10/10
·424 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
O kadar güzel bir seriydi ki kendini hiç bozmadı, konu bütünlüğü hiç bozulmadı, hep bir merak hep bir heyecan vardı. Kimi zaman hüzünler ama çokça sevgi vardı. Zorlu hayatların bir araya getirdiği iki kişi. Zümrüt ve Akın. Diğerleri için Ayten ve Akın onlar. Ayten zorlu bir geçmişten geldiğinde Akın onun diğer adını benimseyip ona bambaşka bir dünya sundu ve Akın için o hep Zümrüt oldu. Bir dönem Ayten çok zorlu süreçlerden geçerken Akın da bambaşka zorlukları aşmaya çalışıyordu. Onlar bugünlere gelebilmek için çok büyük acılarsan çok büyük sınavlardan geçmek zorunda kaldılar, ölümlerden döndüler ama küllerinden yeniden doğup Zümrüt ile Akın’ı yaşattılar hem de büyük bir aşkla çoğalarak. Sizi çok sevdim. Ancak bir kaç konuya da değinmek isterim Bitimindeki günlük ve sonrası geçmişin anlatıldığı kısımlar tarih olarak yeni tarihten eskiye ve ara tarihler karmaşık olarak değil de tarih sıralamasına göre gitseydi keşke SPOİLER, kitabı okumayan gerisini okumasın Bir önceki kitapta Hüsamettin’in beyninde bi hastalık varmış denmişti sonradan hiç konusu olmadı, onun hayatına dair bir şey okumadık 4.kitapta Zehra hasta dendi 279 da Zehra için fiziksel engeli olan oğluyla ne kadar zor bir hayat yaşadığının farkındaydım diyor. Bu çocuk fiziksel engelli değildi. Beyninde bir şey var diye öğrenmiştik şimdi de fiziksel engelli olmuş çocuk sonra Zehra kanser diye öğrendik şimdi de atlatmış ve o arada Ayten ona destek olmuş. Buralar çok yüzeysel geçilmiş 289.Sayfada yıl 1993 çocuklar 1. Sınıf o dönem okuma fişlerinde lale, el ele yoktu onlar şimdiki okuma kelimeleri, bu konuda da bir küçük araştırma yapılsa iyi olurdu. Ben de 91 yılında 1. Sınıftım Biz kendi çocuklarımıza ela lale ile okuma yaptırdık 298 de Neşe’nin bi kez daha doğum yaptığını bir kaç satırla öğrendim,daha
Kırmızı Güller Çabuk Solar 4Ceyda Kalender · Artemis Yayınları · 202633 okunma
Bir İmparatorluğun Gün Batımında: Atatürk’ün Anlattıkları
Puan vermedi·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:01
selamlar herkese! Bugün Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin kitabından bahsedeceğim sizlere. 🫯 Bu kitap, Atatürk’ün Falih Rıfkı Atay’a anlattığı hatıralardan oluşuyor. Daha önce Milli Mücadele’nin başlangıç sürecini farklı kaynaklardan okumuştum ancak bu eser, olayları doğrudan Mustafa Kemal’in bakış açısından görmek açısından oldukça etkileyiciydi. Kitabın kalbini tek bir soru oluşturuyor aslında: Samsun’a giden o vapurun kaptan köşkünde sadece Mustafa Kemal mi vardı, yoksa o gemiyi bir şekilde Vahdettin mi yüzdürdü? Yıllardır tartışılan “Vahdettin bir vatan haini miydi, yoksa çaresiz bir hükümdar mıydı?” sorusuna burada başkalarının yorumlarıyla değil, Mustafa Kemal’in o günkü düşünceleri, endişeleri ve kararlılığı üzerinden yaklaşma fırsatı buluyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen bölümler Almanya seyahati sırasında geçen vagon sohbetleri oldu. Mustafa Kemal’in olayları değerlendirme biçimini, dönemin siyasi atmosferini nasıl okuduğunu ve geleceğe dair yaptığı tespitleri görmek gerçekten dikkat çekiciydi. Bir yanda Osmanlı Devleti’nin son yılları, diğer yanda ise henüz şekillenmekte olan yeni bir gelecek var. Bu yönüyle kitap yalnızca tarihî olayları anlatmıyor; aynı zamanda farklı dünya görüşlerinin karşılaşmasına da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitabı okurken, Falih Rıfkı’nın Atatürk’ün cümlelerini aktarırken kullandığı o sade ama sarsıcı dili özellikle takip etmenizi öneririm. Yazarın, Atatürk’ün zihnindeki o berraklığı okura geçirme becerisi, eseri klasik bir biyografiden öteye taşıyıp, adeta bir "tarihi tanıklık" belgesine dönüştürüyor. Özellikle işgal altındaki İstanbul’un atmosferi, saray çevresindeki belirsizlik ve dönemin umutsuzluğu başarılı bir şekilde aktarılmış. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca bir olayın değil, bir
