Geri Bildirim
  • Yerdeniz serisinin ilk üç kitabı 1968 yılında, dördüncü kitap 1990, beş ve altıncı kitaplar ise 2001'de yazılmış ve basılmış.

    Yerdeniz, takımadalar ve adalardan oluşan bir coğrafya: Her adanın kendine ait bir büyücüsü, cadısı veya sihirbazı var. Bunlar evrenin dengesini bozmamak için büyü veya sihiri acil durumlar (hastaları iyileştirmek bozuk bir eşyayı tamir etmek vs.) dışında kullanmıyorlar, Roke adasında bir büyücülük okulu ve adaların kalbi olan kadim bir koruluk var. Çok eskiden İnsanlarla Ejderhalar aynı soydan geliyor ve bir tek kadim dili konuşuyorlarmış, ancak zamanla insanlar yerleşmek ve sahip olmak istemiş bunun için kadim dili unutmuş; ejderhalarda hür olmak istemiş kadim dile sahip çıkarak onu aralarında yaşatmışlar; bu taksimatla insanlar doğuyu almış, Ejderhalar batıyı... Ve bir daha birbirleri ile gerekmedikçe iletişime geçmemişler ta ki insanlar arasında bir takım kötüler, Ejderhaların özgürlüklerini kıskanıp, elde etmek için yerdenizin dengesi ile oynayıncaya kadar...

    1- YERDENİZ BÜYÜCÜSÜ: Gont dağında yaşayan bir çocuk olan Çevikatmaca'nın, gücünün farkedilmesi ve büyücülük okulunda yaşadığı olaylar anlatılıyor. Çok başarılı bir öğrenci olan Çevikatmaca'nın hırslı bir delikanlı iken yapmaya yetkisi olmadığı bir büyüyle karanlıkta bir kapı açarak oradan gelen bir gölge ile mücadelesi yer alıyor.

    2-ATUAN MEZARLARI: Takımadalar içinde yer alan Kargard ülkesinden bir kız çocuğu olan Tenar isimsizlerin rahibesi olması için 5-6 yaşlarındayken ailesinden alınır ve erkeksiz bir ortamda sadece kadınlarla birlikte yaşamaya başlar ve isimsizlerin rahibesi olarak yetiştirilir. Büyüdükçe kendini, kadınlığını, yaşadığı yeri ve hizmet ettiği isimsizleri sorgularken Çevikatmaca ile karşılaşır ve zincirlerinden kurtularak Atuan mezarlığını terk eder.

    3-EN UZAK SAHİL: Yerdeniz'in bütün adalarında tuhaf şeyler olmaktadır. Morred'in varisi Arren ve başbüyücü Çevikatmaca karanlık duvara doğru bir deniz yolculuğuna çıkarlar. Ejderhalarda bu durumdan rahatsızdır ve en büyükleri yolculukları sırasında bu iki insana yardım ederler.

    4-TEHANU: Serinin ilk üç kitabında Çevikatmaca'nın maceralarında yanında olan tüm karakterler bu kitapta bir araya geliyor. Yeni karakterimiz ise Therru... Annesi, babası ve yakınları tarafından tecavüze uğramış, yakılmış ve ölüme terkedilmiş küçük bir kız... Tenar sayesinde hayata tekrar tutunuyor. Kitabın en çarpıcı noktası ise yazık ki “cezayı haketmiştir” kabullenişine sahip bir toplum anlayışının olması.

    5-YERDENİZ ÖYKÜLERİ: Birbirinden bağımsız beş öyküden oluşuyor. Öyküler birbirinden bağımsız, ancak serinin diğer kitaplarında merak ettiğiniz birçok konu bu öykülerle tamamlanıyor.

    6 - ÖTEKİ RÜZGAR: Serinin son kitabında yeni karakterlerle birlikte, varolanların da bilmediğimiz yönleri ile tanışıyoruz. Büyünün, yaşamın, ölümün insanların, iyinin ve kötünün sorgulamasının yapıldığı bu kitapta Yerdeniz'in hikayesi en baştan anlatılarak bütün karakterlerin katılımı ( Çevikatmaca hariç) ile bitiriliyor. Ve Yerdeniz'de değişim gerçekleşerek bütün dengeler yerine oturuyor...
  • Kitabın Yorumu

    Kitabının kapağına, “Dünyanın en çok aranan hackerı olarak maceralarım” açıklamasını koyan Amerikalı ünlü Hacker Kevin MITNICK’ın, New York Tımes yazarı William SIMON’la birlikte kaleme aldıkları “Kablolardaki Hayalet” adlı eser; MITNICK’ın telefon hatlarında ve bilgisayar sistemlerindeki illegal gezintilerini, tecrübelerini anlatmaktadır.


