Yıl 2009
Yaş 24
Yer Uşak.
O zamanlar bir elektrik üretim merkezinde çalışıyorum. Benim yaşlarımda iki çocuk gün içerisinde sürekli telefonla meşgul oluyorlar. Ben ise telefona bir arama gelirse bakıyorum ki genelde günleri telefona bakmadan bitiriyorum. Ne kadar yalnızmışım. 😁
Bir gün bu çocuklara,"Siz sürekli telefona bakıyorsunuz, orada ne var da telefonun müptelası oldunuz?" dedim. İçlerinden biri, "Facebook"a bakınıyoruz dedi. Sosyal medyaya ne kadar yabancıymışım ki, "O neymiş?" diye sordum. Güldüler ve, "Senin yok mu?" dediler. Hayır, yok dedim, facebook dediğiniz şeyin ne olduğunu da bilmiyorum dedim. O zamanlar ne kadar da açılmamış bir gonca imişim, şimdi dikenliğe dönüştük😁
Bana orada neler yaptıklarını gösterdiler. Buradan kadınları ekleyip arkadaş oluyoruz, muhabbet ediyoruz dediler. Ben Anadolu'nun bağrından yeni kopup gelmiş masum bir köylü çocuğu idim, kanıma girdiler ve bana kendileri bir Facebook hesabı açıverdiler. Bir olta da sen at dediler, sanki Facebook bir nehir de balık avlayacağız. 😁
Neyse, ben o zamanlar sûfi takılıyorum, profilime dua eden bir çocuk resmi koydum. Birkaç da özlü söz paylaştım, rastgele üç beş kişiyi ekledim, başka da bir şey yapmadım. Birkaç ay geçmişti. Bir gün bir bildirim geldi. Takipleşmediğimiz bir hanımefendi benim profil resmimin altına yorum yapmış ve o yorum hala unutmam şöyleydi:"Rabbim kaderinizi kendi rızasında sonlandırsın." Ben de bir dua ile karşılık verdim. O yine bir dua ile geldi. Ben bir daha dua ile karşılık verdim. Bu dua seremonisi birimiz "Amin" diyene kadar yarım saat sürdü galiba.😁
Sonra mesaja geçtik. Akşamına sevgili olduk. Numara alıp verme töreni düzenledik. Kendisi Çankırılı imiş. Ondan öğrendiğime göre Çankırı'nın tuzu, tozu ve kızı meşhurmuş😁
Velhasıl kelam, hayatın olağan akışına aykırı olarak