1000Kitap
Atatürk’ün Bana Anlattıkları: Mustafa Kemal’in Ağzından VahdettinFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20231,244 okunma
Reklam
6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:12
Aynur Demirdirek 'in Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir Hikayesi adlı eserini bir kitapçıda gezerken tesadüfen görüp satın aldım. İmge Kitabevi Yayınları tarafından Ocak 1993'te yayımlanan ve 136 sayfadan oluşan bu kitap, kadın tarihi alanında dikkat çekici bir çalışmadır. Eserde, Osmanlı kadınlarının toplumsal hayatta aktif rol oynadıkları ve kadın hakları mücadelesinin Cumhuriyet öncesine uzanan bir geçmişe sahip olduğu anlatılmaktadır. Kitabın en dikkat çekici yönü, kadınların kendi yazıları ve görüşleri aracılığıyla seslerini duyurmasıdır. Bu sayede kadınların toplumsal değişimin önemli bir parçası olduğu görülmektedir. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta, kadınların seslerini duyurdukları süreli yayınların sahiplerinin ve yöneticilerinin çoğunlukla erkeklerden oluşmasıdır. Bu durum, dönemin erkek egemen yapısını göstermesi bakımından oldukça düşündürücüdür. Eseri genel olarak beğenmeme rağmen bazı eksikleri olduğunu düşünüyorum. Kullanılan dil ve eski Türkçe ifadeler günümüz okuyucuları için zorlayıcı olabilir. Ayrıca bazı konuların daha ayrıntılı işlenmesini isterdim. Buna rağmen eser, kadın hareketlerinin tarihsel gelişimini anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır. Özellikle akademik araştırma yapacak öğrenciler ve araştırmacılar için yararlı olduğunu düşünüyorum. Kadın tarihi ve toplumsal tarihe ilgi duyan herkese bu kitabı tavsiye ederim.
İnceleme
Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir HikayesiAynur Demirdirek · Ayizi Kitap · 201120 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:28
#okudumbitti#atatürkünhatıraları Falih Rıfkı Atay Atatürk’e en yakın isimlerden biri ve onun özel kalemi. Çok yönlü bir devlet insanıymış. Atatürk’ün sohbet sıralarında anlattığı hatıraları kitaplaştırmış. “ Atatürk’ün Hatıraları” Atatürk’ün 1914 tarihinden 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasına kadar olan süreci anlatmaktadır. Bu tarihten sonrasını daha detaylı olarak Atatürk Nutuk’unda anlatmıştır. Sofya’ya 19.Fırka Kumandanı olarak gidip görev yapan Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı patlak vermek üzereyken İstanbul’a gelir. Osmanlı Devleti’nin Almanlar safında savaşmasını istemez. Çünkü Almanya’nın kaybedeceğini anlamıştır. Bulgaristan’da çok istekli değildir Almanya safında savaşmaya Aynı zamanda Türk ordularını tetkik ederek gidişattan memnun kalmamıştır. Atatürk bir kumandan olarak Anafartalar ve Arıburnu’nda büyük başarılar göstermiştir. Mustafa Kemal sözünü sakınmadan dile getirdiği için padişaha yakın isimler tarafından da istenmeyen kişi olmuş ve İstanbul’dan sürgün edilmeye çalışılmıştır. Bu süreçte parasız kalıyor, zorluklar yaşıyor ancak Türkiye’nin içine düştüğü girdaptan dolayı da bir şeyler yapmak mecburiyetinde hissediyor kendini. Mustafa Kemal Padişah ve yönetimine karşı yakın çevresiyle örgütlenmeye başlıyor ve hatta annesi şöyle demiş ; “ Çocuğum ,bir şey sormak istiyorum, sen ve senin arkadaşların yedi evliya kuvvetinde olan padişaha isyan mı ediyorsunuz?” Atatürk kumandan olarak tabi sürekli seyahat ediyor ,Alman kumandanlarıyla görüşmeler yapıyor. Bir seyahati sırasında İspanyol gribine yakalanmış hatta. Yine seyahat ederken halkın da günden güne sefalet ve yaklaşan savaşın ağırlığı altında ezilmeye başladığına da şahit olmuş Mustafa Kemal 1919 yılında ise Yunanlılar Samsun’a asker çıkarmadan kısa süre önce Mustafa Kemal , Damat
