Padişah, halife, hükümet... Bunların hepsi anlamsız sözlerdi.
Bu durum karşısında bir tek karar vardı.O da ulus egemenliğine dayanan, kısıntısız, koşulsuz, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.
İçinde, çok derinlerde bir şeyler hâlâ canını yakıyordu; fakat bu geçici bir acıydı şiddetli olsa da, iyi huylu bir acı... Tıpkı bir yara dokusunda,yara tamamen kapanmadan önce hissedilen o yakıcı acı gibi...