Daha fazla konuşamadı ve ağlamaya başladı. O anda,
babama bir şeyler olduğunu anladım. Kulübeden dışarı koştum. Jiazhen, önünde bir kova dolusu çamaşır, yerdeydi.
Beni görünce, "Fugui, baban ... " diye haykırdı Jiazhen.
Beynim uğuldamaya başlamıştı. Olabildiğince hızlı koşarak
diğer tarafına geçtim. Helaya vardığımda babam nefes
almıyordu. Onu sarstım, bağırdım, ama cevap vermedi. Ne
yapacağımı bilemiyordum.
Dört bir yanıma baktım, görünürde
hiç kimse yoktu. Kemerirnle kendimi oracıkta asmak istedim.
Düşünceler denizinde boğulmuş bir halde yürümeye çalıştım.
Bir karaağacı geçtikten sonra fark ettim ki, çıkarmak için
elimi kemerime bile atmamıştım. Gerçekten ölmek istemi-
yor, sadece kendimi cezalandırmak için bir yol arıyordum.
O lanet borcun benimle birlikte asılmayacağını düşündüm
ve kendi kendime, "Boş ver, ölme!" dedim.