1000Kitap
Atatürk'ün Hatıraları (1914 - 1919)Falih Rıfkı Atay · Pozitif Yayıncılık · 2022656 okunma
8/10
·34 syf.·
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Doom 2099 #1Chip Zdarsky Bu hikâye, klasik 1993 tarihli Doom 2099 serisinin doğrudan devamı değildir. Chip Zdarsky, eski seriye saygı duruşunda bulunurken yeni bir 2099 geleceği yaratır. Hikâyenin merkezindeki soru şudur: "Doom gerçekten Victor Von Doom mu?" 2099 yılında dünya harap olmuş durumdadır. Büyük şirketler ve yozlaşmış yönetimler insanların hayatlarını kontrol etmektedir. "The Ravage" adı verilen çorak bölgelerde insanlar yoksulluk içinde yaşamaktadır. Hikâye, yüzü ağır şekilde yanmış ve ölümün eşiğinde bulunan gizemli bir adamın çölde bulunmasıyla başlar. Bir grup Thorite (Thor'a tapan dini topluluk) onu kurtarır. Aralarında Franz adlı küçük bir çocuk da vardır. Adam uyandığında kim olduğunu hatırlamaz. Ancak kısa sürede olağanüstü bir zekâya sahip olduğu anlaşılır. Hurda teknolojilerden gelişmiş cihazlar üretmeye başlar. Çevresindeki insanlar onun sıradan biri olmadığını fark eder. O da kendisinin kim olduğunu araştırırken yavaş yavaş tek bir sonuca ulaşır: O, Doctor Doom'dur. En azından buna inanır. Eski kayıtları inceler, Doom'un tarihini öğrenir ve kaderinin insanlığı kurtarmak olduğuna karar verir. Bunun üzerine kendine yeni bir zırh yapar ve Doom kimliğini benimser. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Reed Richards'ın dijital bir kopyasıyla karşılaşır. Reed ona sürekli meydan okur. Reed'e göre bu adam gerçek Doom değildir; yalnızca Doom olmayı isteyen bir taklitçidir. Buna karşılık yeni Doom, kimliğin kan bağıyla değil iradeyle oluştuğunu savunur. Eğer Doom'un zekâsına, kararlılığına ve amacına sahipse, o zaman Doom olduğunu söyler. Bu sırada Doom, çevresindeki insanları korumaya başlar. Yağmacılarla, çetelerle ve baskıcı güçlerle mücadele eder. Tıpkı 1993'teki ilk Doom 2099 hikâyesinde olduğu gibi, çökmüş bir dünyada sıfırdan yükselen bir lider
Edebiyat
Doom 2099 #1Chip Zdarsky · Marvel Comics · 20195 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 138. kitabı
Eserin oluşturma aşaması ile ilgili araştırmalar yaptım ve James O'Barr bu eseri oluştururken kendi yaşadığı bir olaydan ilham almış.Trafik kazasında nişanlısı Bethany'nin sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmesi yüzünden zor günler geçirmiş ve bunu çizmeye başlamış.Bir tane gazete haberinden de etkilenmiş bunu ortaya koyarken.Hatta eserdeki çete üyeleri ismi Detroit'teki duvar yazılarından alınmış.Eserde de Eric ve Shelly arabadayken bir çete saldırısına uğruyor.İkisi de ölüyor.Ve işte ölümünden sonra bir tane karga geliyor ve bu sayede Eric diriliyor.Ama bu sefer biraz daha farklı şekilde.Ve intikam almak istiyor, çete üyelerini birer birer öldürmeye başlıyor.Şimdi merak ettim neden karga? Bunu ilerdikçe sonlarda öğrendim ve araştırdım.Mitolojik olarak karga çokça anlam içeriyor.Bunu kendim söylemeyeceğim, okuyanlar için heyecanı kalsın.Ve bir diğer sevdiğim kısım alıntılar.Şarkılardan sözler, şairlerden şiirler vb. (Özellikle Arthur Rimbaud) Yani klasik bir intikam serisi diyemeyiz, içinde biraz mistik şeyler, biraz mitolojik öge.Yani bu çok farklı inanılmaz güzel bir gotik eser denebilir.Ha bu arada 1994 yapımı filmi var.Brandon Lee oynuyor.1993'te çekiliyor ve bir tane kurusıkı tabancada mermi kalmış ve ateş alınca Brandon Lee ölüyor.Filmin büyük çoğunluğu zaten çekilmiş o yüzden geri kalan dublör ile hallediyorlar ve işte film çıkıyor.Bir gün filmini de izleyeceğim.Hoşça kalın.
KargaJames O'Barr · İthaki Yayınları · 2023132 okunma
Reklam
Reklam