanlara duyarsız görünüyordu. 1918' de savaştan galip çıkmış Britanya ve Fransa özgürlük söylevleri verirken dünyanın dört bir yanına yayılmış imparatorluklarındaki tebaaları akıllarına gelmiyordu bile. Mesela Hindistan'daki özerklik taleplerine 1919'da Amritsar katliamıyla karşılık verilmiş ve yüzlerce silahsız gösterici İngiliz ordusu tarafından katledilmişti.
    Batılı liberaller II. Dünya Savaşi'nın ardindan bile sözde evrensel değerlerini Batılı olmayanları içerecek şekilde uygulamakta büyük zorluk çekiyordu. Buna istinaden 1945'te beş yıllık Nazi işgali zulmünden kurtulan Hollanda'nın yaptığı neredeyse ilk şey, bir ordu tertip edip bu orduyu eski kolonileri Endonezya'yı yeniden işgal etmek için dünyanın öbür ucuna göndermek oldu. 1940'ta kendi bağımsızlığını dört günü anca geçen kisa süreli bir mücadelenin ardından teslim eden Hollanda, dört yılı aşkın zorlu seneler boyunca Endonezya'nın bağımsızlığını ortadan kaldırmak için savaştı. Çoğu milli özgürlük hareketinin umutlarını, kendilerini özgürlük savunucusu ilan eden Batılılara değil de Moskova ve Pekin'e bağlamasına şaşmamak gerek.
  • 8 Ekim 1945

    Çekilmez bir adam oldum yine :
    uykusuz, aksi, nâlet.

    Bir bakıyorsun ki
    ana avrat söver gibi, azgın bir hayvanı
    döver gibi bugün çalışıyorum,
    sonra bir de bakıyorsun ki
    Odamda sönük bir cıgara gibi tembel bir
    türkü gibi
    sabahtan akşama kadar sırtüstü
    yatıyorum ertesi gün.