• 27 Mayıs 1960 ihtilâlinin karmaşık bir denklemi var:

    Yeni bulgular eşliğinde, özetle, kendini Tanrı'nın seçtiğine inanan bir başbakan, mutsuz, kaygılı bir halk, cumhuriyet sonrası ilk müdahalesini yapmak zorunda kalan bir ordu ve bunların arasındaki gerilimi fırsat bilen ABD...

    Demokrasinin getirdiği, istifa, özür dileme, referandum, reform, meclis, seçim, anayasal roller gibi uygar nimetleri bilmezden gelip, "Ben sabık başbakan olmayacağım" diyerek, darbeden başka yol bırakmayan bir Menderes...
    .
    Ve sonuç: Çok sesli, çok partili yaşama geçişte bir sarsıntı; kötü bir başlangıç...

    Psikologların, ruhbilim açısından çok zengin zıtlıklar barındıran Menderes'i ve onun özellikle İnönü alerjisinin altında yatan derin hastalığı bulmalarını isterdim. Bu çalışma, günümüzde de aynı hastalıktan muzdarip olanları anlamamızı sağlar...

    Şevket Süreyya Aydemir'in hayranıyım. Kendini çok iyi yetiştirmiş; eşsiz yapıtlar bırakmış bir aydın. Yaşamında bir imparatorluğun yıkılışını, Atatürk'ü, ihtilâlleri görmüş bir insan. Fakat sanırım onun yaşamında en çok iz bırakan şey 27 Mayıs 1960'tır.

    Yazdığı kitaplar bu olay üzerinde çok durur.

    Sosyal bilimler, tarih, sosyoloji gibi alanlarda uğraşanlar Aydemir'i ve özellikle darbe - ihtilâl - inkılâp - kaos - anarşi gibi kavramların tam anlamını öğrenmek, kavram kargaşası içine düşmemek için bu kitabı okumalılar...
  • Kainat'ın Efendisinin hayatını muhtasar olarak,şiir şiir başka tabirle ilmek ilmek örmüş, ve kendi tabiriyle hasret derecesini termometrelere ifade ettirmekten aciz olduğu bir ruh çilesi içinde 1960-61 hapsinde yazılmaya başlanıp on yıl arayla tamamlandı.Eserin 63 levhadan(şiirden)oluşması ince bir fikrin zuhuru.Sonunda yayınladığı vasiyeti ise ayrı bir kitap mevzusu.
    Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız hitabına karşı,sesleniyorum bende;
    Ana hatlarını çizdiğin Büyük Doğu'yuson derece dikkat ve gerektiği yerde yanlışını tashihle taşıyacak gençlik gelmek üzeredir.
    Okuyun okutun mukaddesata susamış gençliğe bu narin eseri.
  • 1950-1960 sermaye çevreleri için bir altın dönem olmuştu. 27 Mayıs'ta ise devletin geleneksel sahipleri dizginleri gene ele geçirmişlerdi. (...) Burjuvazi büyümüş, güçlenmişti. Uzmanlar yetiştirmişti. Demokratlar'ın iktidardan uzaklaştırılması, Türkiye'nin kapitalizm yolunda ayrılması değildi elbet... Bunu herkes biliyordu
    Mehmet Ali Aybar
    Sayfa 69 - İletişim yayınları
  • 1873 de doğup, 1960 da 87 yaşında vefat eden Bediüzzaman'ın hayatını 17 yıllık çocukluk devresi bir yana, otuzbeşer senelik iki büyük devreye ayırabiliriz.

    Şöyle:

    1873 — 1890 = 17 sene
    1890 — 1925 = 35 sene
    1925 — 1960 = 35 sene

    Çocukluğunu takip eden son iki devre onun gençlik ve olgunluk çığırlarını çerçeveler.
  • Acaba Atatürk günün birinde CHP'nin iktidardan düşebileceğini hiç aklına getirmiş midir?
    Ve de CHP'ye bıraktığı İş Bankası hisselerinin sorun çıkaracağını?
    CHP bu hisselerden "temettü" alamıyor, bu para Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'na gidiyor...
    Ama CHP, "kurucu hissedarlardan birinin mirasçısı" sıfatıyla İş Bankası yönetim kuruluna adam atıyor! Hem de sembolik olarak bir kişi falan değil, tam dört kişi.
    CHP dediğim, Kılıçdaroğlu yani.
    Tuhaf değil mi?
    Tuhaf. Çarpık mı?
    Çarpık. Yakışıksız mı?
    Yakışıksız.
    Bir partinin herhangi bir bankaya ortak olması yasak, ama CHP'ye serbest.
    Üstelik de "finans-kapitale" ortak olan parti, kendini "solcu" diye pazarlamaya çalışan ve birçok ahmağın da buna inandığı bir parti...
    Bankacı solcular!
    Lenin'in Moskova'da dükkân açıp patates satması gibi bir şey...
    Canım ona bakarsanız "kişiye özel" kanun da çıkarılamaz ama Türkiye'de çıkarılabiliyor! Biz bize benzeriz efendiler.

    ***
    Atatürk banka hisselerini CHP'ye bırakmakta hiçbir sakınca görmemişti.
    O dönemde CHP ile devlet "özdeşti"...
    İçiçe geçmişti, ayırılamıyordu. Parti ilkeleri anayasaya girmişti, partinin il başkanı aynı zamanda o ilin hem valisiydi, hem de, sıkı durun, Kızılay başkanı!
    Yani aslında Atatürk hisselerini bir anlamda devlete bırakmış oluyordu!
    Paraları da TTK ile TDK topluyordu, bunlar da devlet kurumlarıydı...
    Dolayısıyla, ana fikir devlete bırakmaksa, bugün bunların hazineye devredilmesi uygundur.
    Yani Atatürk, parayı devlet malı CHP'nin cebinden alıp bir başka devlet cebine "aktarmış" oluyordu sadece...
    Eh, o dönemde bunda da bir "beis" yoktu.
    Sorun, CHP iktidardan gidince çıktı.
    CHP'nin elinde olan birçok devlet malı, devlete geri alındı. Menderes iktidarının ilk yılları, CHP'yi devletten "kazımakla" geçmiştir!
    Ayrıntılarını CHP'nin eski "emanetçi" genel başkanı Altan Öymen'in anılarından öğrenebilirsiniz. Öymen, elden giden mallara acı acı ağlıyor.
    Bürokrasi ve onun partisi CHP bunu asla affetmedi. İntikamını nasıl aldığını da 1960 yılının olaylarına bakarak hatırlayabilirsiniz.
    ***
    Atatürk'ün kendi banka hisselerini kendi partisine bırakmış olması tartışılıyor da, Atatürk'ün "bizatihi banka kurucusu ve hissedarı olabilmesi" nedense hiç tartışılmıyor! Bunda sakınca görülmüyor.
    O para Hintli Müslümanlar'ın (sonradan Pakistan yani) emperyalizme karşı mücadelede kullanılsın diye toplayıp gönderdikleri paraydı... Halife İngilizler'in elinden kurtarılsın diye!
    Ama milli banka kurmak da bir nevi emperyalizmle mücadeledir ağabey.
    Üstelik, ortada halife mi kalmıştı?
    Keşke Osmanlı Bankası'na kendi hesabına yatırmasa ve bu parayı aktararak kurduğu İş Bankası'ndan kendine hisse ayırmak yoluna hiç gitmeseydi...
    Makbule Hanım'a da maaş bağlamış.
  • Aralarında hiç fark yok!
    Hem de zerre yok!
    Ha CHP, ha FETÖ…
    İkisi de aynı.
    İkisi de darbeci…
    İkisi de hazır konmak ister!
    15 Temmuz'u yapan FETÖ idi.
    ABD yazmış, onlar oynamıştı…
    1960 ihtilalini sahneye koyan yine Amerika idi.
    CHP ile Türk Silahlı Kuvvetleri'de oyuncuydu.
    Türkiye'deki darbeleri hep ABD yaptı.
    15 Temmuz kalkışması sırasında millet göğsünü namlulara ve tanklara siper etmeseydi güzelim yurdumuz şimdi işgalcilerin elindeydi.
    Ve çoğumuz da esirdik, ya da ölmüştük.
    251 şehide çok şey borçluyuz.
    Darbe gecesi sokağa çıkanların ekseriyeti AK Parti seçmeni ve Erdoğan sempatizanıydı.
    Aralarında 'ilaçlık' bir tek solcu ve CHP'li yoktu.
    Onlar evlerinde Reis'in öldürülmesini bekledi.
    Ne korkunç değil mi, siyasi rakibinizin öldürülmesini beklemek?
    Yani seçimle alamadığınızı darbeyle almak!