    Kitabın, üç kelimeyle özeti; “Merak, Telefon, Hacker”, üç kelimeyle yorumu ise; “Uzun, Teknik, Akıcı”


    Sürekli birbirine benzeyen teknik hususların yer aldığı kitabın olay örgüsünü sıralamak zor olsa da, genel olarak;

    - Ortaokul sıralarından itibaren MITNICK'ın, telefon hatlarına ve bilgisayar sistemlerine karşı engellenemez bir merak duygusunun ortaya çıkması,

    - Önce okulların bilgisayarlarına izinsiz girişler yapması, daha sonra başta telefon şirketleri olmak üzere bazı şirketlerin hatlarına müdahaleleri,

    - Hacker çevresinde ünlenmesi,

    - Devlet kurumlarının hatlarına girişleri, henüz 18 yaşına girmediğinden hafif adli tedbirlerle gözetim altında tutulması,

    - FBI’ın izlemesine takılması, kablolarda ve gerçek hayattaki kovalamacalar, cezaevine girişler, denetimli serbestlik dönemindeki hacklemeleri ve toplam 4,5 yıllık hapis hayatını takiben salıverilmesi,

    - Kongrede hacklemeleri hakkında ifade vermesi,

    - Para veya menfaat sağlamaya yönelik bir gayrete girmemesi, sadece merak ve heyecan dürtüsüyle hackerlık yapması nedeniyle, medyada gördüğü müthiş ilgi,

    - Birçok kuruluşta konferanslar, üniversitelerde dersler vermeye başlaması,

    - Artık legal alanda ünlü bir güvenlik danışmanı olarak hayatına devam etmesi, şeklinde özetleyebiliriz.


    Kitapta detaylı olarak konu edilen; bilgi sistemleri, telefon hatları, kodlar, şifreler gibi teknik kavramlar, genel okur kitlesi için pek ilgi çekici değildir. Bu nedenle kitap, daha çok; iletişim, telekomünikasyon ve bilgi sistemleri konularında çalışan, okuyan veya bu konulara özel ilgi duyanlar için faydalı bir kaynak olabilir.


    Kitabın konuları teknik olsa da, dili basitleştirilerek okunabilir şekle sokulmuş.


    Kitapta, aynı taktiklerin (telefon hileleri, çöp karıştırma vs.) tekrarı bazen sıkıcı gelebiliyor ve yaklaşık 500 sayfalık anlatım boyunca sık sık konudan kopmalar olabiliyor.


    Ara ara kitaptan kopsanız da, sosyal ve sempatik karakterli METNICK’ten kopamıyorsunuz. Özellikle hackerların ne yaptıklarını bile bilmeyen okur; yeni tanıdığı ilk hacker olan METNICK’in frekansına hemen geçiveriyor, anlatılan olayların gerçekliği de buna eklenince kitabı terk edemiyor.


    Kitabın önsözünü Apple’in kurucusu Steve Wozniak’ın kaleme alması, çok sayıda yazar ve dış yorumcuların ifadeleri de, MITNICK’ın ünü hakkında bizi aydınlatıyor.


    Anlatılan olayların gerçekliği, bazı faydalı çıkarımlarda da bulunmamıza imkân sağlıyor. Örneğin kitabı bitirince, okurda;

    - O alanda kabiliyeti ve ilgisi olan bir insanın, en karmaşık sorunların üstesinden gelebileceği,

    - Devlet kurumlarının veya büyük şirketlerin, zekice odaklanmış elektronik sızmalara karşı zayıf yönlerinin ve güvenlik açıklıklarının olduğu,

    - Okurken heyecanlı gözüken bu işlemlerin, gizli bilgilere ulaşma konusunda hastalık derecesinde meraklı olan MITNICK için bile bazen anlamsızlaştığı,

    - MITNICK'ın illegal eylemlerinin, kelimenin tam anlamıyla “macera”dan öte anlam taşımadığı, gibi düşünceler beliriyor.



