BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM Ben, senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen, gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun, içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan, senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar
Şiir
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe
Reklam
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur. Entropi artar ve sistem, kültürel manipülasyonlarını başarıyla sürdüremez. BÖLÜM I: ROBIN HOOD'UN ORİJİNAL TORTUSu VE "SISTEM-DIŞI" MUHALEFET A. Ortaçağ Efsanesinin Sınıfsal Temellendirilmesi Robin Hood'un
Felsefe
Hatırlıyorum
6 Ağustos 1945 gününü hatırlıyorum; kocam ve ben Annecy Gölü yakınlarında bir sürgün dinlenme evindeydik. Gazetede, Hiroşima bombasıyla ilgili manşeti okumuştum. Sonra hızla evden çıktım; sanki birden ayakta bayılmışım gibi, yolun ön tarafındaki duvara dayandım. Sonra yavaş yavaş kendime geldim; yeniden yolu, yaşamı seçmeye başladım. 1945'te Alman Toplama Kampları'ndaki toplu mezarlar ortaya çıkarıldığında da bunun aynı oldu. Elimde kocamın ve dostlarımın fotoğrafları, garlarda, otel girişlerinde dikiliyor, Annecy'dekine benzer bir durumda, hiç umutsuz, sağ kalanların geri dönmesini bekliyordum. Ağlamıyordum, görünüşte her zamanki gibiydim, fakat yalnızca, artık hiç konuşamıyordum. Yeşil Gözler Marguerite Duras Sayfa: 37

Ricky

@RickySupervisor
·
Marguerite Duras 6 Ağustos 1945'te atom bombasının atıldığı haberini aldığında, Fransa'daki Annecy Gölü kıyısında, Talloires'da bir "Sürgünler Evi"nde (Maison des Déportés) bulunuyordu. ​O sırada Duras, Nazi toplama kamplarından (Buchenwald ve Dachau) yeni kurtulmuş ve ölümün kıyısından dönmüş olan eşi Robert Antelme'in iyileşme süreciyle ilgileniyordu. Duras, yıllar sonra yazdığı Yeşil Gözler (Les Yeux Verts) kitabında o anı şöyle anlatır: ​"6 Ağustos 1945'i hatırlıyorum, eşim ve ben Annecy Gölü yakınındaki bir sürgün evindeydik... Haberi radyodan duyduğumda evin eşiğinde kalakalmıştım." Bu kişisel tanıklık, yazarın zihninde büyük bir tarihsel trajedi ile (Hiroşima) en mahrem kişisel acının (kocasının kamplardaki yıkımı ve kendi bekleyişi) birleşmesine neden olmuştur. ​"Hiroşima’da hiçbir şey görmedin. Hiçbir şey." Kitap bu sarsıcı inkarla açılır. 1957 yılının Ağustos ayında, Hiroşima’da bir barış filminde rol alan Fransız bir aktris ile Japon bir mimarın yolları kesişir. Ancak bu, sıradan bir yasak aşk hikayesi değildir. Duras, iki insanın bedenleri üzerinden iki şehrin; atom bombasıyla kavrulan Hiroşima ile aşkı yüzünden cezalandırılan kadının geçmişi olan Nevers'in acılarını birbirine mühürler. Kitapta Hiroşima ile Nevers'in (kadının geçmişi) iç içe geçmesi, aslında Duras'ın o gün Annecy'de yaşadığı toplumsal dehşet ile kişisel bakım sorumluluğu arasındaki o garip çarpışmanın bir yansımasıdır.
1000Kitap
1945 modern farsça ile yazılmış İran ortaöğretim ders kitapları
"Zorba"
"1945'te Nikos Kazantzakis, daha sonra filme uyarlanan Zorba the Greek'i yayınladı." The Greek Islands s.44
Alıntı
Reklam
Reklam