    ***

    Peki;
    Ne yapmıştı Erdoğan?
    Memlekete ve millete hizmetten başka.
    Koca bir hiç!
    O kanlı gece aslan sosyal demokratlar neden yuvalarından çıkmadı?
    Ne acı ve ne vicdansız bir duruş!
    Lafa gelince demokrasi havarisi kesilenler o gece kuyruğunu kıstırıp kaçtılar.
    Gittikleri evde de ellerini ovuşturarak Erdoğan'ın alınmasını beklediler.
    Çirkinlikten öte bir şeydi yaptıkları…
    Siyasi rakibini bile bile ölümünü beklemek cinayet gibi bir şeydi!
    FETÖ'cü savcı Özcan Şişman da böyle yaptı.
    Reyhanlı saldırısıyla ilgili tüm bilgiler kendine geldiği halde sessiz kalarak 53 kişinin ölümüne göz yumdu!
    53 insanın katili oldu…
    Millet tankların önüne yatarak darbeyi püskürtmeseydi aynı şeyi CHP'nin başı Kemal Kılıçdaroğlu için söyleyecektik şimdi.
    Ha o kafa, ha bu kafa…
    Arada zerre fark yok!

    ***

    16 Eylül Menderes'in idamının yıldönümüydü.
    O idamların arkasında CHP var.
    Bu yafta CHP'nin sırtından hiç inmez.
    Darbecilikleri 1960'da tescil edilmiştir.
    DP'lilere yaptıklarını bilmeyen yoktur.
    Merhum Menderes'in kemikleri çürüdü, CHP'liler hala malum yalanlarla itibarına gölge düşürmeye çalışıyor.
    Sittin sene değişmezler!
    'Demokrasi' lafı ağızlarına yakışmıyor!
    Darbecilik genlerinde var.
    Ayrıca faşisttirler.
    Hitlerin adı çıkmıştır…
    Asıl faşo bu kafadır.
    Diktatördürler.
    Milleti adam yerine koymazlar…
    Bunlar kazara iktidar olsa insanları gaz odalarına gönderip sabun yaparlar.
    Tarihin gördüğü en acımasız diktatörler arasında CHP'nin malum lideri de vardır.
    Düşünsenize Adolf Hitler, Leopold II, Josef Stalin, Hideko Tojo, II.Nicholas, Pol Pot, Saddam Hüseyin, Mao Zedong, Kim il-Sung, Mengistu Haile Mariam, Yakubu Gowon'ın arasında bir de CHP'li var.
    O diktatörler milyonlarca insanı katletti.
    CHP de milletin adamlarını astı.

    ***

    Dursun Çiçek…
    Adam eski bir asker…
    Sonra CE HA PE mebusu…
    Açıklamalarına bakınca Çiçek'in sivil mi yoksa asker mi olduğu anlaşılamıyor.
    Türkiye'de belirli aralıklarla hortlayan ve ülkenin en büyük kamburu olan 'darbeci zihniyet' 15 Temmuz ihanetine rağmen devam ediyor.
    Eski bir asker iken CHP'den vekil seçilen Dursun Çiçek geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada darbe zihniyetinin Türkiye'de hala güçlü olduğunu gösterdi.
    Çiçek, bazı başsavcıların kendisine, "Erdoğan iktidarına gücümüz yetmiyor komutanım. Siz bunları iktidardan indirin, ondan sonra biz ne yapacağımızı biliriz" dediğini söyledi.
    "İndirin!" Lafa bak, hizaya gel.
    Ne demek lan indirin!
    Kafayı gördünüz mü?
  • 1960 yılında Amerikalılar tarafından yapılan ve 'İnanılmaz Türk' başlığı ile servis edilen Atatürk belgeseli.

    https://video-s3.onedio.com/...44a35d663bc/480p.mp4