    Sonuç olarak, “Kablolardaki Hayalet” kitabını; 1990'lı yılların hackerlık faaliyetleri hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere tavsiye edebiliriz. Bu konuları özel ilgi alanı olarak takip edenler için ise; belki de bir başucu kitabıdır.
  • Artık istense de geniş çaplı bir savaş planlanamazdı. 1990'larda girişimci basın, çözünürlükleri orduda otuz yıldır olanlarla yarışacak düzeyde olan fotoğraf uydularına sahip olunca Şeffaflık Çağı başlamıştı. Pentagon ve Kremlin öfkeden delirmişlerdi; ama Reuters, Associated Press ve Dünya Haber Servisi'nin uyumayan, yirmi dört saat açık kameralarıyla baş edemezlerdi
  • 1990'lı yılların ortalarında, CIA'ye göre Filistin Kurtuluş Örgütü 8 milyar dolar ile 14 milyar dolar arasında bir birikime ulaşmıştı. Açıkçası bu o dönemdeki gayri safi milli hasılası 6 milyar dolar olan Bahreyn'den, 10.6 milyar dolar olan Ürdün'den ve 6.5 milyar dolar olan Yemen'den daha büyük bir rakamdı
    Loretta Napoleoni
    Sayfa 29 - 1.Basım Şubat 2015 - Altın Bilek Yayınları
  • Bir bilimsel çalışmaya göre, İngiliz anne babalar çocuklarıyla günde ortalama sekiz dakikalık anlamlı konuşma gerçekleştirirken, bu süre Amerikalı anne babalar için sadece beş buçuk dakika. 1965 yılından 1990 yılına dek anne babaların çocuklarına ayırdıkları süre, neredeyse yarı yarıya azalmış.
  • Cemil Kavukçu'nun ilk okuduğum kitabı- herkes gibi Yalnız Uyuyanlar İçin ile başlamayı düşünüyordum okumaya. Ama önüme bu düştü ilk önce- başkalarının sürüklemesindense, rüzgarı tercih ettiğimden başlayıp bitirdim hemen. Başlayıp bitirdim diyorum özellikle; bilen bilir, oldukça tembelimdir özellikle kitap okurken. 6 aydır devam etmediğim kitap var hesabımda. Niye böyle oldu peki, inceleyelim bakalım.

    Cemil Kavukçu öyküleriyle tanınan bir yazar. Hatta öykücü – 1990, 2000'li yılların önemli isimlerinden biri. Hala okunuyor kitapları, ama ben bilmiyordum fazla- bir kaç incelemede dikkatimi çekmişti gerçi, Metin hoca da tavsiye etmişti sanırım bir ki yazısında.

    Kitaba başladığımda en başta yazarın sade, sıkmayan üslubu ile karşılaşıyoruz. İlk hikayede kitabın adına uygun olarak bir çocuğun rüyası anlatılıyor daha çok. İyi güzel diyoruz, çok fazla etkilenmesek de beğeniyoruz yazarın dilini. İkinci hikayede ise ablasıyla küçük bir çocuğun bağını görüyoruz, bir şeyler uyanmaya başlıyor içimizde.

    Üçüncü hikaye “Solgun” ablasını kaybeden orta yaşlı bir adam hakkında- işte burada hikayelerin birbiriyle ilintili olduğunun farkına varıyoruz, acaba yaşanmış mıdır kuşkusu çöküyor içimize.

    Diğer hikayeler “O Kadın Fatma Girik Değil”, “Fiyasko” ve “Çiçekler”le konudan biraz ayrılıyor gibi göründe de “Başkasının Rüyası”nda her şeyin bir bütün olduğunun farkına yeniden varıyoruz. Her okuduğumuz hikayede biraz daha giriyoruz Kavukçu'nun rüyalarına. Kitabın sonunda bütün bunların başkalarının rüyaları olduğunu söylese de kahramanımız eşine, biz farkındayız her şeyin.

    Başta söylediğim gibi hikayeler tek başlarına güzeller, ama hepsi birleşince insan ne olduğunu anlamadan bitiyor kitabı ve bütünün parçaların toplamının çok ötesinde olduğunu görüyorsunuz. Genel olarak bir burukluk hakim tüm öykülere. Ama öyle yılışık bir şey değil, Cemil Kavukçu sizi melodramlarla vurmak istemiyor. Zaten hayatın kendisi yetiyor o burukluk için.

    Öykü seven ya da öykü yazmaya çalışanların okumasının faydalı olacağını düşündüğüm bir kitap “Başkasının Rüyası”. Zaten bir günde bitecek bu kitabı okuyacağınıza pişman olmayacağınızı düşünüyorum. İyi akşamlar.
  • Hüzün çanağı yalnızlık
    Yasaklarla büyütüldü
    Bir gece vakti
    Katledildi suya inen çocuklar.

    Tellâl haber saldı dağlara
    Siyahlar giyildi, ağıtlar yakıldı
    Kızıl bir dem kaldı geriye.

    Ozan Deniz Sarıtop